Aylin Nazlıaka
AKP’nin 2023 Seçim Beyannamesi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın görev alanına giren politikalarla ilgili vaatlerinin 1 yıllık performansını değerlendirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
Sizlerin de çok iyi bildiği gibi, partimizin 38. Olağan Kurultayı sonrasında Genel Başkan seçilen Sayın Özgür Özel tarafından
Gölge Kabine’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan sorumlu Gölge Bakan olarak görevlendirildim. Yıllardır kadın politikalarını yakından takip eden bir siyasetçi olarak Bakanlığın faaliyetlerini markaj altına almaya devam ettim.
Bunu yaptık, yapıyoruz ve yapacağız çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadın ve sosyal politikalar alanında “aileyi” değil eşit yurttaş olarak kadını güçlendirmeyi esas alıyoruz.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ana akımlaştırılmasını ve tüm kırılgan grupların güçlendirilmesini hedefliyoruz. Partimizde karşılığı “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023 yılından bu yana yürüttüğü politika ve hizmetleri mercek altına aldık.
Değerli Basın Mensupları,
AKP iktidarı, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimi için biri özet olmak üzere, aynı içeriğe sahip iki adet Seçim Beyannamesi hazırladı. Seçim Beyannamelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın görev alanına giren politikalarla ilgili vaatlerin birinci yılı 14 Mayıs’ta doluyor.
Gelin; öncelikle beyannamede yer alan vaatleri, gerçek dışı beyanlarını ve AKP’nin dahi itiraf etmek zorunda kaldığı bazı ifadeleri inceleyelim:
Beyannamede, sosyal hizmetler ve politikalar alanında
“edilecek”, “yapılacak” ve “önceliklerimiz arasındadır” şeklinde somut olmayan vaatlerde bulunmuştur.
Birkaç örnekle ifade etmem gerekirse;
——-Beyannamede aile konusunda; “Önümüzdeki dönemde de ailenin fıtratını maddi ve manevi olarak daha da güçlendirmek ve her türlü olumsuz etkiye karşı korumak temel önceliklerimiz arasındadır” denilmişti.
Erdoğan’ın iş cinayetleri sonrasında sıkça kullandığı fıtrat mazereti ve
2014 yılındaki Kadın Zirvesi’nde kadın erkek eşit değildir, fıtrata ters zihniyeti burada da kendisini gösterdi. Kadın cinayetlerine değil de kadın şiddet görse bile aile bütünlüğünün korunmasına odaklanan iktidar, ne veri paylaşımı yaptı, ne de hedef belirledi. Elbette aile önemli ama içinde şiddet olan aileye yaklaşım bambaşka olmalıdır.
—–Beyannamede “KADES uygulaması kadına yönelik şiddetle mücadelede en önemli araçlarımızdan biri haline geldi” ifadeleri yer aldı. Kadına yönelik şiddeti tolere edilebilir bulan zihniyet, hangi başarıdan söz ediyor? Beyannamede başarı kriteri olarak dağıtılan afiş ve broşür sayısı gösteriliyor. Bakanlık şiddetle mücadeleyi sadece broşür dağıtmaya, afiş ve pankart asmaya indirgiyor. Oysaki kadınlar o pankartların altında öldürülmeye devam ediyor! Sadece 2023 yılında 248’i şüpheli olmak üzere 563 kadın cinayeti işlendi.
—–Beyannamede “Yaşlılarımızı topluma daha fazla entegre edecek ve sosyal hayatın içine katacağız” ifadesi yer alsa da bunun nasıl yapılacağına dair somut bir hedef yine belirlenmedi.
—–Beyannamede engelliler, romanlar, gazi ve şehit yakınlarına ilişkin ise detaylı bir çalışmaya yer verilmediğini gördük. Şöyle ki; 485 sayfalık Beyannamede, romanlara sadece “Yüksek Standartlı
Demokrasi” bölümünde “azınlıklar” kısmında, tek bir paragraf yer vermiştir. Burada da sadece Romanların kurduğu dernek ve federasyonların sayısında yaşanan artışla övülmektedir.
Çözüm önerisi sunulmayan Romanların örgütlenerek sorunlarına çözüm arayışı içinde olduğu ise yok sayılmıştır.
Değerli Basın Mensupları,
22 yıllık AKP iktidarı açısından bir başarı hikâyesi olarak sunulan sosyal yardımların olduğu bölümleri de inceledik.
—–AKP’nin 2023 Seçim Beyannamesinde
Sosyal Yardım Sistemi hakkında;
“Vatandaşlarımızın evrak toplama zorunluluğu olmadan yalnızca kimlik kartları ile sosyal yardım başvurusu yapmalarını sağladık” deniliyor. Elbette asıl hedef sosyal yardıma ihtiyaç duymayacak kadar ekonomik gücü olan bireylerden oluşan bir Türkiye yaratmak! Hadi bunu yapamadınız, hiç değilse belirttiğiniz gibi bürokratik işlemlerle yurttaşlarımızı boğmayın! Bir aile, çocuğu için ekonomik destekten faydalanmak istediğinde bin tane evrak isteniliyor. Sağlık raporundan
İş-Kur’a başvuru yapıp yapmadığına kadar en az 5 belge isteniliyor. Bu da yetmiyor; farklı kamu kuruluşları tarafından araştırma süreçleri yürütülüyor. Zaten yoksul olan ve yardıma muhtaç hale getirilen aileler evrak zorunluluğunu aşıp sosyal desteğe ulaşamıyor. Hani sosyal yardımları tek bir çatı altında toplayacaktınız? Hep yalan, hep dolan!
Ayrıca Beyannamede, 1986-2002 yılları arasında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’nda Vakıflara aktarılan kaynak yüzde 41 olarak açıklanıyor. 2002-2022 döneminde ise kaynağın tamamının muhtaç ailelere destek için kullanıldığı iddia ediliyor.
AKP iktidarı, istatiksel oyunlarla, bir başarı hikâyesi sunmaya çalışmaktadır. Bildiğiniz gibi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu 1986 yılında kurulmuştur. AKP iktidarı tarafından kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan yıllık programlara baktığımızda, uygulamada bu Fonun kaynaklarının tamamının sosyal yardımlara ayrıldığı görülmektedir. Örneğin 2001 Yılı Programında; “2000 yılı Eylül ayı itibarıyla, muhtaç durumdaki yaklaşık 3 milyon 641 bin kişiye sosyal yardım yapıldığı” ifade edilmiştir. Dolayısıyla ülkemizde yoksulluğun azaltılmasına yönelik ciddi bir önerisi olmayan iktidar, istatistiksel düzenlemeyi başarı olarak sunmaktadır.
Gerçek nedir diye baktığımızda ise karşımıza yoksulluğa muhtaç edilen milyonlara iktidarın çözüm üretemediği bakanlık tarafından da itiraf edilmektedir.
Bakanlığın 2024-2028 Dönemi Stratejik Planında, sosyal politika alanına ilişkin yaşanan tahribat şu şekilde ortaya konulmuştur.
– “Enflasyon nedeniyle sosyal yardımların etkinliğinin azaldığı”,
– “Stratejik hedeflere ulaşmak için ayrılan kaynakların yetersiz kaldığı”
– “İşsizlikteki artış nedeniyle sosyal yardım gereksiniminin arttığı”
– “Sosyal yardım-istihdam ilişkisinin yeterince güçlü olmadığı”
Bu tespitler itiraf niteliği taşıyor.
Özellikle en alt gelir grubuna mensup yurttaşlarımıza 2024 yılında yapılan sosyal yardımlar enflasyonun altında kalmıştır. Örneğin, 2024 yılında 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz yaklaşık 800 bin kişiye ödenecek yaşlı aylıkları 3 bin 504 lira olarak belirlenmiştir. Oysaki açlık sınırı 20 bin 98 TL’dir.
Diğer yandan, Türkiye’de sosyal destekler, sosyal devlet ilkesinden uzak, bir lütuf olarak verilir hale gelmiştir. AKP İktidarı sosyal yardım sürecini adil, şeffaf ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olarak yürütmemektedir. Bakanlık Stratejik Planında sosyal yardımlardaki keyfilik, koordinasyonsuzluk ve dağınıklık ortaya konulmuştur.
Ayrıca, “Sosyal yardımlara ayrılan kaynağın GSYİH’ye olan oranının artırılması gerektiği” ve “Türkiye Aile Destek Programının kriterlerinin ve yapısının yenilenerek Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sisteminin hayata geçirilmesine ihtiyaç olduğu” şeklinde tespitler yer almaktadır. Bu tespitler, partimizin uzun yıllardır dile getirdiği sosyal yardımlara ayrılan kaynağın yetersiz olduğu ve bütüncül bir sosyal destek programına ihtiyaç olduğu şeklindeki politika yaklaşımı ile örtüşmektedir. Bozuk saat dahi günde bir defa doğruyu gösterebilmektedir.
Gerçekler o kadar can yakıcı ki;
Her 5 Aileden biri yardıma muhtaç hale geldi.
– Türkiye’de 2022 yılı sonu itibarıyla (TÜİK verilerine göre) toplam
26.075.365 hane bulunmaktadır.
– Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2023 Faaliyet Raporuna göre, Sosyal Yardımlardan Faydalanan Toplam Hane Sayısı 4.989.456 olarak gösterilmiştir.
– Sosyal yardım alan hane sayısı, toplam hane sayısına oranladığımızda yüzde 19,2, kısaca yüzde 20 oranına ulaşılmaktadır.
Değerli Basın Mensupları,
Bakanlığın Stratejik Planında “çocuk yoksulluğundaki artış tespiti” de itiraf niteliğindedir. Bakanlık, ekonomik krizin çocuk yoksulluğunun daha da derinleştireceğini ortaya koymaktadır.
Şöyle ki:
—–Bakanlık bir başarıymış gibi, yoksulluk sınırının altında olduğu için ailesi yanında desteklenen çocuk sayısının, plan döneminin sonunda, yani 2028 yılında, yüzde 40 artacağını öngörmektedir. Bu şu demek: ailesinin yanında Sosyal ve Ekonomik Destek programından yararlanan çocuk sayısının, 2023 yılında 164 bin iken 2028 yılında
230 bine yükselmesi öngörülmektedir. Bu rakamlar, AKP iktidarı döneminde çocuk yoksulluğunun hızlı bir şekilde artacağını göstermektedir.
Bakanlığın Stratejik Planında sosyal politikalar alanında ortaya konan diğer sorun alanları ise şu şekilde:
– “Dar gelirli aileler mevcut kreş ve gündüz bakımevlerinin ücretlerini
karşılamada zorluk yaşamaktadır”.
– “Şehit yakını, gazi ve gazi yakınları, iş ve işlemlerinde referans alınan kanunların dağınık olması sebebiyle iş ve işlemlerin yürütülmesinde zorluklar yaşamaktadır”.
– “Çocuklara yönelik suça sürüklenme, madde kullanımı, ihmal, istismar, şiddet, çocuk işçiliği, çocuk ticareti, refakatsiz olma gibi riskler bulunmaktadır.”
Değerli Basın Mensupları,
Bakanlığın 2024-2028 Stratejik Planı’nda kadınlara yönelik politikaların yetersizliği de gün gibi ortaya çıkmaktadır.
Adeta, Partimizin bu alanda önerdiği politikaların ne kadar doğru olduğu kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kadına yönelik politika önerilerinin temelinde “aileyi” değil “eşit yurttaş olarak kadını” güçlendirmek hedeflenmektedir.
Bakanlığın Stratejik Planında:
– “Erken yaşta evlilik, kadına yönelik şiddet, çocuk işçiliği, çocuk ihmali gibi sosyal problemlerin toplumsal açıdan “sorun” olarak algılanma düzeyinin yeterli olmaması”,
– “Kadınların karar alma mekanizmalarında temsilinin düşük olması”
– “Kadına karşı şiddeti önlemede cezaların yetersiz olması” şeklinde tespitler de bulunulmuştur.
Ancak özellikle, “kadına yönelik şiddet ve çocuk ihmali gibi sosyal problemlerin toplumsal açıdan “sorun” olarak algılanma düzeyinin yeterli olmaması” şeklinde tespiti yaratan ve besleyen bizzat iktidarın
kendisidir. Başta İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılması ve sözde din adamlarının kadınları ikinci sınıf vatandaş gören beyanlarına sessiz kalınması, kadına yönelik şiddeti körüklemektedir.
Bakanlık ise 2023 yılında “Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında verilen eğitim/seminer/farkındalık etkinlikleri” ile ulaşılan kişi sayısı ile övünmektedir. Bu sayının 2028 yılında 750 bine ulaşmasını öngörmektedir. Eğitim alan kişi sayısının artmasını bizler de önemsiyoruz fakat cinsiyetçi dil kullanılmaya devam ettikçe, kadınların kazanılmış hakları her geçen gün budandıkça bu eğitimlerin bir anlamı kalmıyor.
Önemli olan eğitim sayısının artması değil, zihniyetin değişmesidir.
Değerli Basın Mensupları,
AKP’nin Seçim Beyannamesi 2023 belgelerinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görev alanına giren politikalarla ilgili olarak yer alan vaatlerin, 14 Mayıs 2024 itibari ile gerçekleştirilme durumunu hep birlikte inceleyelim:
Ne dediler, ne yaptılar? Daha doğrusu neleri yapmadılar? Bakanlığın vaatlerini 6 başlık altında topladık.
1- AİLE
VAAT: Ev hanımlarının emekliliğine destek sağlanacağı idi. Bu kapsamda; ev hanımlarının isteğe bağlı ödeyecekleri primlerin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız.
GERÇEK: “İnşallah” demenin ötesine geçen bir çalışma yok. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Gündemimizde var, orta vadede. Madde, madde ele alacağız inşallah. Tamamen bütçe disiplinine bağlı. Allah nasip ederse enflasyon hedefimizi tutturduk, refah artışını da gerçekleştirmiş olacağız. Refahta artış olduktan sonra her şey daha da iyi olacak” demekle yetindi.
VAAT: Gençler öncelikli olmak üzere her ailede en az bir kişiye iş imkânı sağlanacak. Bu kapsamda; özel sektör işletmelerinin sigorta primlerinin tamamını belirli bir süreyle devlet olarak biz ödeyeceğiz.
GERÇEK: Sadece işveren payının tamamı devlet tarafından karşılanıyor.
VAAT: Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemini hayata geçireceğiz.
Bu kapsamdan; Aile Bazlı Vatandaşlık Maaşı uygulamasını başlatacağız.
GERÇEK: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından uygulamanın hayata geçirileceği açıklansa da bunun ne zaman olacağı henüz bilinmiyor.
VAAT: Sosyal yardımlar standardize edilecek.
GERÇEK: Bir çalışma yok.
2- KADIN
VAAT: Erken yaşta evlilik ve kadına yönelik şiddet konusunda sıfır tolerans ilkesiyle çalışmayı sürdüreceğiz.
GERÇEK: Çocuğun rızasından bahseden zihniyet istismarcıları aklamaya devam ediyor.
VAAT: Kooperatifler yolu ile kadın girişimciliğini güçlendireceğiz.
GERÇEK: Kadın girişimciliği sadece kooperatif kurmaya indirgenmektedir. Kaldı ki kadın istihdamına dair bir teşvik uygulanmamaktadır.
VAAT: Mevsimlik tarım işçisi kadınların sosyal güvenlik başta olmak üzere çalışma şartlarını iyileştireceğiz.
GERÇEK: Mevsimlik tarım işçileri iptidai koşullarda yaşamaya devam ediyor. En temel hak olan barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu sorunlar her yıl tekrarlanırken 22 yıldır iktidarda olan AKP, hala şartları iyileştirmekten bahsediyor. 22 yıldır ne yaptınız?
VAAT: Siyaset, akademi, özel sektör, sivil toplum, kamu gibi birçok alanda kadınların yönetim ve karar alma süreçlerine katılımını teşvik edeceğiz.
GERÇEK: İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden, Medeni Kanun’un tartışmaya açılmasına kadar birçok hususta kadınların görüşüne başvurulmadı. Resmi olarak alınan kararlarda kadınların kazanımları, talep ve istekleri yok sayıldı.
3- ÇOCUK
VAAT: Çocuklarımızın temel bilimler, teknoloji ve mühendislik alanlarına yönlendirilmelerini sağlamak üzere ilave programlar geliştireceğiz.
GERÇEK: Eğitim bilimsellikten uzaklaştırılıyor. ÇEDES projesi kapsamında “manevi danışman” olarak görevlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocaları, okullarda öğrencilere “değerler eğitimi” veriyor, seminerler gerçekleştiriyor. Okulöncesi ve ilköğretim kurumlarında okullara mescit açılıyor. Laik eğitime savaş açılıyor.
VAAT: Akran zorbalığı dahil çocuklara yönelik şiddet ve siber zorbalıkla mücadele için gerekli tedbirleri uygulamaya devam edeceğiz.
GERÇEK: Milli Eğitim Bakanlığı çalışma yürütüyor ancak siber zorbalık konusunda kurumlar arası çalışmalar yetersiz. Siber zorbalıkla mücadele için Bakanlık bünyesinde özel bir birim bulunmuyor.
VAAT: Suça sürüklenen çocukların topluma kazandırılmasını sağlayacağız.
GERÇEK: Ülkemizde suça sürüklenen çocuk sayısı 2010- 2020 arasında yüzde 148 arttı.
VAAT: Çocuğa karşı şiddet, çocuk işçiliği, ihmal ve istismara karşı sıfır tolerans ile mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.
GERÇEK: Okulda olması gereken çocuklar boyundan büyük iş makinalarının altında can veriyor. İktidar çalışma hayatında çocuk işçiliğine son verecek denetimleri gerçekleştirmiyor. MEB staj aldı altında zor koşullarda çalıştırılan çocuklarla ilgili yaptırım uygulamak yerine teşvikte bulunuyor. Bir çocuk istismara uğradığında adliyelerde
defalarca psikolojik şiddete maruz kalıyor. Eğitim kurumlarında ya da tarikatlarda yaşanan istismarlarda cezalandırma yöntemi yerine hemen basın yasağı getirilerek suçluları aklamanın yolu aranıyor.
4- ŞEHİTLER
VAAT: Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında şehit yakınları ve gazilerin iş ve işlemlerinin takip edileceği bir irtibat noktası oluşturacağız.
GERÇEK: Kamuoyuna yansıyan bir faaliyet bulunmuyor.
VAAT: Şehit anne ve babalarının aylıklarını daha da iyileştirici düzenlemeler hayata geçireceğiz.
GERÇEK: Şehit anne ve babalarının aylıkları asgari ücretin gerisinde kaldı.
VAAT: Şehit ve gazi çocuklarının kamu burslarının yanı sıra özel
burslardan da en üst düzeyde faydalanmalarını sağlayacağız.
GERÇEK: Bu konuda, Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü web sitesinde bir açıklama yok. Bu bursların hangi koşullarda verileceğine dair en ufak bir bilgi dahi yok.
5- ENGELLİLER
VAAT: İktidarımız döneminde engelliler konusunda gerek yapılan düzenlemeler gerekse uygulanan programlarla devrim niteliğinde bir dönüşüm sağlanmış, toplumun engelliye bakışında köklü bir değişiklik meydana gelmiştir. Daha önce engelli vatandaşlarımız evlerinden dışarı çıkmakta zorlanırken, her alanda sosyalleşmelerini sağlayıcı adımlar attık.
GERÇEK: Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2014-2019 yılları arasında yapılan en güncel Türkiye Sağlık Araştırması’na göre, ülkemizde yaklaşık 10 milyon engelli yurttaş bulunuyor. Engelli yurttaşların sağlık cihazlarından sosyal yardımlara, evde bakım desteğinden istihdama ve toplu taşıma kadar birçok alanda yaşadığı sorunlar çözümsüz bırakılıyor. Kamuda yüzde 4, özel sektörde yüzde
3 engelli çalıştırma zorunluluğu bulunuyor. Ancak 5,1 milyon kişinin kamuda çalıştığı Türkiye’de, kamuda çalışan engelli memur sayısı
2023 yılında sadece 67 bin 985 olarak açıklandı. Kamuda çalışan engelli çalışan sayısı, toplam çalışan sayısının yaklaşık yüzde
1,3’üne denk geliyor.
6- YAŞLILAR
VAAT: Yaşlılık alanında sosyal politika oluşturulmasına, sosyal hizmet programlarının planlanmasına ve geliştirilmesine katkı sunması açısından 65 yaş üstü bireylerin ihtiyaç ve sorunlarının bütüncül bir şekilde ve kanıta dayalı olarak belirleyeceğiz. Yaşlı bakım sigortası uygulamasını hayata geçireceğiz. Yaşlı dostu kent mekanları oluşturacağız. Çalışma yaşamına devam etmek isteyen yaşlıların ihtiyaç duydukları becerileri geliştirmelerini destekleyecek ve esnek çalışma koşulları oluşturacağız.
GERÇEK: Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, TÜİK verilerini dayanak göstererek yaşlıların yüzde 64,1’inin mutlu olduğunu öne sürse de, ülkemizde yaşayan yaşlılar yoksulluk kıskacına hapsoldu.
Emekli maaşı ile geçinemeyen yaşlılar, çalışma hayatında yaşamını kaybediyor. Geçinemeyen yaşlılarımız şanslı ise çocuklarının evine taşınıyor. Muhtaç hale getirilen yaşlılar adeta ölümü bekliyor.
Değerli Basın Mensupları,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,
– Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi,
– Yaşlı Bakımı, Yaşlıların Aktif ve Sağlıklı Yaşlanması,
– Çocukların Bakımı, Korunması ve Gelişiminin Sağlanması,
– Engelli Bakımı, Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Bakım Merkezleri,
-Kadının Güçlenmesi,
– Şehit Yakını ve Gaziler,
Yoksullukla Mücadele, Ayni ve
Nakdi Sosyal Yardımlar,
olmak üzere yedi temel alanda politika ve faaliyetler yürütmektedir.
Açıklamamızda Bakanlığın bu faaliyetleri yürütürken ne kadar yetersiz bir süreç yürüttüğünü ortaya koyduk. Eşitlik anlayışından uzak, kadını değil aileyi önceleyen, yoksulluğu bitirmeyi değil yönetmeyi tercih eden, çocuğun üstün yararını gözetmeyen, gaziler ve şehit yakınlarını kaderine terk eden, yaşlıları toplumun dışına iten bu zihniyeti reddediyoruz.
Partimiz iktidara geldiğinde yol haritamız hazır.
-Eşit bir Türkiye inşa edeceğiz.
– Sosyal yardımları, adil, şeffaf ve hesap verebilirlik ilkesine uygun olarak sağlayacağız.
-Yoksullukla samimi olarak mücadele edecek ve sosyal destekleri bir lütuf olarak değil, sosyal devlet olmanın bir gereği olarak vereceğiz.
– Engellilerin, roman yurttaşlarımızın, gazilerin ve şehit yakınlarının hakları bugün olduğu gibi sadece belli gün ve haftalarda değil, her daim gündemimizde olacak.
– Yaşlıların yaşam kalitesini yükseltecek, kadınların üzerindeki bakım yükünü alacağız. Yaşlı bakımını kamusal bir hizmet olarak sunacağız.
– Yurt dışında ikamet eden yurttaşlarımızın hak gaspına uğramaması için gerekli çalışmaları uluslararası standartlar kapsamında yürüteceğiz.
– Çocuğa yönelik istismar ve kadına yönelik şiddete sıfır toleransla yaklaşacağız, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız.
– Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı davalarına müdahil olacak, ceza indirimi uygulanmaması için Bakanlığın etkin rol oynamasını sağlayacağız.
– Aile kurumunun dağılmaması adı altında kadınlar şiddet sarmalına hapsedilmeyecek. Nafaka hakkı gasp edilmeyecek.