- O


Kıymetl dava arkadaşlarım,
Değerli gençler ve saygıdeğer takipci ve okuyucularım.
Türk milliyetçiliği tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan
3.Mayıs Türkçülük Günü’nü kutlarım
Aynı zamanda baharın, bereketin, doğanın yeniden dirilişinin simgesi olan Hıdırellez’i de hep birlikte karşılıyoruz.
3 Mayıs 1944; yalnızca bir mahkeme günü değildir.
3 Mayıs; Türk gençliğinin iradesini, cesaretini ve vatan sevgisini haykırdığı tarihi bir diriliş günüdür.
Hüseyin Nihal Atsız’ın yargılandığı mahkeme salonuna sığmayan Türk gençliği, Ulus Meydanı’na yürüyerek Türk milletinin geleceğine sahip çıkmıştır.
O gün atılan adımlar; baskıya karşı direnişin, korkuya karşı cesaretin ve millî duruşun sembolü olmuştur.
Başta Hüseyin Nihal Atsız olmak üzere; Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkkan ve bütün dava arkadaşları; Türk milletinin geleceği için ağır bedeller ödemiştir.
“Sansaryan Hanı’nın tabutluklarında işkence görmüşler, hapis yatmışlar ama Türk milletine olan inançlarından asla vazgeçmemişlerdir.”
Bugün bizlere düşen görev; onların ortaya koyduğu millî şuuru yaşatmak, Türk gençliğine tarih bilinci kazandırmak ve Türk dünyasının birliği için mücadeleyi sürdürmektir.
Türkçülük; başka milletlere düşmanlık değil, kendi milletini sevmektir.
Türkçülük; diline, tarihine, kültürüne ve bağımsızlığına sahip çıkmaktır.
Türkçülük; ahlaktır, vicdandır, adalettir ve millet sevgisidir.
Bizler!
Türk milletinin birliğini, Türk dünyasının dayanışmasını ve Türk töresinin yaşatılmasını savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki güçlü bir Türkiye, güçlü bir Türk dünyasının teminatıdır.
Kıymetli ülkücü dava arkadaşlarım
Bugün aynı zamanda Hıdırellez günlerindeyiz.
Hıdırellez; Türk kültüründe yalnızca baharın gelişi değildir.
Hıdırellez, doğanın yeniden uyanışıdır.
Toprağa, suya, ağaca ve canlıya saygının günüdür.
Eski Türkler doğadaki her varlığı canlı kabul ederdi.
Ağaç onlar için sadece odun değil; hayatın, bilginin ve yaradılışın simgesiydi.
Türk kültüründe “Hayat Ağacı” vardır. Kökü yeraltına, gövdesi yeryüzüne, dalları gökyüzüne uzanan bu kutsal ağaç; hayatın devamlılığını temsil ederdi.
Atalarımız ormanların bir ruhu olduğuna inanırdı.
Bu yüzden lüzumsuz yere ağaç kesmez, dal kırmazlardı.
Kayın, sedir, akçaağaç gibi ağaçlar Türk kültüründe kutsal kabul edilirdi. Çünkü Türk töresinde yaş ağaca kıymak, hayata kıymak gibidir.
Bugün ne yazık ki hükümetimiz; maden adı altında ormanlarımız yok edilmekte, dağlarımız siyanürle zehirlenmekte, derelerimiz kurutulmaktadır.
Havası, suyu ve toprağı kirletilen Türk halkının geleceği tehdit edilmektedir.
Bizler biliyoruz ki doğasını kaybeden bir millet, geleceğini de kaybeder.
Türk töresi; doğaya saygıyı emreder. Türk töresi; ağacı korumayı, suyu temiz tutmayı, toprağı yaşatmayı emreder.
Çünkü bizler doğayla savaşan değil, doğayla birlikte yaşayan bir medeniyetin çocuklarıyız.
Buradan özellikle genç kardeşlerimize sesleniyorum:
3 Mayıs ruhu sadece geçmişte kalmış bir hatıra değildir.
O ruh; milletine sahip çıkan, adaletsizlik karşısında susmayan, doğasını ve vatanını koruyan her Türk gencinin yüreğinde yaşamaktadır.
Bu vesileyle başta Mustafa Kemal ATATÜRK ve BAŞBUĞ TÜRKEŞ, Hüseyin Nihal Atsız olmak üzere Türkçülük davasının bütün neferlerini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Türk milletinin birliği ve bağımsızlığı uğruna mücadele eden tüm dava büyüklerimize şükranlarımı sunuyorum.
Hıdırellez’in milletimize bereket, sağlık ve birlik getirmesini diliyorum
Ne mutlu Türk’üm diyene