Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zeytinburnu’nda Vatandaşlarla Bir Araya Geldi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zeytinburnu’nda Vatandaşlarla Bir Araya Geldi.
Yayınlama: 11.01.2023
57
A+
A-

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zeytinburnu’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Ümit Özdağ yaptığı açıklamada “Siz, “Bağkur’unuzu yatırmazsanız hastaneye gittiğiniz zaman tedavi olamıyorsunuz ama tedavi parasını sizin ödediğiniz Suriyeli hastanede sizin önünüzde sıraya giriyor ve sizden önce tedavi oluyor” dedi.

Türkiye’nin yaşamış olduğu farklı sorunlar içerisinde hiç şüphesiz en ağır, en yaşamsal, en kök sorun olan mesele; ülkemize son 10 sene içerisinde gelen ve sayıları artan, 13 milyonu geçmiş olan sığınmacı ve kaçaklardır. Bu sorunu en ağır yaşan şehirlerin başında artık 4 milyonu aşan sığınmacı ve kaçağın yaşadığı İstanbul.

İstanbul söz konusu olduğunda da Zeytinburnu, Esenler, Esenyurt, Bağcılar, Fatih en ön sırada yer alan ilçeler olarak görülmektedir. Bugün, Zeytinburnu’ndayız. Zeytinburnu uzun yıllar özellikle Doğu Türkistan’dan gelen Uygur kardeşlerimizin öncelikle yerleştiği ilçelerin başında geliyordu. Burada çok güzel harmoni oluşmuştu.

Ancak daha sonra son 10 senede başlayan ve Afganistan, Suriye başta olmak üzere iç savaştan geçen iki ülkeden gelen, kontrolsüz şekilde İstanbul ve Zeytinburnu’na gerçekleşen göç ile İstanbul’da Türkiye’de olduğu gibi Zeytinburnu’nda da bütün dengelerin bozulduğunu gördük.

Tabii bir ülkeye, şehre, ilçeye aşırı bir nüfus yığılması olduğu zaman orada kaçınılmaz olarak ev kiraları artar. Zeytinburnu’nda da ev kiraları artıyor. Orada gayrimenkul fiyatları artar. Vatandaşlık satarsanız gayrimenkul ile birlikte kontrolsüz şekilde artar ve nitekim artık Zeytinburnu’nda, Türkiye’de, İstanbul’da kontrolsüz şekilde bir artış olduğunu görüyoruz.

İstanbullular, Zeytinburnu’nda yaşan yurttaşlarımız artık kiraları karşılayamadıkları için ev satın alamadıkları için memleketlerine dönmeye veya şehir dışına yönelmeye başladılar.

İstanbul’da oturan bir polis bu kirayı nasıl ödeyecek?

İstanbul’da oturan bir doktor, hemşire bu artan kiralar karşısında elindeki maaşlar bu kiraları nasıl karşılayacak?

Mesele sadece kira mı? İstanbul’da 4 milyon insan daha fazla tükettiği zaman domatesin, patatesin, muzun, çileğin, ıspanağın fiyatı da artıyor. Bu, artık Türk halkı için kaldırılamaz bir yük olmuş durumda. Sığınmacılar için harcadığımız para 144.9 milyar dolar. Her bir Türk vatandaşının cebinden 31 bin lira para çıkmış cebinden. Bir aylık bebeğin cebinden çıkan da 99 yaşındaki teyzenin cebinden çıkan da bu.

Siz başınız ağrıdığı zaman eczaneye ilaç almaya gidiyorsunuz, 3 lira eksikse alamıyorsunuz. Sizin 3 lira eksik olduğu için alamadığınız aspirini Suriyeli bedava alıyor çünkü parasını siz veriyorsunuz. Siz, Bağkur’unuzu yatırmazsanız hastaneye gittiğiniz zaman tedavi olamıyorsunuz ama tedavi parasını sizin ödediğiniz Suriyeli hastanede sizin önünüzde sıraya giriyor ve sizden önce tedavi oluyor. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.

Şimdi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü bir talimat vermiş, bütün sağlık ocaklarına Türkçe levhaların yanına Arapçasının da yazılmasını istemiş. Böyle bir rezalet olmaz.

40 yıldan fazla bir zamandır Almanya’da Türk işçileri gittiler, Alman ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Milyonlarca Türk var. Hiçbir Alman hastanesinde Türkçe yazı göremezsiniz.

Biz, Suriyelileri Türkiye’ye geçici bir süre misafir olarak aldık. Devletimize ortak olarak almadık. Bu yapılan terbiyesizliktir. Bu yapılan Türk milletinin hukukuna da saldırıdır. Biz, Zafer Partisi olarak kurulduğumuz günden bu yana Türk milletine bu yükün taşınamayacağını ve hepsini bir sene içerisinde geri yollayacağımızı söylüyoruz. Herkesin vatanına geri yollanacağını söylüyoruz.

Biz bunu söylediğimiz zaman diğer partiler önce “devletler hukukuna aykırı” dediler. Oysa şimdi bakın hepsi, “biz de yollayacağız” diyorlar. Hani devletler hukukuna aykırıydı? Devletler hukukuna aykırı ise nasıl yollayacaksınız?  Oysa devletler hukukuna aykırı değil. Onlar Türk halkına yalan söylüyorlar. Suriyelisinin, Afganının, Iraklısının, İranlısının, Libyalısının hepsinin burada kalmasını istiyorlar. Burada İstanbul’da yerel bir gazete başlık atmış, “Göçmenler Metropolü.” İstanbul dünya göçmenlerinin metropolü. İpini koparanın geldiği şehir.

Vatandaşlarımız metrobüste oturacak yer bulamıyorlar. Kızlarımız üniversiteden yurtlarına gelmek istedikleri zaman 300 metre mesafeyi yürüyemiyorlar. Uyuşturucu aldı başını gitti. Afganistan’dan, Suriye’den Türkiye’ye gelen yükte hafif pahada ağır olan şey; uyuşturucu.

Artık ilkokul seviyesine inmiş durumda uyuşturucu. Dün gençler sokakta durdurdular, “Hepimiz uyuşturucu kullanıyoruz, kurtarın bizi bundan” dediler.

Özetle, Türkiye’nin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değil. Biz, Türk milletine bir söz verdik. Bize yetki verirseniz hepsini bir sene içerisinde vatanlarına geri yollayacağız. Bu aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik krizden çıkmasının da ilk güçlü adımı olacak.

Kim diyorsa, “Sığınmacılar kalır Türkiye de ekonomik krizden çıkar” emin olun büyük bir yalan söylüyor. İkisini birlikte gerçekleştirmek mümkün değil. Bacaklarınıza 5’er kg demir bağlayıp yüzmeniz mümkün değilse 13 milyon sığınmacı ve kaçağın da kaldığı bir Türkiye’de ekonomik krizden çıkması da mümkün değildir.

Gençlerimize, Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımıza bu yükü bırakmaya hakkımız yok. Onların sırtına 13 milyon dünyanın değişik yerlerinden gelmiş sığınmacıların yükünü yükleyip onların geleceğini karartmaya hiç kimsenin hakkı yok. Onların rızkını dünyanın her yerinden kaçanlarla burada paylaşmaya hakkımız yok.

Uyuşturucu kaçakçılarını Türkiye’ye doldurmaya kimsenin hakkı yok. Kimse bize şunu söyleyemez, “Uluslararası hukuk var bunlar gitmez.” Bu büyük bir yalandır. Hepsi gider. Yeter ki biz Türk devletini Türk milletine geri verelim. Türk devleti de bu kararı alsın.

Önümüzdeki seçim bir referandumdur. Bu referandumun konusu da “sığınmacılar gidecek mi, kalacak mı?” sorusuna cevaptır. Kalsın, bir mahsuru yok diyorsanız AKP’ye, CHP’ye, İyi Parti’ye, Demokrat Partisi’ne hangisine isterseniz oyunu verin. Sığınmacılar da kalsınlar, yenileri de gelsin. Hayır, yeter ben çocuklarımın ve torunlarımın geleceğinin kararmasını istemiyorum, rızklarını paylaşmak istemiyorum, Türkiye’nin artık bu ekonomik krizden çıkmasını istiyorum diyorsanız oy vereceğiniz bir tek parti var; o da Zafer Partisi.

Zeytinburnu’nda Haziran 2023 sonrasında Zafer Turizm’in tek yönlü Şam ve Kabil seferlerinin başlayacağı ana duraklardan birisi olacak. Daha önce Zeytinburnu’na birçok kez geldim en son gelişimde esnaf ziyareti sırasında görüm ki Türk halkı artık alışveriş yapamıyor. Neden? Çünkü ekonomik olarak takati kalmamış. Alışveriş edenlerin yüzde 60-70’inin yabancılar olduğunu söylediler.

Kendi ülkemizde kiracı konumuna, ikinci sınıf insan konumuna geldik. Buna inşallah önümüzdeki seçimlerde hep birlikte bir son vereceğiz. Sokakta, pazarda emin olun çok güçlü bir Zafer Partisi dalgası geliyor. Televizyonlar korkularından Zafer Partisi’ne yer vermek istemiyorlar. 0.2 oy alan partilerin bile sözcüleri her akşam televizyonlarda yer alırken Zafer Partisi temsilcileri ne yazık ki büyük bir ambargo ile karşı karşıyalar ama bu ambargo basında var. Fakat, Türk haklının kalbinde, vicdanında ve aklında yok.

Sandıkları da patlatacağız. Ambargoları da patlatacağız. Kamuoyu şirketlerini de patlatacağız. Biz, iktidar yürüyüşünün sokaklardan, parklardan, AVM’lerden, fabrikalardan, atölyelerden, okullardan geçtiğini görüyoruz, biliyoruz. Allah yardımcımız olsun

Haber-asi Genel Kordinatörü
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.