Türk milliyetçiliği davası, elli yılın sonunda muazzam bir “başarıya” imza attı: Milliyetçiliği, bizzat milliyetçilerden temizlediler! Karşımızda artık bir siyasi parti yok; egemenlerin elinde bir sağa bir sola sallanan, ucu kırık bir “beka” oyuncağı var. MHP, milli olma vasfını o kadar başarıyla kaybetti ki, dün “terörist” dediklerine bugün “hukuksuz af” isteyecek kadar “geniş” bir vizyona kavuştu(!)
Selo’ya Selam, Ahmet’e Hürmet, Şehide Sükut!

Ne büyük bir ironi değil mi? Meydanlarda “Demirtaş teröristtir” diye gürleyenler, bugün Selo’ların, Ahmet Türk’lerin affı için hukuk kurallarını takla attırıyor. Bebek katiline “umut hakkı” isteyen bu “yüce” gönüllü(!) MHP yönetimi, Ahmet Türk’ün “yaşlılığına” acıdığı kadar, henüz yirmisinde toprağa düşen Aybüke Öğretmen’in yarım kalan gençliğine acımadı.
Sormak lazım: O “vicdan” dediğiniz şey, sadece Kandil’in eskileri için mi devreye giriyor? Şehit babasının feryadı mı? Canım o “devlet aklı” için katlanılması gereken küçük bir gürültü(!) MHP yönetimi, terör elebaşına “saygı” beklerken; şehit polislerin, dağ başındaki Mehmetçiklerin kemiklerini sızlatmayı bir “strateji dehası” olarak yutturuyor. Hiç mi vicdanınız sızlamadı o süslü koltuklarda otururken?
Hukuku PKK’nın Taleplerine Uydurma Sanatı
Hukuk mu? O da ne? Eğer teröristbaşını meşrulaştıracaksanız hukuk sadece ayak bağıdır. Düne kadar “Anayasa Mahkemesi kapatılsın” diyenler, bugün terör odağı isimleri dışarı çıkarmak için hukukun arkasından dolanma sanatında doktora yapıyor. MHP, Cumhuriyet değerlerini korumayı o kadar ileri götürdü ki(!), aidiyetsiz sözde İslamcılarla kol kola girip Cumhuriyet’in temeline kazma vuranlara “bekçilik” yapmaya başladı. Atatürk’ün mirasıyla kavgalı olanların sofrasında meze olan bir milliyetçilik… Gerçekten çok “milli”, gerçekten çok “yerli”!
Demografik İstila ve Saray Milliyetçiliği
Sokaklar sığınmacı dolmuş, vatanın demografisi haritadan siliniyor; ama bizim “aslan milliyetçiler” ensar-muhacir edebiyatıyla vatanı bir açık hava oteline çevirenlere kalkan oluyor. Millet açlıktan kırılırken, Türk işçisi yabancıya köle edilirken “sabır” tesbihi çeken bu milliyetçilik; halkın değil, sadece saray kulislerinin milliyetçiliğidir.
Fikir Öldü, Yaşasın Robotik İtaat!
Eskiden bu hareketin bir aydın kesimi vardı; okurdu, sorgulardı. Şimdi ise tek bir “aydın” kaldı: Işığı sadece tepeden gelen, sorgulamayan, sadece biat eden bir militarist yığın. Entelektüel derinlik mi? Onu çoktan Sinan Ateş gibi yiğitlerle beraber toprağa gömdüler. Fikrin bittiği yerde sadece slogan kalır; sloganın bittiği yerde ise bugünkü MHP gibi bir enkaz…
SONUÇ: HELVAYI KİM DAĞITIYOR?
Bebek katiline umut olan, Selo’lara selam çakan, hukuku PKK’nın ayağına seren MHP’nin milliyetçilik iddiası, artık acı bir şakadan ibarettir. MHP, milliyetçilikten kopmamış; milliyetçiliği kendi elleriyle boğup, üzerine de “beka” yazılı bir mermer dikmiştir.
Müjdemizi isteriz: PKK seviciliğiyle el sıkışan, aidiyetsiz kadrolara bekçilik yapan bu yapı, Türk milliyetçilerinin vicdanında çoktan rahmetli olmuştur. Cenaze namazına gerek yok; zira ortada ne milli bir ruh kaldı, ne de bir vicdan kırıntısı!
Kaynak: www.haberasi.com