İYİ PARTİ ÜZERİNE BİR ANALİZ !
Siyasi yapıların gelişim süreçlerini ve toplumsal meşruiyetlerini incelediğimizde, kurumsal başarının temel anahtarının “demokratik rüştü içselleştirmek” olduğunu görürüz.
Ancak İYİ Parti özelinde yaptığımız gözlemler, bu sürecin sancılı bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Kongre salonlarında delegenin hür iradesiyle seçilen ilçe başkanlarının, sırf farklı bir siyasi duruş sergiledikleri için “muhalif” gibi konumlandırılması, modern siyasetin nezaketi ve çoğulcu yapısıyla taban tabana zıt bir tablo ortaya koymaktadır.
Seçilmişe Saygı: Demokrasinin Temel Taşı
Bir siyasi hareketin toplumsal karşılığını inşa eden asıl güç; yerelde halkın güvenini kazanmış, teşkilatın enerjisini diri tutan dinamik ilçe başkanlarıdır. Demokrasinin en temel kuralı olan “seçilmişe saygı” ilkesini kavramakta zorlanan kimi figürlerin —vekil dahi olsalar— kongre sonuçlarını kişisel bir hesaplaşma alanına çevirmeleri düşündürücüdür. Teşkilatın moralini tahkim etmekle görevli olanların; enerjilerini destek yerine kadroları tasfiyeye veya kurumsal uyumu zedelemeye yönelik kulis çalışmalarına ayırması, temsil edilen makamların vakarıyla bağdaşmamaktadır.
İtimat Kaybı ve Kurumsal Kimlik
Siyaset, özü itibarıyla bir “ikna ve güven” inşa etme sanatıdır. Kendi teşkilatını rakip gören bir anlayışın, sandık başına giden seçmene “istikrar ve huzur” vaat etmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Emeğe yönelik bu tür saygısız müdahaleler, sadece ferdi eylemler olarak kalmaz; partinin kurumsal kimliğine olan güveni temelinden sarsar. Unutulmamalıdır ki, güvenin olmadığı yerde kalıcı bir başarıdan söz edilemez.
Sistem Dar Boğazında İç Savaşlar
Mevcut Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi, Türkiye siyasetini keskin bir kutuplaşmaya mahkûm etmiş durumdadır. Alternatif olma iddiasındaki oluşumların hareket alanı zaten kısıtlıyken, sergilenen bu “komitacı” oyunlar, toplumdaki umut kırıntılarını da yok etmektedir. Kendi içine hapsolan ve enerjisini iç savaşlarda tüketen bir yapının, sistemin dayattığı bu dar boğazdan çıkması imkânsızdır.
Zihniyet Dönüşümü Zorunluluğu
İYİ Parti, Meclis’te grubu bulunan ve bünyesinde vatansever pek çok değeri barındıran kıymetli bir yapıdır. Ancak bu kurumsal bünye; şahsi ikballeri, demokratik teamüllerin ve teşkilat hukukunun önüne koyan yaklaşımları artık tasfiye etmek zorundadır. Tüzüğün emrettiği demokratik katılım esasları, sadece kâğıt üzerinde kalan birer metin değil, siyasi ahlakın temel taşı olarak benimsenmelidir.
Vekillerin, genel merkez koridorlarında ilçe başkanlarını çağırtıp istifalarını istemeleri; hangi demokratik gerekçeyle açıklanabilir? İlçe yönetimlerini düşürmek için giriştikleri bu yöntemler, üyelerin iradesine saygısızlık değil de nedir?
Sonuç: Kucaklayıcı Bir Gelecek mi, Siyasi Tasfiye mi?
Asıl soru şudur: Kendi dava arkadaşlarını dahi hazmedemeyen, en yakınındaki ilçe başkanlarını kucaklayamayan bu sığ düşünce yapısı, kutuplaşmış 87 milyonluk koca bir ülkeyi nasıl birleştirecektir?
İYİ Parti kurmayları, bu zihinsel çıkmazı derinlemesine düşünüp acil çözüm üretmek zorundadır. Aksi takdirde, siyasetin doğal seleksiyonu devreye girecek ve bu düğümü bizzat milletin kendisi çözecektir. Türkiye’nin ihtiyacı olan; içe dönük güç savaşları değil, emeğe saygı ve demokratik olgunlukla harmanlanmış gerçek bir umut siyasetidir.
Kaynak: www.haberasi.com