Çoğu doktor korkutur.
Çünkü kendisi korkuyor.
Sebep: hastalıkların nedenini bilemiyor.
Ezberlerini tekrar edip durur.

Sisteme uygun “ezberlerini dillendirir”
Önce kendini korumaya alır.
Hasta da korku ile adeta teşhisi “mıh gibi” beynine kazır.
Böylelikle teşhis perçinlenir.
İyileşme olasılığı iyice azalır.
İlaçlara bağlanır.
Sistemi besleyen bir müşteri haline gelir.
***
Bir kaç jeoloji profesörü hariç diğerleri korkutur
Korkudan beslenir.
Kurulan “garip ve şer cehennem” sistemine odun taşırlar.
***
Her iki grubunda dayandığı aynı “kötüye kullanan” sistemin adı bilim.
Ünvanı prof ise her dediği bilimsel.
Sonuç: aşılanan insanlar başta kalp krizi olmak üzere ya hasta oluyor ya da ölüyorlar.
İnsanlar İstanbulu nasıl terk ederiz korku duygusuyla geleceklerini planlıyorlar.
Sonuç: korku ile hareket etmeyin.
Korku ile akıl kullanılamaz.
Duygu varsa akıl yoktur.
Korku, öfke, üzüntü; stres demektir.
Stres bilinç düzeyini düşürür ve alınan kararlar aklın değil duygusallığın eseri olur.
****
Pandemi döneminde olan hastalıklar için “korku ile güçlendirilmiş grip” demiştik.
Var olan stres birikimlerinin tetiklediği korku insanları hasta etti ve etmeye devam ediyor.
İnsana duygu değil akıl gerek.
Bilemediğiniz bir konuyu duygu ile çözemezsiniz.
Aklınız size yol gösterir, duygular yok ise..
***
Camide hocalar Allah ile korkuyor.
Proflar TV’de korku pompalar.
Siyasetçiler: değerlerinizi kullanarak korkutur.
Evhamlı anneler evlatlarını korku ile büyütür.
***
Korkutan, korkuttuğu konunun cahilidir.
Dinlemeyin, uymayın.
Kaynak: www.haberasi.com