BOZKURTLARIN YENİDEN DİRİLİŞİ !

Yayınlama: 09.01.2026
Düzenleme: 11.01.2026 01:00
62
A+
A-

BOZKURTLARIN YENİDEN DİRİLİŞİ !

​Türk siyasi tarihi, yirmi birinci yüzyılın bu sisli ve vicdanları kanatan dönemini kayda geçerken; bir davanın şeref nişanesi olan o kutsal ruhun, bizzat o ruhu temsil iddiasındaki “mevcut karar vericilerin” eliyle nasıl bir çöküşe sürüklendiğini, tarihin en hüzünlü faslı olarak yazacaktır.

Hareketin üzerine bir karabasan gibi çöken bu irade; sadece idari bir düzeni bozmakla kalmamış; Cumhuriyet’in temel ilkelerini ve en acısı da bir neslin sarsılmaz imanında onarılmaz yaralar açmıştır.

​”Yaydan Çıkan Ok”tan Karanlık Dehlizlere
​Mevcut iradenin en ağır vebali; şafak vaktinde kutsal sayılanın, gün batarken bizzat reddedildiği o baş döndürücü u-dönüşleridir. Bir zamanlar “Ülkü” denilen o nazlı gelin için gözünü kırpmadan ölüme giden, hedefine varmak için yaydan fırlayan bir ok gibi dosdoğru ilerleyen o iffetli nesil; ne hazindir ki bugün “güç sahiplerinin” ikbal hesapları uğruna karanlık dehlizlerin birer aracı haline getirilmiştir.

​Dün, “vatan” deyince akan suları durduran, hücrelerde ser verip sır vermeyen yiğitlerin yerini; bugün üç kuruşluk dünya menfaati için en yakın arkadaşını satan, vekillik koltuğu uğruna milli iradeye el uzatıp oy çalan, karanlık ve akçeli işlerin gölgesinde dava kardeşinin hukukunu çiğneyen bir yozlaşma almıştır. Babası yaşındaki ak saçlı çınarlara saldıran bu güruh, aslında sadece o insanlara değil, bir davanın asırlık namusuna el kaldırmıştır.

​Kime Yanalım? Öksüz Bırakılan Bir Sevdaya mı?
​Şimdi bir köşeye oturup kime, hangi yaraya yanalım?
Bir hilal uğruna, hayatının en taze baharında, daha sevdiğinin elini bile tutamadan toprağın kara bağrına sessizce uzanan o fidanlara mı? Cezaevlerinin rutubetli taş duvarları arasında gençliğini bir mum gibi eriten, yıllar sonra dışarı çıktığında dünyayı yabancı bulan o boynu bükük çilekeşlere mi?

​Aslında gidenler bizden çok daha şanslıydılar. Onlar, göğüslerini siper ettikleri o tertemiz değerlerin bugün nasıl pazarlık masalarında bozuk para gibi harcandığını görmediler. Bayrak bildikleri iradenin, dün söylediklerini bugün nasıl ayaklar altına alıp çiğnediğine şahit olmadılar. Kalanlar ise ne yazık ki kendi evlerinde mülteci, kendi davalarında öksüz bırakıldılar. Bir neslin onuru, karar vericilerin u-dönüşlerinde savrulup gitti.

​Bebek Katili Çıkışı ve Sızlayan Vicdan sahibi

​İşte tam bu noktada, o en ağır yürek sızısı vuku bulmuştur. Toplumun vicdanında “bebek katili” damgasıyla tescillenmiş bir terör elebaşı üzerinden kurulan bu yeni söylemler, milletin belleğinde on yıllar geçse de kapanmayacak bir yara açmıştır. Buradaki çifte standart, tarihin sayfalarına utançla geçecek kadar açıktır: Şayet bu sözlerin zerresini bir başka siyasi kişilik dile getirmiş olsaydı, o kişi bugün sokağa çıkacak yüz bulamazdı.

Son Söz: Mehmedim, Sanma Bu Tekerlek Kalır Tümsekte!
Lakin bu hüzün coğrafyası sonsuza dek sürmeyecek. Ne kadar ağır u-dönüşleri yapılırsa yapılsın, ne kadar kirli pazarlıklarla dostluklar ve vekillikler satılırsa satılsın; bu toprakların bağrında uyuyan o asil ruh elbet bir gün şahlanacaktır. “Sanma Mehmedim, bu tekerlek kalır tümsekte / Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!” mısralarındaki o sarsılmaz inançla biliyoruz ki; karanlığın en koyu olduğu bu an, aslında şafağın müjdecisidir.

Atsız Ata’nın o çelikten mısralarıyla haykırıyoruz:
​”Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na.
Sert akar adımların, kalbin hiç sarsılmaz;
Bozkurtların ruhu şad, döner kendi çağına!”
​Bu yaşananlar asla Bozkurtların ölümü değildir; bu, BOZKURTLARIN YENİDEN DİRİLİŞİ olacaktır! Emanetin asıl sahipleri, o tozlu raflara kaldırılan Ülkü’yü elbet bir gün ait olduğu burçlara yeniden asacaktır. Ruhun şad olsun ey çilekeş nesil; Bozkurtlar yeniden doğuyor!

Kaynak: www.haberasi.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.