“Feci Ölüm: Kompresörün Gölgesinde Sönen Bir Çocukluk” !
Bu ülkede bir çocuğun ölüm haberi artık kimseyi yerinden sıçratmıyor. Ne acı değil mi? Urfa’da yaşanan olayın ardından yapılan açıklamalarda, 15 yaşındaki Muhammed Kendirci çalıştığı iş yerinde kompresörle hava verilmesi sonucu hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı. Olayın ayrıntıları soruşturma dosyalarında ne şekilde yer alırsa alsın, şu anda ortada tartışmasız bir gerçek duruyor: Bir çocuk öldü. Hem de insanın tüylerini diken diken eden, aklın kabul etmekte zorlandığı bir yöntemle.
Bu ülkede bir çocuğun ölüm haberi artık kimseyi yerinden sıçratmıyor. Ne acı değil mi? Urfa’da yaşanan olayın ardından yapılan açıklamalarda, 15 yaşındaki Muhammed Kendirci çalıştığı iş yerinde kompresörle hava verilmesi sonucu hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı. Olayın ayrıntıları soruşturma dosyalarında ne şekilde yer alırsa alsın, şu anda ortada tartışmasız bir gerçek duruyor: Bir çocuk öldü. Hem de insanın tüylerini diken diken eden, aklın kabul etmekte zorlandığı bir yöntemle.

Bu topraklarda yoksulluğun gölgesi uzun, çok uzun. Çocuklar daha büyümeden çalışmaya itiliyor; oyun hakkı unutturuluyor, hayat tehlikeli makinelere zimmetleniyor. “Ekmek parası” denen şey bazen çocuğun canına biçiliyor. Kader değil bu; kaderi işleyen bir düzenin ayıbı. Evin masasına konamayan ekmek, çocuğun hayatından kesiliyor.
Denetim dediğimiz mekanizma nerede? Kağıt üstünde güçlü görünen kuralların gerçek hayatta buhar olup uçtuğunu görmüyor muyuz? Bir iş yerinde böyle bir makineye erişimi olan bir çocuk nasıl çalıştırılır? Kimse mi fark etmez? Kimse mi çıkar da “durun, bu bir çocuk” demez? Bu sorular havada asılı kalıyor çünkü cevapları biliyoruz: Bu ülkede bazı yerler hiç denetlenmiyor, bazı hayatlar hiç umursanmıyor.
Ve sonra bir çocuk ölüyor.
Sonra yine bildik cümleler: “Üzücü olay…”
Hadi oradan.
Bu bir olay değil; bu, yıllardır çözülemeyen bir düzenin sonuçlarıdır.
Soruşturma elbette sürecek, raporlar yazılacak, ifadeler alınacak, dosyalar hazırlanacak. Ama bu süreç hiçbir zaman o çocuğu geri getirmeyecek. Bize düşen gerçek şu: Bu ülkenin çalışma hayatında çocukların yeri olmamalıydı. Vardı. Hem de en tehlikeli yerde. Ve sonunda olan oldu.
En kötüsü de şu: Toplum bu haberlere alıştı. Alışmak bir çöküş biçimidir.
Bir çocuk vahşice öldüğünde sadece bir can kaybı yaşanmaz; geleceğin omurgası kırılır, toplumun vicdanı çöker, hepimiz biraz daha eksiliriz.
Urfa’da olan bitenin ardından konuşmamız gereken şey “kim yaptı, nasıl yaptı”dan önce şudur:
Biz nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, bir çocuk kompresörle hava verilerek ölebiliyor?
Ve bu nasıl bir körlük ki, ertesi gün hayat normale dönüyor?
Bir çocuğun ölümü bir ülkenin aynasıdır. Bu aynaya bakınca gördüğümüz manzaradan utanmıyorsak, en büyük kaybımız vicdanımızdır.
Kaynak: www.haberasi.com