İKLİM SÖZLEŞMESİ İLE TÜRKİYE’DE TARIM SIKINTISI !

İKLİM SÖZLEŞMESİ İLE TÜRKİYE’DE TARIM SIKINTISI !
Yayınlama: 12.03.2025
112
A+
A-

İKLİM SÖZLEŞMESİ İLE TÜRKİYE’DE TARIM SIKINTISI !

Son yıllarda, küresel ölçekte hızla değişen ekonomik, çevresel ve politik dinamikler, dünya çapında ciddi etkiler yaratmaktadır. Türkiye de bu değişimlerin etkisini hisseden ülkeler arasında yer alıyor. Aydın ve Denizli illerinden sonra, Türkiye’nin pek çok bölgesinde tarlalarda su kesintileri başlamış ve elektrik direklerinin sökülmesi gibi dikkat çekici gelişmeler yaşanmıştır.
Ayrıca yakın zamanda Konya’da da su kısıtlaması olacak. Ayni ürün bir dahaki sene ekilemeyecek .
İki sene ürün ekmeyen kişinin tarlasını devlet rayiç bedel üzerinden kiraya verebilecek.

 

 

Su kısıtı havzasındaysanız bir ürün ektiğiniz zaman ekstra dekar başı su kısıtı desteği alabileceksiniz. Araziniz kıraç değil suluysa bu desteği alabileceksiniz
Yine su kısıtlama havzası nedeniyle Konya bölgesinde 19 ilçede yeni büyükbaş, küçükbaş hayvan işletmesi açılamayacak
Yeraltı su kaynakları tükeniyor denilse de ;
JOHN CLAUSER, 2022 FİZİK NOBEL ÖDÜLÜ KAZANAN: “İklim Krizi YOKTUR.” “İklim konusunda acil bir durum olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim.” Kendimden çok emin bir şekilde iddia edebilirim ki, iklim açısından acil bir durum söz konusu değil.”

“Birçok insanı üzse de mesajım gezegenin tehlikede olmadığıdır. … atmosferik CO2 ve metanın iklim üzerinde ihmal edilebilir düzeyde etkisi vardır.
Hükümetin uyguladığı politikalar tamamen gereksizdir ve ortadan kaldırılmalıdır.
Şu ana kadar iklimi kontrol etmedeki baskın sürecin ne olduğunu tamamen yanlış tanımladık ve çeşitli modellerin tümü eksik ve yanlış fiziğe dayanıyor.
Baskın süreç, “bulut-güneş ışığı-yansıma termostatı mekanizmasıdır.
Bulutların hepsi parlak beyazdır ve güneş ışığının %90’ını uzaya geri yansıtırlar; bu da onları iklim sisteminin en önemli ama en çok gözden kaçan yönü haline getirir.
Dünyanın üçte ikisi okyanuslardır. Pasifik Okyanusu tek başına Dünya’nın yarısıdır. Dünya’nın ortalama bulut örtüsü %67’dir; yaklaşık %50’si karada ve %75’i okyanuslarda.
Bulutların yukarıdaki göze çarpan özelliklerinin bulmacanın eksik parçası olduğunu iddia ediyorum.

Kendimden çok emin bir şekilde iddia edebilirim ki, iklim açısından acil bir durum söz konusu değil.”

Diyerek İklim İddialarına meydan okuyor.

https://threadreaderapp.com/thread/1725121826731229312.html

İKLİM YALANLARI

 

2030 Agenda uygulanıyor ve genetiği değiştirilmiş yapay et teşvik ediliyor.

GDO’lu gıdalar ile başlayan sistem böcek kaynaklı proteine de destek veriyor.

Bu olaylar, yeni bir dünya düzeninin bir parçasıdır

Su ve enerji, modern toplumların temel ihtiyaçlarındandır.
Tarlalarda su kesintilerinin başlaması, tarımsal üretimin azalmasına, dolayısıyla gıda fiyatlarının artmasına yol açabilir. Bu durum, yalnızca yerel değil, global ölçekte de gıda güvencesini tehdit edebilir. Su ve enerji kaynaklarının kesilmesi, küresel ölçekteki iklim değişikliklerinin ve ekonomik krizlerin de bir sonucu olarak sunuluyor.
Küresel ısınma, kuraklık gibi çevresel sorunlar, tarımda verimliliği tehdit etmekte ve su kaynaklarının azalmasına neden olmaktadır deniliyor.

Oysa İklim bilimciler ve 15 yıllık Birleşmiş Milletler raporu, İklim ısınması olmadığını beyan ediyor.

Üstelik Türkiye karbon tüketiminde dünyada en son sıralarda.

Elektrik direklerinin sökülmesi de ilginç bir başka gelişmedir. Bu durum, enerji altyapısının zayıflaması veya stratejik bir yeniden yapılandırma çabası olarak değerlendirilebilir. Özellikle kırsal alanlarda elektrik kesintileri, yaşam standardını olumsuz etkileyebilir ve bu durum, köylerin ya da tarım alanlarının terk edilmesine kadar varabilir.

Bütün bu gelişmeler, “yapay kıtlık” gibi spekülasyonları gündeme getirmektedir. Yapay kıtlık, bir grup elitin veya devletlerin, belirli kaynakları manipüle ederek, toplumları kontrol etmek amacıyla açlık ve yoksulluk yaratmaları fikrine dayanır. Bu durum, su ve gıda kaynaklarının kasıtlı olarak kıstırılması, halkı daha bağımlı hale getirebilir ve bu da ekonomik ve toplumsal kaos yaratabilir.

Su ve enerji kesintilerinin yapay kıtlıkla ilişkilendirilmesinin en büyük nedeni, bu kesintilerin küresel düzeydeki ekonomik ve politik değişimlerle örtüşmesidir. Dünya genelinde tarımda yaşanan sıkıntılar, gıda tedarik zincirlerinde aksaklıklar ve enerji arzındaki problemler, büyük bir kıtlık ortamının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışlar, üretim maliyetlerini yükseltmekte ve bu durum daha geniş çaplı ekonomik sıkıntılara yol açmaktadır.

Yeni dünya düzeni, çoğu zaman küresel ekonomik ve politik yeniden yapılanmayı ifade etmek için kullanılan bir terimdir.
Bu düzenin temel özelliği, güç dengelerinin değişmesi, küresel ticaretin yeniden şekillenmesi ve daha fazla merkezileşen bir kontrol sisteminin ortaya çıkmasıdır. Bu düzenin bir parçası olarak su ve enerji gibi temel kaynakların kontrollü bir şekilde dağıtılması, belirli ülkeler ya da küresel şirketler için avantajlar sağlayabilir.
Ancak halkın yararına değildir.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu dönemde, yapay kıtlık , büyük bir dikkatle izlenmesi gereken bir durum haline gelmiştir.
Su ve enerji kaynaklarının yönetimi, yerel ve küresel aktörlerin stratejik bir aracı haline gelebilir. Bunun sonucunda, yalnızca Türkiye değil, tüm dünya, tarımsal üretim ve temel ihtiyaçlar konusunda daha fazla belirsizlikle karşı karşıya kalabilir.

Su ve elektrik kesintileri gibi gelişmeler, gelecekteki potansiyel krizlere karşı daha hazırlıklı olmamız gerektiğini göstermektedir. Yapay kıtlık ve yeni dünya düzeni konularında duyduğumuz endişeler, aslında küresel düzeydeki değişimlerin toplumları nasıl etkileyebileceği konusunda bir uyarıdır.

Kaynak: haberasi.com

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.