Güveni kaybetmek, Mükemmel bir kâğıdı buruşturmak

Güveni kaybetmek,  Mükemmel bir kâğıdı buruşturmak
Yayınlama: 16.06.2023
55
A+
A-

 

Güveni kaybetmek,

Mükemmel bir kâğıdı buruşturmak gibidir.

Buruşturduğunuz kâğıdı düzeltseniz de

Eski haline getiremezsiniz.

Ucube Şahsım Rejimi,

Paramızı pul etti.

Cebimizi, mutfaktaki tenceremizi boşalttı.

Yönetemediği ekonomiyi yangın yerine çevirdi, berbat etti.

İşleyen sistemi tamamen bozdu.

Piyasalarda, güvenin kırıntısını bırakmadı.

Sarayın kibirlisi 2018 seçimlerinde,

Sahte istikrar görüntüsü vermek için,

 

Damadıyla birlikte,

Milletin 128 milyar dolarını

Merkez Bankası’nın arka kapısından sattı.

Bu seçimlerde de Nebati Bakanıyla birlikte,

Milletin 199 milyar dolarını yine kural dinlemeden,

Hesap vermeden sattı.

Yetmedi milletin 418 milyar dolarını

Başta beşli çete olmak üzere yandaşlarına,

Ballı ihalelerle, teşviklerle, vergi istisnalarıyla peşkeş çekti.

***Yeni Şafak manşeti ve BAE Devlet Başkanı ile el ele fotoğraf***

Kazanın dibini sıyırırken delersen,

Daha dün,

15 Temmuz hain darbe girişiminin finansörü olmakla suçladığın,

Yandaş medyada “Şerefsiz bunlar” diye manşet attırdığın,

Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanının eline,

 

İşte böyle sıkı sıkıya yapışmak zorunda kalırsın.

Türkiye’yi bu hale getirdiler…

Dün açıklanan verilere göre

Merkez Bankası’nın brüt rezervleri

Yeniden 100 milyar doların altına düştü.

Net rezervler ise 73 milyar dolar açık veriyor.

Sadece “Kasayı sıfırladık” demek için bile,

Bir yerlerden 73 milyar dolar para bulmak gerekiyor.

Nisan ayında,

Türkiye’nin yıllık cari açığı 58 milyar dolar oldu.

Bu sabah açıklanan Kısa Vadeli Dış Borç verilerine göre de,

Türkiye’nin önümüzdeki bir yılda ödemesi gereken borç,

203 milyar dolar.

Yılsonuna kadar cari açık hiç artmasa,

 

Burada kalsa,

Cari açığın finansmanı dahil,

Bir yıl içinde bulunması gereken borç,

261 milyar dolar.

Ama açık sadece döviz bilançosunda değil…

Seçimlerden önce

Yüzde 8’in altına kadar düşen gösterge tahvil faizi,

Bugün yüzde 16’nın üzerine çıktı.

Sarayın sesi çıkmıyor.

“Sin külahın görünmesin” deyip,

Yeni Bakanın arkasına saklanıyor,

“Faiz nas” diyen Erdoğan’ın yönetiminde,

Bu yılın ilk beş ayında faiz lobilerine,

Bütçeden 237 milyar 868 milyon lira ödendi.

Adına faiz demeden,

 

Kur Korumalı Mevduat sahiplerine

Bütçeden ödenen para ilk beş ayda

4 milyar 439 milyon lira.

Ama bu ay bu hesapların büyük kısmının,

Vadesi doluyor.

İlk altı ayda KKM sahiplerine bütçeden yapılacak ödemenin,

75 milyar lirayı bulması,

Bir o kadar ödemenin de

Merkez Bankası tarafından yapılması bekleniyor.

Sıkıntı her geçen gün derinleşiyor.

Hızla tedbir almak gerekiyor.

Bütçe,

Daha ilk 5 ayda alarm vermeye başladı.

Gelir ve giderlerin seyri

Geçen yılla aynı hızla gerçekleşirse

 

Öngörülen yılsonu bütçe açığı

1 trilyon 588 milyar liraya ulaşacak.

Bir de,

Seçim döneminde verilen

Ama henüz tutulmayan,

Bütçede karşılığı olmayan sözler var…

Bu sözlerin maliyeti de

Bütçe açığının üstüne binecek.

En düşük memur maaşının 22 bin lira olması,

Şartları tutan tüm memurlara 3.600 ek gösterge vaadi,

7 bin 500 lira üstündeki emekli maaşlarının

Kademeli iyileştirilmesi,

Bağ-Kurluların prim gün sayısının düşürülmesi,

Vatandaşlık Maaşı…

Tüm bu sözleri yerine getirebilmek için

 

Ek bütçe gerekiyor.

Değerli Basın Mensupları,

Ekonomide yaklaşan dönemin

Hiç de parlak olmadığını gösteren

Pek çok veri

Daha şimdiden ortaya çıkmaya başladı.

Sanayi üretiminde düşüş sürüyor.

Bu ülkenin vatandaşları için

Bir ev, bir araba almak hayal oldu.

Türkiye’de konut satışları üst üste 4 aydır düşüyor.

Ama bazı şanslı vatandaşlarımız sayesinde

İngiltere’de yabancılara konut satışında

Türkler üçüncü sıraya kadar yükselmiş durumda.

 

Erdoğan’ın yandaş kayıran politikalarının,

Sebep olduğu büyük gelir ve servet adaletsizliğinin,

Erdoğan zenginlerinin

Erdoğan ekonomisine ne kadar güvendiklerinin

En güzel göstergesi bu.

İşsizlik hızla artıyor.

Bilhassa genç işsizliği evleri vuruyor.

TÜİK verilerine göre

Ülkemizde her beş gençten biri işsiz.

3 milyona yakın genç

Ne bir işte okuyor, ne de çalışıyor.

Ev genci olmuş

Anasının babasının eline bakıp evde oturuyor.

Gider çok, gelir yok.

Millet borca batmış durumda.

Vatandaşların bankalara kredi ve kredi kartı borcu,

Son bir yılda

Neredeyse ikiye katlanarak 2 trilyon 106 milyar lira oldu.

Ekonomisi bize benzeyen ülkelerin para birimlerinin çoğu,

Son dönemde Dolara karşı değer kazandı.

Ama Türk Lirası bu dönemde

Dolar karşısında yüzde 17’den fazla değer yitirdi.

Daha dün bizi

“Londra tefecileriyle işbirliği yapmakla” suçlayan Erdoğan,

Bugün, Saray uçağında,

“Kaynak arayışlarımız sürüyor” diyor.

Zamanında Halk Bankası’nı dolandırmakla suçladığı,

Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getiriyor.

ABD’den Merkez Bankası Başkanı ithal ediyor.

 

Yetmiyor,

“Hazine ve Maliye Bakanımızın

Şu andaki düşüncesi noktasında,

Atacağı adımları süratle, rahatlıkla

Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik” diyor.

“Faiz sebep, enflasyon sonuç” diyerek,

Ekonomiyi berbat eden Erdoğan,

“Rasyonel politikalar uygulayacağım” diyen,

Faizleri artırma sinyali veren,

Şimşek ve ekibine “razı” oluyor.

Ekonomiyi batıran,

Ülkeyi döviz krizine sokan Erdoğan,

Ülkemizi,

“Ben yapmıyorum, Mehmet yapıyor” diyerek,

Faiz lobilerine teslim ediyor.

Bunu yaparken de,

“ ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında

Ciddi bir değişime mi gidiyor’ gibi bir yanılgının içine düşmeyin.

Ben burada, aynıyım” diyerek de

Hala afra tafrayla milleti kandırmaya uğraşıyor.

Halep oradaysa arşın burada!

Kim millete doğruyu söylüyor?

“Rasyonel politikalara döneceğim,

Enflasyonu düşürmek için faizi artırmak lazım” diyen Şimşek mi?

Yoksa,

“Ben değişmedim,

Faiz düşerse, enflasyon düşer” diyen Erdoğan mı?

Bunu hep beraber göreceğiz.

Bu arada sözünden çıkmayan,

Eski Merkez Bankası Başkanını,

Ekonomi yönetiminin içine

 

BDDK Başkanı olarak monte etmeyi de ihmal etmiyor.

Önceki icraatları hakkında herhangi bir

Araştırma veya soruşturma yapılmasını önleyecek tedbirleri alıyor.

Erdoğan,

“Ben ekonomistim, ben bilirim” noktasından,

Ekonomist olmadığını, akılcı politikalar izlemediğini

“Kabullenme” noktasına geldi.

Erdoğan kabullendi de,

Yaptığı hataların,

Faturasını sırtına yıktığı milletimizin,

Çektiği, çekeceği sıkıntıların,

Acıların hesabını kim ödeyecek?

Bir ekonomi programının

En önemli yakıtı güvendir.

Güvenilir bir program,

Güvenilir bir kadro

Ve bunlara güç veren siyasi irade olmazsa,

Hiçbir program ayakta kalamaz.

Bu üçlü sacayağından biri bile yoksa

Yapılacak her işin maliyeti

Bir iken beşe çıkar.

Hükümetin verdiği sözlerin inandırıcı olması için önce;

Merkez Bankası’nın arka kapısından buharlaştırılan,

2018 Seçimlerinde 128 milyar doların,

Bu seçimlerde de 199 milyar doların,

Kuralsız, denetimsiz kimlere satıldığının,

Araştırılması ve açıklanması gerekiyor.

“Kur Korumalı Mevduat” uygulaması kapsamında,

Merkez Bankasının ne kadar döviz aldığının,

 

Bu uygulamanın Banka’ya maliyetinin,

Açıklanması gerekiyor.

Merkez Bankası’nın zarardaki bilançosunun,

Muhasebe kuralları değiştirilerek,

Bir gecede nasıl kâr ettirildiğinin,

Bunun uluslararası kabul görmüş muhasebe standartlarına,

Uygun olup olmadığının,

Hazine yerine bağış adı altında AFAD’a aktarılan bu karın,

Nasıl kullanıldığının kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

Merkez Bankası’nın

İhracatçılardan zorla satın aldığı ihracat dövizleri tutarlarının,

Merkez Bankası’nın

YATAK kredilerinden yararlanan şirketlerin,

Kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

 

Ayrıca son dönemde

Rusya’dan yapılan kredili gaz ithalat miktarını,

Rusya’ya ne kadar borçlandığımızı gösteren,

BOTAŞ’ın güncel bilançosunun açıklanması şart.

Son olarak da,

TÜİK’in güvenilmeyen TÜFE,

Büyüme ve işsizlik verileriyle ilgili

Geriye dönük teknik araştırmanın başlatılması gerekiyor.

Bunlar yapılmazsa,

Mehmet Şimşek,

Geçmişteki yolsuzlukları örtbas eden Bakan olur.

Güven vermez.

Erdoğan Mehmet Şimşek’e

“Yapacaklarına razı olduk” diyor.

Ama hala ortada bir acil eylem planı yok.

 

Dün Erdoğan,

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın,

Hükümet programını hazırlayacağını söylüyor.

Cevdet Yılmaz da

Yeni Orta Vadeli Programla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor.

Hepsi tamam da;

Ülkemize

Cumhuriyet tarihinin en derin

Yönetim ve ekonomik krizlerinden birini yaşatan,

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin

Keyfi ve kural tanımaz yönetim anlayışının sebep olduğu,

Sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarken,

Bu gidişi durduracak acil eylem planı,

Nerede?

 

Diğer taraftan ekonomi yönetiminin başında kim var?

Mehmet Bey mi?

Cevdet Bey mi?

Gaye Hanım mı?

Yoksa Saray’ın gölgesi Şahap Bey mi?

Anlaşılan bazı isimler,

Yerel seçimlere kadar ekonomide teker patlamasın,

Dışarıdan finansman bulsun,

Döviz krizine pansuman olsun diye,

Vitrinin süsü olarak konmuş.

Sizin dışarıdan finansman bulma stratejiniz,

Türk lirasını yeterince pul ettiğinizi düşündüğünüz yerde sabitleyip,

Faizleri hızla yükselterek,

Seçimler öncesinde,

Londra’daki tefecileri,

Sıcak paracıları ülkeye çekmek,

Ve onlara fiilen dolar karşılığı,

Yüzde 30-40 faiz ödemekse,

Bu tutmaz.

Bu ekonomi bunu taşımaz.

Bu denendi.

Sonu hep çok daha büyük hüsran oldu.

Yerel yönetim seçimlerine kadar,

Pansumanla aspirin tedavisiyle,

Erdoğan’ın berbat ettiği ekonomiyi toparlamak mümkün değildir.

 

Milleti unutan hükümet,

Sesini duymayan,

Halini görmeyen Erdoğan,

 

Elin vatandaşını sevdi,

Kendi vatandaşını hor gördü.

Saray ve şürekası

Bu ülkenin insanlarına

Görülmemiş hakaretler etti,

Derdini anlatmaya çalışan çiftçiye,

“Ananı da al git” diyen bu.

İlaçlarını bulmak için yardım isteyen

Kanser hastası Dilek’in

Cebine para sıkıştırıp

Dilenci muamelesi yapan bu.

Soma’da yerdeki madenciyi tekmeleyen bunlar.

Bu ülkenin gençlerine “çapulcu”,

Kadınlarına “sürtük” diyen bunlar.

 

Ama hala utanmadan sıkılmadan

Söylenmemiş sözler üzerinden algı yönetip,

Üstümüze çamur atmaya kalkan yine bunlar.

Genel Başkanımız

“Kırsal kesime ulaşamadık” diye öz eleştiri yaparken

Kırsaldaki vatandaşlarımıza söz söylediğimiz yalanını

Hala utanmadan söyleyebiliyorlar.

Gerçekten de artık bunların elinde kalan

Son siyasi sermaye, arsızlıkları…

 

Son olarak partimizin kongreler takvimi,

Öngördüğümüz gibi ilerliyor.

İlçe ve il kongrelerimizi

Rekabet ortamında,

Hızla tamamlamak için gerekeni yapıyoruz.

 

Parti Meclisimizin uygun göreceği bir tarihte de,

Demokrasi şenliğine dönüşecek Kurultayımızla,

Bu süreci taçlandıracağız.

Genel Başkanımız,

Değişimin önünü sonuna kadar açacağını her fırsatta ifade ediyor.

Muhalefetin birleşmiş gücünü dağıtarak,

Saray ve şürekâsının değirmenine su taşımadan,

Yenilenmiş ve dinamik örgütlerimizle,

Yönetimlerimizle,

Yeni kurumsal yapımızla ve tüzüğümüzle daha da güçleneceğiz.

Bundan 9 ay sonra yapılacak yerel seçimlere

Çok daha hazırlıklı şekilde girmeye

Önümüzdeki seçimleri almaya kararlıyız.

  1. Despot bir yönetime karşı

Hak-Hukuk-Adalet mücadelemiz,

Bundan tam 6 yıl önce,

Ankara Güvenpark’ta Adalet Yürüyüşü’yle başladı.

Bu yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.

Benim söyleyeceklerim bu kadar,

Şimdi sorularınız varsa alabilirim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Asuman Yaşar Haberasi imtiyaz sahibi
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.