Adaletin Sessizliği: Ahmet Mungizzi’nin Ardından !

Adaletin Sessizliği: Ahmet Mungizzi’nin Ardından !

Tarih; 21 Ekim 2025…
Bir mahkeme salonunda yankılanan sessizlik, aslında bir toplumun vicdanında kopan çığlığın yankısıydı.
Ahmet Mungizzi, bir pazar yerinde, yaş ehliyeti bile olmayan dört genç tarafından planlı biçimde katledildi. Suç kameralarda açıkça görülmüş, deliller tartışmasız şekilde toplanmıştı. Ancak son celsede iki fail 24 yıl hapis cezasına çarptırılırken, diğer iki cani serbest bırakıldı.

Yayınlama: 22.10.2025
42
A+
A-

Adaletin Sessizliği: Ahmet Mungizzi’nin Ardından !

 

21Tari; Ekim 2025…
Bir mahkeme salonunda yankılanan sessizlik, aslında bir toplumun vicdanında kopan çığlığın yankısıydı.
Ahmet Mungizzi, bir pazar yerinde, yaş ehliyeti bile olmayan dört genç tarafından planlı biçimde katledildi. Suç kameralarda açıkça görülmüş, deliller tartışmasız şekilde toplanmıştı. Ancak son celsede iki fail 24 yıl hapis cezasına çarptırılırken, diğer iki cani serbest bırakıldı.

Bu karar yalnızca bir dosyanın değil, adalet duygusunun da yara aldığı bir anı temsil ediyor.
Bir toplum, kendi vicdanına güvenemez hale geldiğinde orada artık sadece hukuk değil, insanlık da eksilmiştir.

Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında artan şiddet vakaları, akran zorbalığının ve öfke kültürünün giderek küçük yaşlara indiğini gösteriyor. Çocuklar, sevgiyi öğrenmeden öfkeyi öğreniyor. Oyunlarda, ekranlarda, sokaklarda şiddet bir refleks haline geliyor. Empati yerini öfkeye, diyalog yerini yumruğa bırakıyor.
Ve toplum bu gidişata seyirci kalıyor.

 

Ancak asıl tehlike sadece gençlerin şiddete yönelmesi değil; adaletin caydırıcılığını yitirmesi.
Ceza ve infaz yasasındaki açıklar, “iyi hâl” indirimleri, failin değil mağdurun sorgulandığı bir düzen yaratıyor. Planlı bir cinayette “iyi hâl” kavramı adaleti değil, suçu ödüllendirir.
Bir mahkeme kararı, yalnızca sanığı değil; toplumu da eğitir. Bugünkü karar ise gençlere tehlikeli bir mesaj vermiştir: “Yapsan da bir şey olmaz.”

Ahmet Mungizzi’nin adı, bir dava dosyasının soğuk kapağında kalmamalı. O isim, vicdanlarımızda yankılanmalı; yasal düzenlemelerin değişmesi için bir simgeye dönüşmeli. Çünkü bir ülke, ancak adalet duygusunu koruduğu sürece yaşar.

Artık zamanı geldi:
Bu ülke, cezayı değil, vicdanı yeniden yazmalı.

Kaynak: www.haberasi.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Sedef dedi ki:

    Suçluların ödüllendirildiği, korunduğu bir adalet sistemi olamaz, kabul etmiyoruz.

    “Asıl tehlike sadece gençlerin şiddete yönelmesi değil; adaletin caydırıcılığını yitirmesi.
    Ceza ve infaz yasasındaki açıklar, “iyi hâl” indirimleri, failin değil mağdurun sorgulandığı bir düzen yaratıyor. Planlı bir cinayette “iyi hâl” kavramı adaleti değil, suçu ödüllendirir.
    Bir mahkeme kararı, yalnızca sanığı değil; toplumu da eğitir. Bugünkü karar ise gençlere tehlikeli bir mesaj vermiştir: “Yapsan da bir şey olmaz.”

    Yazarın bu cümlelerini çok önemli buldum.