İstanbul’un en karanlık sağlık skandallarından biri olarak hafızalara kazınan “Yenidoğan Çetesi” davasında, geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme yaşandı. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi, kamuoyunun yakından takip ettiği davada tutuklu yargılanan 29 kişiden 10’unun tahliyesine karar verdi. Bu karar, davayı izleyen kamu vicdanında hem bir ferahlama hem de bir şüphe bulutu oluşturdu.

Tahliye edilenler arasında tıbbi sekreterler, hemşireler, özel hastane yöneticileri ve belediye görevlileri bulunuyor. En dikkat çekici isimlerden biri ise Silivri Kolan Hastanesi’nin başhekimi Benar Mansuroğlu. Öte yandan Esenyurt Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Renas Kılıç’ın da adli kontrolle serbest bırakılması, yerel yönetimlerin bu davadaki pozisyonunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Peki bu tahliyeler ne anlama geliyor?
Yenidoğan Çetesi davası, yalnızca bireysel suçlardan ibaret değil. Bu, bir organizasyonun, bir planlamanın, bir zincirin halkalarını oluşturuyor. İddialara göre bebekler, anlaşmalı özel hastanelere yönlendirilerek tıbbi müdahale süreci uzatılıyor, gereksiz tedavilerle hem ekonomik kazanç sağlanıyor hem de bazı bebeklerin hayatı tehlikeye atılıyordu. Bu, etik sınırların değil, insanlığın bile dışına çıkılmış bir tabloydu.
Mahkeme tahliye kararını verirken “delil durumunu”, “kaçma şüphesinin bulunmamasını” ve “tutuklu kaldıkları süreyi” gerekçe gösterdi. Ancak dava hâlâ sürerken, örgütlü bir yapının parçası olmakla suçlanan kişilerin serbest bırakılması, soruşturmanın derinliğini ve adaletin tutarlılığını tartışmaya açıyor.
Üstelik kamuoyunda yankı bulan bir başka detay da şu: Bu tahliyelerin hemen ardından dosyası ayrılan sanıklar, tanık ifadeleriyle birlikte yeni bir tablo çizebilir. Mahkeme, 30 Haziran’da yeniden toplanacak ve davanın seyrine dair daha net bir fotoğraf ortaya çıkacak.
Adalet sistemimiz, suçluyu ayıklarken masumu da korumakla yükümlüdür. Ancak bu tür davalarda, alınan her kararın kamu güveniyle de ilgisi vardır. Bugün serbest bırakılan bu isimlerin birçoğu, kamuya açık görevler yürütüyordu. Sadece suistimal değil, sorumluluk da büyüktü.
Bu davanın sonunda ne olur bilinmez. Ancak şurası net: Bir toplum, en savunmasız bireyleri olan bebeklerini koruyamadığında, hangi gelişmişlikten, hangi modernlikten söz edebiliriz?
Yenidoğan çetesi davası, sadece sanıklarla değil, vicdanlarla da görülüyor.
Kaynak: haberasi.com