Saha mı, Mıntıka mı ?

Yayınlama: 20.04.2026
Düzenleme: 20.04.2026 22:05
89
A+
A-
TRT kökenli, Türk Halk Müziği alanında uzun yıllar görev yapmış ses sanatçısıdır.

Saha mı, Mıntıka mı ?

Siyasetin Yön Değiştiren Dili !

Siyaset, halkla temas kurma sanatıdır.

Sandıkta alınan sonuç ise bu temasın en somut karşılığıdır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, sahada olması gerekenlerin sahadan çekildiği, bunun yerine “mıntıka temizliği” adı altında farklı bir siyasi dilin inşa edilmeye çalışıldığına tanıklık ediyoruz.
Saha çalışması; seçmenin nabzını tutmak, sorunlara çözüm üretmek ve güven inşa etmektir.

Oysa bugün sahadan uzaklaşan bir anlayışın, enerjisini ve odağını yerel yönetimlerin üzerine yönlendirdiği görülüyor.

Özellikle seçimlerde birinci çıkmış bir partinin belediyelerine yönelik artan baskı, hukuki zeminden çok siyasi bir stratejinin parçası olarak okunuyor.
Dünyadaki örneklere bakıldığında da benzer bir arayış dikkat çekiyor.

Macaristan gibi ülkelerde seçim süreçleri yalnızca sonuçları değil, demokrasinin niteliğini de tartışmaya açıyor.

Uzun süredir iktidarda olan Viktor Orbán gibi liderlerin varlığı, bir yandan seçmen desteğinin sürdüğünü gösterirken, diğer yandan toplumların daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik talep ettiğini ortaya koyuyor.
Son günlerde Antalya’da yapılan açıklamalar ve Tom Barrack gibi isimlerin Türkiye’nin yönetim biçimine dair değerlendirmeleri ise başka bir gerçeği hatırlatıyor: Dışarıdan yapılan yönlendirmeler, çoğu zaman toplumlarda karşılık bulmak yerine ters etki yaratır. Türkiye’nin siyasi hafızasında bu durumun örnekleri vardır.
Kenan Evren’in destek verdiği Necdet Calp liderliğindeki ve “horoz” amblemiyle bilinen Halkçı Parti’ye karşı, seçmen tercihini Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi’nden yana kullanmıştır.
Özal’ın “dört eğilim” olarak ifade ettiği; liberal, muhafazakâr, milliyetçi ve sosyal demokrat damarları aynı çatı altında buluşturma iddiası, toplumun geniş kesimlerine hitap eden yeni bir siyasal dil üretmişti.

Bu yaklaşım, seçmenin yönlendirmelere değil, kendisini kapsayan ve geleceğe dair umut vadeden bir vizyona yöneldiğini açıkça göstermiştir.
Bugün “demokrasi” söylemiyle hareket ettiğini iddia eden bazı dış güçlerin, iş kendi çıkarlarına geldiğinde daha merkeziyetçi, daha kontrol edilebilir yönetim modellerine göz kırptığı yönündeki eleştiriler de bu tartışmanın bir parçasıdır.

Demokrasi; Öngörülemezliği, çoğulculuğu ve hesap sorulabilirliği beraberinde getirir.

Tam da bu nedenle, istediği gibi hareket edememe kaygısı taşıyan anlayışların, demokrasi yerine daha güçlü ve denetlenmesi zor liderlik modellerine sıcak bakabildiği yönündeki algı, toplumlarda karşılık bulmaktadır.
Bu tablo içinde asıl soru şudur: Sahaya çıkmadan, halkın içine karışmadan, pazarda vatandaşın gözünün içine bakamayan bir siyaset anlayışı, sandıkta nasıl karşılık bulacaktır? Siyaset, mesafeyle değil temasla yapılır. Halktan uzaklaşan her adım, sandıktan da uzaklaşma riskini beraberinde getirir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; mıntıka temizliği değil, siyaset dilinin arınmasıdır.

Rekabetin sandıkta, çözümün sahada olduğu bir anlayışa dönüş kaçınılmazdır. Çünkü demokrasi, ancak eşit şartlarda yarışan aktörler ve özgür iradeyle anlam kazanır.
Unutulmamalıdır ki; sahayı boş bırakanlar, temizlediklerini düşündükleri zeminde aslında kendi meşruiyetlerini tartışmaya açarlar.

Kaynak: www.haberasi.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.