Sumud filosunun bazı gemileri, işgalci İsrail tarafından zorla alıkonuldu ve limanlarına çekildi. Açık denizde gerçekleşen bu gasp, yalnızca bir deniz korsanlığı değil, aynı zamanda uluslararası hukuka karşı alenen işlenmiş bir suçtur. İsrail, kendisini uluslararası hukukun üstünde gören bir işgal devletidir ve bu zorbalığı yapabilmesinin tek nedeni, ABD’nin sınırsız siyasi ve askeri desteğidir.

Bugün İstanbul’da ABD Büyükelçiliği önünde süren protestolar da tam bu noktaya işaret ediyor: Bu suçun azmettiricisi Washington’dur. İsrail’in arkasında, her saldırıda, her ambargoda, her hukuksuzlukta Amerikan yönetiminin onayı ve silahları vardır. Dolayısıyla hedef yalnızca Tel Aviv değil; asıl hesap sorulması gereken, bu işgal düzenini besleyen küresel merkezdir.
Gazze halkı açlık ve abluka altında nefes alamazken, yardımı taşıyan gemilere dahi saldırmak; insani yardımın önüne tank, top ve donanma koymak, artık savaş suçu tanımını bile aşan bir barbarlıktır. Bu, çağdaş dünyanın yüzüne çalınmış kara bir lekedir. Ve bu leke yalnızca İsrail’in değil, ona her koşulda kalkan olan ABD’nin alnındadır.
Bu tablo bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Hukuk kâğıt üzerinde kalıyor, eğer halklar meydanlarda sesini yükseltmezse. İstanbul’daki protestolar, sadece bir öfke gösterisi değil; aynı zamanda emperyalizme karşı küresel bir dayanışma çağrısıdır.
Bugün Sumud filosu gasbedildi, yarın başka bir filo da hedef alınabilir. Ama unutulmamalı: Hiçbir işgal, hiçbir abluka, hiçbir destekçi devlet, halkların direniş iradesini teslim alamaz. Gemiler limana çekilmiş olabilir; fakat adaletin talebi çoktan sokaklara, meydanlara, dünyaya yayılmıştır.
Ve asıl gerçek şudur: İsrail’in korsanlığı sonsuza dek süremez. ABD’nin desteği de bir gün kırılır. Çünkü hiçbir zorbalık, halkların vicdanı ve direnişi kadar kalıcı olamaz.
Kaynak: www.haberasi.com