Başakşehir, İstanbul. Bir apartmanın sessizliğini bir çığlık deldi bugün. Bir can, bir kedi, bir yürek paramparça edildi. Adı henüz konmamış ama çığlığı kulaklarımızda: İkinci Eros.
Kamera kayıtlarında bir adam, Burak Alan isimli bir şahıs, bir kediyi hunharca döverken görülüyor. Onu yerden yere vuruyor, ardından ayağıyla eziyor. Bu bir cinayet. Bu sadece bir hayvana değil, aynı zamanda insanlığa karşı işlenmiş bir suç.
Bu olay bize bir kez daha hatırlatıyor: Hayvana şiddet, insana şiddetin provasıdır.
Ve gün geçmiyor ki masum bir hayvana şiddet uygulanmasın
Şiddet normal bir hale mi geliyor ?

Eros’tan Bugüne: Hukukun Suskunluğu
Eros cinayetinden sonra, bir umut yeşermişti. Sanılmıştı ki artık hayvana karşı işlenen suçlar “mal” kategorisinden çıkarılacak, cana kast gibi değerlendirilecekti. Ne yazık ki mevzuatlar güncellense de adalet yerini bulmadı. Failler elini kolunu sallayarak sokakta dolaşmaya devam etti. Bugün de olduğu gibi.
Bir apartmanda, herkesin gözleri önünde işlenen bu suç, bir karanlığı ifşa ediyor: Vicdanların çürümesini.
Sıradaki Kurban Kim?
Hayvanlara bu denli nefretle yaklaşan biri, yarın bir çocuğa, yaşlıya, kadına ya da bir sokakta yürüyen yabancıya yönelirse kim şaşıracak?
Korkunç olan şu: Bu kişiler ceza almadıkça, toplum onları cezalandırmadıkça, bu şiddet zinciri kırılmayacak. Bugün bir kediydi. Yarın bir insan olabilir.
Artık Yeter!
Bu sadece bir “hayvanseverlik” meselesi değildir. Bu, bir toplumun çöküşüyle ilgilidir. Şiddeti önleyemeyen hukuk düzeni, kendi meşruiyetini zedeler. Bir canlının yaşam hakkını koruyamayan sistem, hiçbir vatandaşına gerçek güvence sunamaz.
Hayvana şiddet “kabahat” değildir. Bu bir suçtur. Ve bu suçun failleri, en ağır cezayı almalıdır.
—
Adaletin terazisi, artık sadece insanların değil, dilsizlerin, savunmasızların, kimsesizlerin de sesi olmalı. Çünkü bir gün o kedi biz olabiliriz. Sıradaki kurban, sessizliğe gömülen herkes olabilir.
Ve biz sustukça, katiller daha cesur olacak.
Sesimizi yükseltelim. İkinci Eros’u unutma, unutturma.
Kaynak: www.haberasi.com