Dün bir hastane koridorundaydım…
Ama gördüğüm şey yalnızca bir sağlık hizmeti değildi.
Orada, sessizce büyüyen bir krizin izleri vardı.
Devlet Hastanesi acil servisinde konuştuğum hemşireler, sağlık sisteminin en görünmeyen ama en ağır yükünü taşıyan kesimi temsil ediyor.

“Biz hastayı ilk karşılayanlarız… ama en son hatırlanan da yine biz oluyoruz” diyorlar.
Bu cümle, tek başına bir sistemin özeti.
Gün içinde binlerce hastaya bakan, gece yarısından sonra da aynı tempoyla çalışmaya devam eden bir düzen…
Ama mesele sadece yoğunluk değil.
Çünkü bu yoğunluk kendiliğinden oluşmuyor.
Randevu sistemindeki gecikmeler, vatandaşın sağlık hizmetine zamanında ulaşmasını zorlaştırıyor.
İnsanlar günler sonrasına verilen randevuları beklemek yerine, çareyi acil servislerde arıyor.
Erken müdahale umudu, acilleri bir zorunluluk kapısına dönüştürüyor.
Ve böylece acil servisler…
Sadece acil durumların değil, sistemin bütün açıklarının toplandığı yer haline geliyor.
“Acilde yük değil, çözüm üretin!”
Bugün acil servisler, sağlık sistemindeki planlama eksikliklerinin yükünü taşıyor.
Her geciken randevu, her eksik kadro, her yanlış tercih…
Sonunda aynı kapıya çıkıyor.
“Sağlık emekçisi tükenirse, toplum nefessiz kalır.”
Saatler süren nöbetler, dinlenmeden geçen vardiyalar…
Yorgunluk artık bireysel değil, toplumsal bir risktir.
“Alkış değil, adalet istiyoruz!”
Bir dönem alkışlanan eller, bugün geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor.
Emek var, karşılığı yok.
Sorumluluk var, ama hak ettiği değer yok.
“Fedakârlık sınırına ulaştı, şimdi hak zamanı!”
Yıllardır sabırla taşınan yük artık sürdürülebilir değil.
Fedakârlık beklentisi, yerini zorunlu bir katlanmaya bırakmış durumda.
“İnsanca çalışma, adil ücret, hemen şimdi!”
Bu talepler bir ayrıcalık değil, en temel haktır.
Gece gündüz çalışan insanların geçim kaygısıyla yaşaması kabul edilemez.
“Görmezden geldikleriniz, yarının krizidir!”
Bugün duyulmayan her sorun, yarın daha büyük bir çöküş olarak karşımıza çıkar.
Sağlık sistemi ihmali kaldırmaz.
“Sağlıkta yük değil, emek konuşulmalı!”
Çünkü bu sistem sayılarla değil, insan emeğiyle ayakta duruyor.
Ve o emek her geçen gün biraz daha yıpranıyor.
Bugün hastane koridorlarında gördüğüm gerçek çok netti:
Acil servisler artık sadece hastaların değil, biriken sorunların adresidir.
Ve eğer bu yük böyle taşınmaya devam ederse…
Bir gün o yükün altında sadece sağlık çalışanları değil,
hepimiz kalacağız.
Kaynak: www.haberasi.com