SURİYE TÜRKMENLERİNİN ÖZGÜRLÜK BEDELİ ŞEHİT KANI VE MİLLİ SERVETLE ÖDENMİŞTİR!
Türkmenlerin haklarını savunmak, sadece bir vefa borcu değil, şehit kanıyla, 100 milyar dolarlık emekle ve milyonlarca mazlumun yüküyle mühürlenmiş Topyekûn bir ”MİLLİ DAVADIR!”
Suriye’de bugünlerde “demokrasi” makyajlı bir tiyatro sergileniyor.
Şam’daki geçici yönetim, Ahmet el-Şara imzalı kararnamelerle Kürtlere vatandaşlık dağıtıyor, Kürtçeyi ulusal dil ilan ediyor.
Elbette; Kürtlere, Dürzilere, Alevilere ve Hristiyanlara verilen haklar demokrasinin de insanlığın da bir gereğidir, buna itirazımız olamaz.
Türkmenlerin haklarını savunmak, sadece bir vefa borcu değil, şehit kanıyla, 100 milyar dolarlık emekle ve milyonlarca mazlumun yüküyle mühürlenmiş Topyekûn bir ”MİLLİ DAVADIR!”
Suriye’de bugünlerde “demokrasi” makyajlı bir tiyatro sergileniyor.
Şam’daki geçici yönetim, Ahmet el-Şara imzalı kararnamelerle Kürtlere vatandaşlık dağıtıyor, Kürtçeyi ulusal dil ilan ediyor.
Elbette; Kürtlere, Dürzilere, Alevilere ve Hristiyanlara verilen haklar demokrasinin de insanlığın da bir gereğidir, buna itirazımız olamaz.

Ancak bizim itirazımız şudur; Bu hak terazisinin Türkmenlerin üzerinde kör, sağır ve dilsiz kesilmesinedir.
Kimse bu süreci sadece kağıt üzerindeki bir lütuf zannetmesin, zira bu masadaki her imtiyazın arkasında, okyanus ötesinden esen rüzgarların değil, Anadolu’nun ödediği ağır bedelin gölgesi vardır.
*Devrimin Öncü Gücü ve Zeytin Dalı’nın Onuru.
*Herkes hafızasını tazelesin!
Türkmenler bu devrimin sadece destekçisi değil, bizzat öncü gücü oldular.
Şehirler bir bir düşerken ilk bayrağı açan onlardı.
Eğer bugün Ahmet el-Şara o sarayda oturabiliyorsa, bu Türkiye’nin ve Türkmenlerin sayesindedir.
Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin’de terörün beli bükülmeseydi, Fırat Kalkanı ile o koridor parçalanmasaydı, bugün ne bir “geçici hükümetten” ne de “Suriye’nin toprak bütünlüğünden” söz edilebilirdi.
Türk askerinin ve Türkmen mücahitlerin Zeytin Dalı’nda yazdığı destan, bugün Şam’da kurulan masanın meşruiyet zeminidir.
*100 Milyar Dolarlık Yatırım ve Milyonların Yükü
*Türkiye, sadece cephede savaşarak can vermedi.
13 yıldır dünyanın sırtını döndüğü milyonlarca Suriye’liye ev sahipliği yapıyor, hala milyonlarca mazlumun aşını, ekmeğini, sağlığını tek başına omuzluyor.
Suriye’nin kuzeyinde inşa edilen okullardan hastanelere, üniversitelerden yollara kadar harcanan meblağ 100 milyar doların üzerindedir.
Bu, Türk milletinin rızkından artırıp mazluma sunduğu bir helalliktir.
Ancak mesele sadece para değildir.
O topraklara düşen her damla şehit kanı ve hala bakılan milyonlarca can, Türkmenlerin hakkını bir “rica” konusu olmaktan çıkarıp, tarihin en meşru hakkı haline getirmiştir.
*Rica Değil, Helalinden Hak!
Bizim evlatlarımız, birileri emperyalistlerin fısıltısıyla kantonlar kursun diye toprağa düşmedi. Şehit kanıyla sulanan bir coğrafyada, Türkmenlerin dilini, kimliğini ve siyasi temsilini yok saymak; hem devrimin öncüsü olan o kahramanlara hem de Türkiye’nin ödediği koca bedele ihanettir. Eğer Kürtçe bugün ulusal dil olabiliyorsa; Suriye’nin kurucu unsuru olan Türkmenlerin Türkçesi de o anayasanın sarsılmaz sütunu olmak zorundadır.
*Terazinin Şaşmaz Ayarı
Türkiye, Suriye denklemini çözerken kimseden bir “lütuf” beklemiyor.
Biz, bedelini peşin ödediğimiz bir hakkın teslimini istiyoruz.
Şehidimizin kanı, milletimizin 100 milyar doları aşan yatırımı, hala soframızı paylaştığımız milyonlarca muhacir ve Ahmet el-Şara’yı o koltukta tutan Türkmen iradesi, bu masanın en büyük senetleridir.
Unutulmasın ki, arkasında küresel güçler olanın hakkını “garantiye” alıp, bu davanın çilesini çeken Türkmen’i ihmal eden bir yapı, o muazzam emeğin altında kalır.
Unutulmamalıdır-ki Türkmen’in onuru, Türkiye’nin şerefi ve Suriye’nin bekası birdir!
Kaynak: www.haberasi.com