Yer: Hatay, Samandağ.
Toprak bereketli, halk dirençli, tarih derin. Bu topraklar sadece ürün değil, geçmişin izlerini, emeğin kutsallığını, geleceğin umudunu da taşır. Ancak şimdi, yüzyıllardır tarım yapılan bu bereketli topraklar, “rezerv alan” ilan edilerek ellerden alınmak isteniyor. Gerekçe hazır: “İklim yasası”, “doğayı koruma”, “yeşil alan planlaması”. Fakat gerçekte korunan ne doğa ne de insan. Korunan tek şey sermaye, planlanan ise ranttır.
Sözde “iklim güzellemesi” adı altında, “kamulaştırma” maskesiyle yürütülen bu süreç, aslında bir tür modern işgaldir. TBMM’den oy birliğiyle geçirilen bu yasayla, insanların ata yadigârı toprakları bir gecede ellerinden alınıyor. Hem de halkın söz hakkı olmadan, yerel direniş yok sayılarak.
Birileri doğayı güzelleştirdiğini iddia ediyor ama onların tek “yeşil”i dolardır. Tarım ürünlerine yapılan bu darbe, yalnızca ulusal değil, küresel bir planın parçasıdır. Küresel iklim kanunu adı altında uygulanan bu yasalar, yerelden beslenen halk ekonomisini ve üreticiyi yok etmekte, yerine dışa bağımlı bir sistem getirmektedir. Bu kanunlar iklimi değil, çıkarları korur. Tarımı değil, beton lobilerini besler.
Neden Samandağ? Çünkü burada hâlâ halk toprağa sahip. Çünkü burada hâlâ insanlar üretim yapıyor, direniyor, topraktan geçiniyor. Ve çünkü bu topraklar deprem bölgesinde, gevşek zemine sahip. Buralara yapılacak çok katlı yapılar, yarının yıkım garantisidir. Ama buna rağmen, doğaya ve insan hayatına meydan okuyan bir kâr hırsıyla her şeyin üzeri örtülüyor.
Samandağ halkı direniyor. Çünkü kaybedecekleri yalnızca tarla değil; geçim, yaşam, hafıza ve kimliktir. Bugün ses çıkarmazsak, yarın bu ülkenin toprağında kök salacak tek şey AVM gölgeleri ve beton kuleler olacak.
Bu bir kalkınma değil, bu bir tasfiye planıdır. Bu bir “yeşil dönüşüm” değil, bu bir halksızlaştırma operasyonudur. Tarımı bitir, toprağı al, halkı göç ettir, sermayeye yol yap. Adı da “iklim yasası” olsun.
Kendi ülkesinde insanlar yabancı gibi yaşatılıyor. Hâlâ “vatandaş” olan çiftçiye, üreticiye, bu ülkenin emekçisine “çık topraktan” deniyor. Bu kabul edilemez.
Şimdi ses zamanı. Çünkü toprak konuşamaz ama sessizliğiyle çığlık atar. O çığlık Samandağ’dan yükseliyor. Duyan var mı?
Kaynak: haberasi.com