Karadeniz’in derin vadilerinde yankılanan bir ses var:
sessiz ama ısrarlı, yorgun ama geri çekilmeyen.
İkizdere bugün o sesin adı.
Ama bu hikâye yalnız değil.

İkizköy’de, Akbelen Ormanı çevresinde yürütülen kamulaştırma sürecine karşı çıkanlardan biri, Esra Işık, gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.
Bir köyün itirazı, bir mahkeme kararıyla susturulmaya çalışıldı.
İsimler farklı, coğrafya uzak.
Ama mesele aynı:
Toprak kimin, karar kimin?
Bir limanın gölgesi
Karadeniz kıyısında yükselen İyidere Lojistik Limanı, sadece bir altyapı projesi değil.
Projeyi üstlenenler: Cengiz İnşaat ve Yapı ve Yapı İnşaat.
Resmi anlatı açık: kalkınma, ticaret, büyüme.
Ama bu liman denize bakarken,
arkasında bir vadinin eksildiği gerçeği çoğu zaman görünmez.
Suyun bedeli
Bir taş ocağının en küçüğü bile
günde yaklaşık 100 bin ton su tüketiyor.
Bu sadece teknik bir veri değil.
Bu, bir coğrafyanın geleceği.
Kuruyan dereler
Zayıflayan tarım
Azalan yaşam
Su çekildiğinde sadece doğa değil,
insanın toprağa bağlılığı da çözülür.
Zeytin ağacı acele etmez.
Yavaş büyür, uzun yaşar.
Toprağı tutar
Suyu dengeler
Yıllarca ürün verir
Bir ağaç yılda 15–50 kilo zeytin verir.
Ama asıl değer, sürekliliktir.
Zeytin bir ekonomidir.
Ama aynı zamanda bir hafızadır.
Alternatifler vardı
Kimse “başka yol yoktu” diyemez.
Trabzon Limanı geliştirilebilirdi
Rize Limanı büyütülebilirdi
Taş daha az hassas alanlardan çıkarılabilirdi
Ama tercih edilen yol,
denge değil hız oldu.
Aynı hikâyenin iki sahnesi
İkizdere’de dağlar kırılıyor.
İkizköy’de insanlar gözaltına alınıyor.
Biri doğaya, biri insana dokunuyor.
Ama ikisi de aynı soruyu büyütüyor:
“Kamu yararı kimin yararı?”
Bir liman yapılır, rakamlarla anlatılır.
Bir insan tutuklanır, kısa bir habere sığdırılır.
Bir ağaç kesilir, çoğu zaman hiç yazılmaz.
Ama hepsi aynı cümlenin parçalarıdır.
Ve o cümle şudur:
Bir ülke büyürken, herkes aynı şekilde büyümez.
Kaynak: www.haberasi.com