O’nu Leman Dergisinden bilirim, öykülerinden bilirim, eyvallahsız siyasetinden bilirim.
Zirveye ulaştığı öyküleri vardır.
En beğendiğim Nihat Numune Hastanesi’nde teknisyen olarak çalışırken FTR’de yatan Kürt bir gencin hikayesidir.
Bilirsiniz FTR hastaları çok uzun yatarlar.
Süre uzadıkça ilişkiler hikayeler derinleşir, karmaşıklaşır.
Bir de hastaysanız ve bir de var olma kavgası veriyorsanız ve bir de varlığınızın önemsenmediği hissine kapılırsanız hayatınızdan böyle derin hikayeler çıkar.
Hep derim.
Hikaye yazmak derin bir algı, yüksek konsantrasyon ve zihinsel bütünlük gerektirir.
Bu hikayede onu görürsünüz.
Yıllar önce devlet hastanesi devletin iken, kış başladığında bize KOAH hastaları gelirdi.
Ama ne gelme!
Tahta bavulu ve sırtında denk edilmiş yorganı ile.
Ben geldim derdi gelirdi.
3 Ay kışı geçirir, yer içer giderdi.
Adını, yaşını, köyünü, karısını, içini, dışını her şeyini bilirdik.
Giderken yazın bizim köye gel, kuzu keseceğim vaadiyle seneye yatışının ön hazırlığını yaparak giderdi.
Nihat Genç de bizden biri.
Emekten gelme Anadolu çocuğu.
Kürt gencin ciğerini biliyor.
En çok da küfürlerini, genleriyle taşıdığı protest kimliğini…
Alaçatı’nın yarısına çökmüş olup “Ben bu cumhuriyetin ne hıyrını görmüşüm?” diyen adamı hayatta tutmak için ona milyonlar harcayıp tam kadro poz veren devlet ve ricali, öz evladı bir devlet Hastanesi’nde ölürken ortada yoktur.
Adı Türkiye olsa da, Türk’ten başka herkesin ülkesidir..
Entübe edilen NihatGenç’e şifa dileriz.
Sabah birisi diyor ki Sırrı Süreyya yı özel hastanede yatırdılar; Nihat Genç‘i devlette.
Ankara Sanatoryum Hastanesi’nde 4. evre akciğer kanseri nedeniyle tedavi görmekte Nihat Genç.
Ona da devlette yatmak yakışır.
Entübe edilmek yakışmaz.
İradesi mutlak olsa reddederdi eminim.
Sonu belli bir yolda bilinçsiz yaşamak için tüple soluk almaya ne gerek varsa…
Güle güle git kardeşim.
Birlikte yemişliğimiz, oturmuşluğumuz, dertleşmişliğimiz vardır.
Hakkım geçtiyse helal olsun.
Hakkın varsa da yüce gönüllüsündür bağışlarsın bilirim.
Güle güle; selametle…
Dünya fani…