Türkiye, yine bir ÇED dosyasının arkasına saklanmış bir çevre felaketine uyanıyor.
Bursa Yenişehir Kirazlıyayla’da, Meyra Mühendislik Kurşun-Çinko-Bakır İşletmesi’nin “İlave İkinci Maden Atık Depolama Tesisi” için ÇED süreci başlatıldı.
Aynı şirket, 2020’de pandeminin en ağır sokağa çıkma yasakları sürerken, köylülerin direnişini jandarma ablukasıyla bastırarak ilk atık depolama tesisini kurmuştu.
Şimdi, o günün sessizliğini fırsata çevirenler, ikinci kez aynı toprağa göz dikiyor.

Sorun sadece bir “maden atığı” meselesi değil.
Sorun, devletin çevre politikalarının kimin lehine, kimin aleyhine çalıştığı sorusudur.
Kirazlıyayla halkı, 2015’ten bu yana “ekokırım” diye haykırıyor. Ama bu çığlık, ne Çevre Bakanlığı’nın, ne de yerel yönetimlerin duvarlarını aşabiliyor.
Çünkü bu ülkede halkın sesi, yatırım dosyasının son sayfasına iliştirilen bir “katılım tutanağı”na indirgenmiş durumda.
Meyra Mühendislik, Ürdün merkezli bir şirket.
Bölgedeki su kullanım izni yılda 200.000 ton, üstelik belgelerde “şimdilik” ifadesiyle.
Bu kelime, Türkiye’de çevre hukukunun en tehlikeli kelimelerinden biridir.
Çünkü “şimdilik” demek, yarın daha fazlası için kapı aralık bırakmak demektir.
İznik Gölü’nden çekilecek her damla, sadece bir gölü değil, tarımı, yeraltı su dengesini, bölgenin mikro iklimini de vuracaktır.
Bir madenin atığı, yalnızca ağır metal değildir; aynı zamanda bir politikanın tortusudur.
Bu ülkede çevre mevzuatı, yatırımın önünü açmak için eğilip bükülürken; halkın iradesi sürekli “kalkınma” gerekçesiyle bastırılıyor.
Yatırımcıya verilen her “izin belgesi”, köylüye kesilen bir “sessizlik cezasına” dönüşüyor.
Kirazlıyayla halkı, bu kez “Halkın Katılım Toplantısı”na katılmadı.Protesto biçimlerini değiştirdiler.
Artık biliyorlar ki, bazen katılmamak, en güçlü siyasi tavırdır.
Devletin “katılım” dediği şey, çoktan bir formaliteden ibaret sahneye dönüşmüş durumda.
Halk ise o sahneden inip, kendi sözünü toprağa yazıyor.
Bugün Türkiye’nin çevre mücadelesi, yalnızca doğayı değil, demokrasinin kendisini savunma mücadelesine dönüştü.
Kirazlıyayla’da olan biten, sadece bir köyün direnişi değil; kamu yararı kavramının, sermaye yararına tahvil edilmesine karşı sessiz bir isyandır.
Ve her şeyden önce şu soruyu sormalıyız:
Bir ülke, kendi suyunu, toprağını ve halkını koruyamıyorsa, kimin için kalkınıyor?
Kaynak: www.haberasi.com