23 Nisan ve Mülteci Çocuklar | Nevin Balta Kaleminden
Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen Millî Mücadelenin
teşkilatlandırılması çalışmalarının en önemli bölümü, Ankara’da açılacak olan
Millî Meclis’in hazırlık faaliyetleri idi. Millet Meclisi’nin açılması için alınan ciddi
tedbirlerden biri ülkenin içerisinde bulunduğu duruma göre, Meclis’le ve
seçimle ilgili bir tebligat hazırlanıp bunun tüm yurtta yayınlanmasıydı. 19 Mart
1920’de yayınlanan bu tebliğde, memleket işlerini idare etmek ve denetlemek
için olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis tanımı yapılırken, yasama, yürütme
ve yargı güçlerinin tek elde yani Büyük Millet Meclisi’nde toplanması
kastedilmişti. Vekillerin seçimleri tüm yurtta kesintisiz olarak devam etmiş, 29
Mart’ta Sivas, Kayseri, Malatya, Tokat, Yozgat ve Kastamonu illeri seçimleri
tamamlayarak vekillerini Ankara’ya göndermişlerdi. İstanbul’dan Meclis’e
katılacak olanlarsa, daha önce 1919 seçimleri ile seçilmiş olup Meclis-i
Mebusan’ın İtilaf Devletlerince kapatılmasından sonra buradan kaçarak
Ankara’ya ulaşan milletvekilleriydi. Bu grup Ankara’daki Meclis’in iki ayrı
seçimle oluşmasına neden oldu. Çünkü İstanbul’dan bir önceki Meclis’ten
gelen 82 milletvekili de vardı.
Türk milletinin iradesini, egemenliğini temsil eden Büyük Millet Meclisi 23
Nisan Birinci Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü halkın coşkusu ve
törenle açıldı. Memleketin her tarafından seçilerek gelen mebuslar ile
İstanbul’dan Ankara’ya ulaşan mebuslar, bütün hükûmet memurları ve Ankara
halkı, ayrıca yurdun çeşitli bölgelerinden Meclis’in açılış törenini görmeye
gelen kişiler vardı. Öncelikle Hacı Bayram Cami’nde Cuma namazı kılındıktan
sonra, toplanan kalabalık ellerinde sancaklarla Meclis’in önüne gelmişler ve
kapı önünde dualar okunup kurbanlar kesildikten sonra Meclis açıldı.
Bu yıl 102. yılını kutladığımız Meclis’in açılış tarihi aynı zamanda “23 Nisan
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.” Atatürk, Nisan 1929’da Meclis’in açılış
tarihini çocuklara armağan etti ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında “Çocuk Bayramı”
olarak da kutlanmaya başlandı. 1979’da, ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla
uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayrama, ortalama olarak her yıl kırkın
üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da
katılıyor.
“23 Nisan’ın Millî Bayram Addine Dair Kanun”, Birinci Büyük Millet
Meclisi’nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921’de kabul edildi. Kanun, 2
Mayıs 1921’de Resmî Gazete’de (Ceride-i Resmiye’de) yayımlanarak
yürürlüğe girdi.
İki maddeden oluşan kanunun birinci maddesinde, “Türkiye Büyük Millet
Meclisinin ilk yevmi küşadı olan 23 Nisan günü millî bayramdır”; ikinci
maddesinde ise “Tarihi kabulünden muteber olan işbu kanunun icrasına Büyük
Millet Meclisi memurdur” ifadeleri yer alıyordu.
Atatürk, 23 Nisan 1921’de “Millî Bayram” olarak kutlanmasına karar
verilen “23 Nisan Bayramı”nı, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan etti.
Böylece 23 Nisan ilk defa 1929 yılında “Çocuk Bayramı” olarak kutlandı.
27 Mayıs 1935 tarihinde çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller
Hakkında Kanun” ile 23 Nisan tarihi “Ulusal Egemenlik Bayramı” bayramı
olarak kutlanmaya devam edildi.
1981 tarihli “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun”da
değişiklik yapıldı. 20 Nisan 1983’te yapılan değişiklikle, “23 Nisan Ulusal
Egemenlik Bayramı”nın adı, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak
değiştirildi.
Çocuk Hakları Bildirgesi
Leh eğitimci Janusz Korczak’ın 1919 yılında yayınlanan “How to Love a
Child” (Bir Çocuğu Nasıl Sevmeli?) adlı kitabında çocuk haklarından söz etmiş ve
konuyu gündeme taşımıştı. Çocuk haklarına dair ilk metin ise 1917 yılında, Ekim
Devriminin ardından Proletkult isimli sosyalist kültür örgütünün Moskova Şubesi
tarafından “Çocuk Hakları Bildirgesi” ismiyle kaleme alındı. Resmîleşen ilk metin ise
1924 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları
Bildirisidir. Bu bildirge Birleşmiş Milletler tarafından kuruluşunda kabul edilmiş, 20
Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi olarak güncellenmiş
ve 20 Kasım 1989 tarihinde daha geniş olan “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına
Dair Sözleşme” ile değiştirilmiştir.
Çocukların yetişkinlerden daha farklı ihtiyaçlara ve haklara sahip olması
gereğinden yola çıkan BM, bu sözleşme ile çocuk haklarını güvence altına almayı
hedeflemiş ve taraf devletleri 54 maddeden oluşan sözleşme maddeleri gereğince
kendi iç hukuklarında değişim yapmaya zorlamıştır. Toplam 193 ülke tarafından
imzalanan sözleşme en fazla sayıda ülke tarafından imzalanan ve en kısa zamanda
yürürlüğe giren uluslararası belge olma özelliğine sahiptir. Cinsiyet, din, dil, ırk ve
sosyal statüye bakılmaksızın çocukların güvenli ve sağlıklı koşullarda barınması
ilkeleri üzerine kurulan sözleşme, uluslararası platformda mutabakata varılmış,
değiştirilmesi mümkün olmayan standartları ve yükümlülükleri içermektedir.
Onaylayan devletlerin kendi iç hukuklarında gerçekleştirecekleri düzenleme ve
değişimleri kontrol etmek ve her beş yılda bir bu değişiklikleri yayımlamak için BM
tarafından bir Çocuk Hakları Komitesi de oluşturulmuştur.
Dünyadaki tüm çocukların başta eğitim, sağlık olmak üzere öncelikli
yararlarının korunması tüm toplumları ilgilendiriyor. Çocuk haklarını insan hakları
olarak tanımlayan BM ve benzeri kuruluşlar şu ilkelere dikkat çekiyorlar.
– Çocukların yaşam ve gelişme hakkının korunması.
– Çocuğa karşı yapılan her türlü ayrımcılığın önlenmesi.
– Çocuğun öncelikli yararı ve korunması.
– Çocuğun katılım hakkının geliştirilmesi ve korunması.
– Çocuklara ilköğretim eğitimi görme hakkının sağlanması.
– Çocuklara toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanması.
Mülteci Çocuklar
UNİCEF verilerine göre dünyanın birçok ülkesinde savaşlar nedeniyle göç eden çocuk
sayısı 2016 yılında rekor düzeye ulaştı. Batı Afrika ve Suriye başta olmak üzere savaşlardan
kaçan çocukların aileleriyle veya ailesi olmadan göç etmeleri dikkat çekti. UNİCEF’e göre
2016 yılının Ocak ayından itibaren kadar yanlarında kimsesi bulunmayan ve ailelerinden
ayrılmış 20 binden fazla çocuğun İtalya’ya ulaştığı tahmin ediliyor. Orta Akdeniz’de 3.100
kişinin boğularak hayatını kaybetmesi sebebi ile 2016 en tehlikeli yıl olarak kayıtlara geçti.
Denizde boğularak ölen çocuk sayısı ise bilinmiyor.
2015 yılında Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran Aylan bebek, minik bedeniyle
Suriyeli göçmenlerin yaşadığı dramın sembolü hâline geldi. Aylan bebek dünyayı sarsan
ölümü yetkilileri göçmenler konusunda harekete geçirmişti. Günümüzde savaşlar bitmediği
gibi yeni savaşların başlaması ile göçmen ailelerin ve çocukların dramı katlanarak büyüyor.
Çocuk hakları denilince artık ilk başta göçmen çocuklar akla geliyor.
Sevgi, eğitim, yaşam, sağlık ve korunma hakkı
Çocuk hakları, tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, barınma,
yaşama, oyun, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini
birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavram. Eğitim hakkı, çocukların en önemli
haklarından biri. Çocuğun en temel hakkı olan yaşama hakkı ile eğitim hakkı arasında yakın
bir ilişki bulunuyor. Yaşama hakkının yanı sıra, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal
ve ahlak gelişimi için eğitime ihtiyacı var. İnsanın doğuştan getirdiği yeteneklerini geliştiren
en önemli araç eğitimdir. Bugünün küçükleri yarının büyükleri olan çocuklarımızın sosyal ve
kültürel değerlerimiz çerçevesinde yetiştirilmesi en öncelikli görevlerimizden. Bu konuda
sorumluluk anne-babalara ve yöneticilere ait. Sevgi, eğitim, yaşam, sağlık ve korunma hakkı,
çocukların en doğal hakları. Çocuklarımıza yapılan yatırım aynı zamanda geleceğimize
yapılan yatırımdır.
“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı yürekten kutluyor, yeryüzünün
neresinde olursa olsun çocukların açlık, savaş, terör ve göç sebebiyle yaşadıkları mağduriyetin
son bulması için acil önlemler alınmasını diliyoruz.
