Ortadoğu’da Sert Rüzgarlar: Çalkantının Derin Kökleri ve Kimin İşine Yarıyor?

Ortadoğu’da Sert Rüzgarlar: Çalkantının Derin Kökleri ve Kimin İşine Yarıyor?
Yayınlama: 14.06.2025
60
A+
A-

Ortadoğu’da Sert Rüzgarlar: Çalkantının Derin Kökleri ve Kimin İşine Yarıyor?

Ortadoğu, insanlık tarihinin en sancılı kavşağı olmaya devam ediyor. Bu topraklarda esen sert rüzgarlar, sadece geçici bir fırtına değil; yüzyılların birikmiş tarihsel, siyasi ve sosyokültürel gerilimlerinin dışavurumu. Mısır’dan Tunus’a, Libya’dan İran’a uzanan bu geniş coğrafyada sokaklar yeniden hareketlendi, sınırlar gerildi, halklar haykırıyor. Ancak bu ayaklanmaların sahnesinin ardında, basit bir özgürlük talebinden çok daha karmaşık ve soğukkanlı hesaplar yatıyor.

Bölgesel güçler, özellikle İran ve Suudi Arabistan, kendi ideolojik ve stratejik hedeflerini gerçekleştirmek için bu çalkantıları adeta bir satranç tahtası gibi kullanıyor. İran, mezhep eksenli nüfuzunu derinleştirerek bölgesel bir hegemon olma yolunda ilerlerken, Suudi Arabistan ise Sünni eksenli liderliğini ve Körfez’deki hakimiyetini pekiştirmeye çalışıyor. Bu iki dev arasındaki vekâlet savaşları, Ortadoğu’daki istikrarsızlığın başlıca kaynaklarından biri.

Dış güçler ise kendi ekonomik ve jeopolitik çıkarları doğrultusunda bu karmaşadan besleniyor. ABD ve Rusya gibi süper güçler, enerji kaynaklarına erişimi güvence altına almak, askeri üslerini genişletmek ve bölgedeki güç dengelerini kendi lehlerine çevirmek için çetin pazarlıklar yürütüyor. Avrupa’nın da enerji ve göç politikaları bu denklemin karmaşık parçaları arasında. Kaos, ne yazık ki, bu aktörlere masada üstünlük sağlama imkanı sunuyor.

Buna ek olarak, yerel aktörlerin ve rejimlerin çıkar hesapları, bu ayaklanmaları bir kaotik şova dönüştürüyor. Rejimler, iktidarlarını korumak için muhalefeti bölüyor, farklı grupları karşı karşıya getiriyor ve bazen baskıyı artırarak, bazen de geçici tavizlerle dengeyi sağlamaya çalışıyor. Bu iç çatışmalar, halkın gerçek taleplerinin arka plana itilmesine neden oluyor.

Sonuç olarak, Ortadoğu’da esen sert rüzgarlar, barış ve adalet isteyenlerin değil; iktidarı ve kontrolü elinde tutmak isteyenlerin işine yarıyor. Halklar, kendi kaderlerini tayin etme hakkından mahrum bırakılırken, tarih bir kez daha acı ve yıkımla yazılıyor.

Ama yine de umutsuzluk yok. Bu çemberi kıracak olan, halkların içindeki gerçek birlik, adalet ve özgürlük arzusu. Gerçek değişim, ancak dışarıdan dayatılan değil, içeriden yükselen bir bilinçle mümkün olabilir. Aksi halde, sert rüzgarlar daha da sert esecek ve fırtına hiç dinmeyecek.

Kaynak: www.haberasi.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.