ZİFİRİ KARANLIK !

ZİFİRİ KARANLIK !
Yayınlama: 29.05.2025
43
A+
A-

ZİFİRİ KARANLIK !

Hayatım boyunca üç dört darbe ve anarşi dönemi gördüm ancak hiçbir dönemde Türkiye’yi bu kadar kaotik bir ortamda görmedim!
Darbeciler bile en azından en baştan seçim sandık takvimi ortaya koyar hiç değilse siyasi hayata bir açık kapı bırakırdı, ki, an itibariyle siyasetimiz kilitlenmiş durumda! İktidar bütün alternatifleriyle muhalefeti ve Türkiye’yi boğuyor yok ediyor nefes almasına kımıldamasına izin vermiyor!
Nihat Genç
Yolsuzluk iddialarının üstüne gitmek başka şey siyaseti nefessiz çaresiz bırakmak ayrı şey! An itibariyle olmayacak çok şeyin aynı anda dört bir yandan topa tutulmuş bombardıman gibi canlı canlı yaşıyoruz!
Bir yandan toplumun çok tedirgin olduğu anayasa değişiklikleri başlamış durumda, aynı anda MHP ve DEM’le açılım sürüyor aynı anda belediye yolsuzluk iddiaları, aynı anda CHP kurultayı davaları ve içeri atılan muhalif liderler!
Dört bir yandan kuşatma boğma bastırma hareketsiz bırakıp muhalefeti felç etme artık savaş senaryolarının da üstünde bir yoğunlukla devam ediyor! Halkımızın yıllardır en büyük endişesi olan bunlar ne zaman ve nasıl gidecek sorusunun nihayet tam da infilak ettiği korktuğumuz o büyük dönemece çoktan geldik!
Anayasalar değişmeden açılımlar olmadan tutuklamalar sürmeden ortalık pirü pak sindir yala yut sustur kıvamına getirilmeden de gitmeye niyetli olmadıkları da aşikar!
Ünlü bir Erzurum fıkrasıdır, avcı tilkinin ini başındadır ve bir köylü avcının tilkiyi yakalamak için kullandığı av malzemelerinin bolluğu karşısında şaşırır ve avcıya sorar, bu uzun demir, nedir?
Bu demiri inin diplerine kadar sokup dürtüp tilkiyi çıkartacağım, peki o ateş ne, avcı: inin içinde duman çıkartıp tilkiyi kaçıracağım, peki öbür alet ne, tilki birden kaçarsa üstüne ağ atıp kafesleyeceğim, öbürü, yine de kaçarsa diğer silahımla vuracağım, der, ve köylü de şöyle karşılık, ‘Sizin de elinizden Allah kurtarsın, kurtuluş hiç yok!’
Yargı, meclis, medya, her şey iktidarın av aleti gibi kaçmak kurtulmak mümkün değil!
Ya dumana boğacak ya yakacaklar ve hepsi tilkinin kürkü için!
Pek tabii her şey punduna kılıfına uydurulmuş bir görüntü veriyor ancak Cumhuriyet tarihinin en büyük kaosuna doğru sürüklendiğimiz çok açıktır! Ve gittikçe sertleşen yoğunlaşan ve ülkenin bütün hayati kurumlarını içine alan bu puslu kaotik ortam derinleşiyor, Allah rızası için nefes alacak hiçbir alan kalmıyor!
Cemaatler, tarikatlar, inançlar, satın alınan maaşlanan yazar ve akademisyenler ve peşkeş çekilen kamu teşebbüsleri, çalınan sorular, tarikatçı hakimler yargıçlar vb. derken, işte sıkışan ve nefes alamayan Türkiye’ye hoş geldiniz!
Daha vahimi iddialar ne kadar gerçek olursa olsun kendi hukuksuzluklarını mahkemeye taşımayan iktidara iddialar yüzde yüz doğru olsa bile inanan yok, ki, asıl üstünde düşünülmesi gereken yer burası, görüntüler kayıtlar ifadeler ifşalar ve onlarca yandaş kanalı olduğu halde iktidar, neden kitleyi inandıramıyor!
Çünkü artık siyaset adalet ve hukuktan çıktı en korkunç yere sürüklendi husumet ve inada ve benim adamım hırsızlık yapsa bile asla yapmamış-tıra! Umut ve güven verici bir kurum bir parti kalmayışı ya da siyasetin son nefesini vermesi hepimizin iştahını kesiyor!
Oysa az da olsa neşelenmeye az da olsa bir umut kapısına, yaşadığımız topraklar üstünde imkanımız ve hakkımız olmalı!
Toplumsal Sözleşme gibi modern siyasi kurumlarımız için öncü kitapların yazarı Russo burjuva ve aristokrat sınıfının köklü bir alışkanlığını değiştirmek için bir kaç romanvari kitaplar yazmıştır, ki, en başta köklü bir gelenek, ‘süt anneliği kurumu’!
Russo, çok yaygın olan süt anneliği kurumuna karşı gelir ve her annenin kendi çocuğunu kendisinin emzirmesi gerektiğini söyler ve şöhretinin bir parçası da bu köklü alışkanlıkları değiştirmeye başlamasıdır!
Türkiye’yi yaşanmaz kılan nefessiz bırakan parti ve kurumların ve siyasetlerin ‘süt annesi’ kimdir? AKP’yi MHP’yi DEM’i vb. kim emzirdi?
Yargıya hakimlik kurumuna baştan sona el koyan ve tamamen siyasetin emrinde tarikatları cemaatleri kim emzirdi?
Hangi uluslararası şirketler hangi siyasi ortaklıklar hangi sıcak para hangi borçlar hangi siyasi dayatmalar iktidarımızın süt anneliğini yaptı?
Özbeöz oğlu kendi madenlerine topraklarına yaylalarının yüzüne hiç bakmayıp emzirsin diye sömürgeci şirketlere verenler, kimler?
Özbeöz kendi milli egemenlik ve hukukunu ve devletini insan ve baba yerine hiç koymayan ve milli yerli ne varsa satıp nüfuzuna geçirenler kimlerdir?
Evet, bin tane köprü, bir tane baraj, bir tane otoyol, yüz bin tane İHA-SİHA, bin tane tünel vb. açıyorsun ama insanımızı ve siyasetimizi hafifletecek hepimizin ve herkesin hukukuna tek bir yasa çıkartamıyorsun!
Ve hala kalkmış bin kez değiştirilmiş 12 Eylül anayasasını bir daha delik deşik edip bir taraftan bir açık bir yol bulmak yeniden başkan olabilmek için!
Ne Cumhuriyet’e inandılar ne yargıya ne hukuka, ve, muhalefetin de siyasal islamcı iktidardan zırnık geri kalır tarafı hiç yok, ve şimdi hep birlikte rotasız kaptansız açık denizlerin korkunç fırtınaları ortasında aynı gemideyiz!
Zifiri karanlığın ortasındayız, ki, zifiri karanlık ne demek, kimsenin kimseye inanmadığı kimsenin kimseyi görmediği, insanlığın sorumluluğun fedakarlığın kaybolup bulamadığımız zifiri karanlık!
Hakimlerine öğretmenlerine yüz binlere maaşlar veriyoruz ama 80 milyon zifiri karanlıktayız!
Dinimiz tarihimiz kurumlarımız ideolojilerimiz iddialarımız depo depo ağzına kadar laf dolu ama hepimiz zifiri karanlıkta göz gözü görmeyen günlerdeyiz!
Çocukluğumda sokak lambaları bu kadar yoktu ve gecenin karanlığında deniz karardığında sahilde ayaklarının dibine kadar gelen dalgaları dahi göremezdin!
Trabzon sahilden Akçabaat on km. uzaklıkta ve Akçabaat’ta bir kibrit yakılsa Trabzon sahilden görünecek denli bir zifiri karanlık!
İşte zifiri karanlık bir gece, ufuklarda o güne kadar hiç görmediğimiz bir ışık şelalesi gördüm, ufukta güneşten bile büyük gördüğüm tüm apartmanlardan büyük üstünde Marıtıme yazan bir gemi!
O güne kadar resmlerde bile ne böyle transatlantik ne böyle dağ kadar büyük gemi görmüşüm ne böyle bir ışık!
Geminin patlayan yayılan kuşatan ışıkları bir anda her tarafı apaydınlık gündüze çevirdi, gecenin ortasında ufuklar alev alev yanmaya başladı!
Kendi kendime, uzaydan başka dünyadan gelmişler gibi, merak ve heyecan, demek ki, dünyanın başka taraflarında insanlık başka tür ışıklar içinde!
O gemiyi o gece ufuklarda süzülürken görmeseydim içinde yaşadığım zifiri karanlığı hiç bilemeyecektim!
Gemi ufuklarda ilerledikçe gecenin ortası bütün şehir uyandı ve ufuklara demir atmış ışık şelalesini birbirine göstererek, seyretti!
Sinema gibi görsel bir şovdu, ve, sabah uyandığımızda, gemi ufuklarda yoktu, geldiği gibi gitmişti!
Ertesi gece gözlerimiz ufuklarda ışık şelalesi gemiyi boşuna aradı!
Cumhuriyet gibi, zifiri karanlığı yırtan o gemiyi bir daha görmek mümkün olmadı, ve bir daha gelmedi!
O gemiyi hayatlarında hiç görmemiş ve hiç yaşamamış çocuklara bugün kalkıp içinde yaşadıkları zifiri karanlığı anlatmak mümkün değil!
Fazıl Say’ın babası Ahmet Say müzisyen ve edebiyatçıdır, askerliğini Bingöl dağlarında yaptı ve bir hikayesinde havanın kapalı ve hiç ışık olmayan o dağlarda sessizlik ve ışıksızlığı tarif eder, şöyle, bir kibrit çaksanız bomba atılmış gibi gürültüsü ve bir kibrit çakınca ancak görebiliyor insan yarım metre kadar önünü!
Bir kibrit çakmaya kim kaldı içimizde?
Kaldı mı içimizde önümüzü az buçuk görebilecek kadar bir ışık yakabilecek?
Zifiri karanlık nedir, ortaçağ iki bin sene, Roma iki bin beş yüz sene, aynı Bizans oyunları, aynı taht oyunları, aynı güç, aynı kılıç, aynı savaş, aynı rakiplerini yok etme, aynı kendinden başkasına hayat şans vermeme, aynı kilise aynı saraylar, aynı satın alınan lejyoner askerler, aynı zindanlar, siyasetini oynadı, ve devam ediyor!
Tarihlerde Roma kadar yasa çıkartan imparatorluk yoktur, tarihlerde Roma kadar kahraman komutanlar çıkartmış imparatorluk yoktur, tarihlerde Roma kadar hamama yollara alt yapıya önem veren imparatorluk yoktur!
…Ve dünyamız yıkılmaz ve aşılmaz denilen Roma’nın da sonunu gördü; Gücüyle zehirlenmiş ve zehriyle dini gelenekleri ülkeyi insanlarımızı biraradalığımızı zehirlemeye doymayan, sayın islamcı ve taklidinden siyaset yapmış, muhalif kardeşlerimiz!

Kaynak: www.haberasi.com

''Haberasi Basın & Yayın, Genel Kordinatörü''..
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.