Taahhütlerinin hiç birinin yanına bile yaklaşamadı.

Taahhütlerinin hiç birinin yanına bile yaklaşamadı.
Yayınlama: 19.06.2023
37
A+
A-

Hazreti Mevlana

“İnsan bir ağaca benzer,

Kökü sözünde durmaktır” diyor.

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan,

Bugüne kadar,

Milletimize pek çok söz verdi.

Ama tutmadı.

2011 genel seçimlerine giderken,

2023 hedeflerini açıklamıştı.

Bunları önce partisinin seçim beyannamesine yazdı.

Daha sonra Kalkınma Planı’na yazdı.

Hükümetin resmi hedefi haline getirdi.

Ve sene 2023…

Erdoğan

Taahhütlerinin hiç birinin yanına bile yaklaşamadı.

Ama millete verdiği sözleri tutmayan Erdoğan’ın,

Yüzü de bir türlü kızarmıyor.

En son Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin

Olağan Genel Kurulu’nda,

“İhracatı bu yıl 265 milyar dolara,

2028’de de 400 milyar dolara” çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

İyi de,

Hani 2023 ihracat hedefi 500 milyar dolardı?

Bu hedef nasıl yarıya indi?

500 milyar dolarlık ihracat taahhüdünüze,

2023’ten 5 yıl sonra bile neden ulaşamıyorsunuz?

 

Bunun sizin akıl dışı politikalarınızın neticesi olduğunu

Neden söylemiyorsunuz?

Neden ihracatı anlatırken,

Rekorlar kıran ithalatı yine cami avlusuna bırakıp kaçtınız?

Yılın sonunda,

Millete taahhüdünüzün yarısına zar zor ulaşacak

İhracatla nasıl caka satabiliyorsunuz?

Neden ithalatın Nisan ayında yüzde 22 artışla 372 milyar dolara çıktığından

Hiç söz etmiyorsunuz?

Erdoğan, iki yıl önce,

Millete program diye yutturmaya kalktığı,

“Rasyonel olmayan” politikalar manzumesinde

Dış ticaret açığını düşüreceğini vadetmişti.

Oysa,

Dış ticaret açığı rekor üstüne rekor kırıyor.

Cari açık ise ilk 4 ayda,

30 milyar dolara ulaştı.

Hükümet, bunu finanse edecek borcu bulamadığı için,

Merkez Bankası’nın

23 milyar dolar rezervini satmak zorunda kaldı.

12 aylık cari açık ise 58 milyar dolarla,

Son 11 yılın rekorunu kırdı.

Erdoğan neden bunlardan hiç söz etmiyor?

Önümüzdeki 1 yılda

Ödememiz gereken dış borç 203 milyar dolar.

Cari açık bu seviyede sabit kalsa,

Yurt dışından bir yılda bulmamız gereken finansman

261 milyar dolar.

Bunu nereden bulacaklar açıklayan yok.

Erdoğan bu parayı bulmak için,

Hangi tefecilerle işbirliği yapacağından

Hiç söz etmiyor.

Londra mı, New York mu yoksa Körfez tefecileri mi?

“Ne fark eder?” demeyin!

Borç alan emir alır…

Sarayın Kibirlisinin

Kimlerden emir alacağını bilmek de

Bu milletin hakkıdır.

Değerli Basın Mensupları,

Akıl dışı politikalarının sebep olduğu tek açık,

Cari açık değil.

Bütçe açığı da hızla artıyor.

Yılın ilk beş ayında

 

Bütçe açığı 264 milyar liraya ulaştı.

Bütçe Kanunu’nun bu yıl için öngördüğü açık

659 milyar TL.

Ama gelir ve giderlerin ilk beş ayda geldiği seviyeyi, Geçtiğimiz yılın eğilimleriyle yılsonuna çektiğimizde,

2023 sonunda bütçe açığı 1,5 trilyon lirayı aşıyor.

Bütçe açığı iki kattan fazla artacak.

Peki, gelen ek yük nereden karşılanacak?

Konuşan, açıklayan yok.

Öyle uçakta “Kaynak arayışlarımız sürüyor” diye,

Yandaş medyaya hava atarak hiçbir sorun çözülmüyor.

Ekonomi yönetimindeki Bakan Yardımcılıkları,

Merkez Bankası Başkan Yardımcılıkları gibi,

Kilit atamaların neden hala yapılmadığının,

 

Neden ortada bir ek bütçe teklifi olmadığının,

Dengelerdeki hızlı bozulmayı durduracak,

Bir eylem planının açıklanmamasının izahı var mı?

O da yok.

Erdoğan ülkeyi yönetemiyor.

Varsa yoksa algı yönetmekle uğraşıyor.

Yalan dolan sahte videolar,

32 kısım tekmiline birden

Algıyı değiştirmek için bunlara

Milletin kasasından milyonlar, milyarlar ödeniyor.

Erdoğan enflasyonla mücadele edeceğine,

İhracatçılara enflasyonu anlatırken,

“Bir süredir tüm dünyayla birlikte,

Bizim de başımızı ağrıtan enflasyon” diyerekTopu yine taca atıyor.

Victor Hugo’nun söylediği gibi Paris’te

“Caddenizi yıkayan suyun

Nil Nehri’nden geldiğini varsaymak

İlginç bir saplantıdır…”

Erdoğan,

Enflasyonun,

Kendinin irrasyonel politikalarının ve saplantılarının Paramızı pul etmesinin sonucu olduğunu Unutturmaya çalışıyor.

Dünyada gıda fiyatları

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından

Geçen yılın Mart ayında tarihi zirvelerine tırmanmıştı.

O günden bugüne yüzde 22 düştü.

 

Bizde ise aynı dönemde yüzde 75 arttı.

Demek ki gıda enflasyonu dünyadan değil,

Bal gibi sizden.

Dünyada

Gıda enflasyonunda tüm ülkeler arasında 8. Sıradayız.

Rakiplerimiz,

Sierra Leone, Gana, Laos gibi ülkeler.

TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla dahi

TÜFE’de 2023 itibariyle

Dünyada 12. sıradayız.

Ama enflasyonu düşürmek için

Hala ortada bir eylem, bir program yok.

Laf çok.

 

Enflasyonu tek haneli rakamlara düşüreceklermiş.

Seçim belirsizliği ortadan kalkmış,

Artık bu konuda elleri daha güçlüymüş.

Yeni ekonomi kadrolarının da

Birinci önceliğini bu meselenin çözümü oluşturuyormuş.

Hadi düşürün enflasyonu,

Elinizi tutan mı var…

Bu beylik, boş lafları geçeceksiniz.

Türkiye’ye laf değil,

Program lazım, eylem lazım.

 

Devlet gerçek ötesi

Uyduruk algılarla, söylemlerle yönetilmiyor.

Enflasyonu kalıcı bir biçimde düşürecek bir programın

En önemli ayaklarından birini de

İşgücümüze, çağın gereği becerileri kazandırmak oluşturur.

Bunun için eğitim sistemimizi

İdeolojik prangalardan kurtarmak gerekiyor.

Ama hükümet eğitime

Yeni ideolojik prangalar takma peşinde.

“Çevreme Duyarlıyım,

Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” diye

Bir proje uydurmuşlar.

21 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz.

21 yılın sonunda milli eğitim sistemimizin,

Milli Eğitim Bakanlığımızın değerlerle ilgili

Nasıl bir eksiği var,

Bakanlığın yapamadığı hangi etkinlikler var ki

Eğitimle ilgisi olmayan kurumları kapsayan,

İçinde sevgili çocuklarımızı emanet ettiğimiz,

Öğretmenlerin olmadığı,

Böyle bir projeye ihtiyaç duyuluyor?

Neden çocuklarımıza

Çağın gerektirdiği yetenekleri kazandıracak eğitimi verip

Anne babaları memnun etmeye çalışmıyorsunuz?

Neden anneleri babaları üzüyorsunuz?

Bir diğer algı yönetimi de,

Doğal gaz ve petrol bulma meselesinde yaşanıyor.

“Karadeniz’deki gazı bir ay bedava veriyoruz” diye yola çıktılar,

Putin’in Erdoğan’a seçim desteği olarak,

Kredili verdiği Rus gazını dağıttılar.

Yetmedi,

“Gabar’da petrol bulduk,

Amerika çatladı, Avrupa çatladı” hikayeleri anlattılar.

 

Dönemin İçişleri Bakanı’na göre

Öyle bir petrol bulundu ki,

“Benzeri ancak Suudi Arabistan’da olan,

Çıktığı gibi traktöre koysanız çalıştıracak” bir petrol…

Yetmedi, Cudi’de petrol bulduk.

Yetmedi, Kato’da da petrol bulduk.

Mübareklerin parmağının değdiği yerden

Gaz fışkırdı, petrol fışkırdı.

Yandaş kanallar, besleme gazeteciler

Anlattı da anlattı.

Ama bulunduğu söylenen bunca gaza, petrole rağmen

Dünyada petrol fiyatları aynı kalırken,

Bizde seçimin başından bu yana

Benzin fiyatları yüzde 21,

 

Mazot fiyatları yüzde 19 arttı.

Bu akşam da mazota

1 lira 64 kuruş daha zam bekleniyor.

Nerede bu gazlar petroller?

Atmayın, din kardeşiyiz.

Hükümet algı yönetimiyle uğraşırken,

Kiralar aldı başını gitti.

Vatandaş oturacak ev bulamıyor.

Tek göz depodan bozma evlere, binlerce lira kira isteniyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi un fabrikalarına

Sübvansiyonlu buğday satışını durdurdu.

Bir somun ekmeğe 10 lira ödeyeceğimiz günler yaklaşıyor.

 

Ama bunun çiftçiye de faydası yok.

Bizim “13 lira olsun” dediğimiz primli buğday taban fiyatını,

Saray 9 lira 25 kuruş olarak açıkladı.

Ama TMO çiftçiye bir türlü randevu vermiyor.

Tüccar piyasada buğdayı 5,5-6,00 liradan kapatıyor.

Darda olan çiftçi, büyük zarar ediyor.

Kiracı ızrar halinde.

Çiftçi ızrar halinde.

İşsiz ızrar halinde.

Emekli, emekçi ızrar halinde.

Hayat pahalılığı aldı başını gidiyor.

Mayıs ayında açlık sınırı 10 bin 360 liraya

Yoksulluk sınırı 33 bin 750 liraya çıkmış.

Şimdilerde,

Ülkede açlık sınırı altındaki asgari ücretin

 

Ne olacağının pazarlığı yapılıyor.

Önceki Çalışma Bakanı

500 dolar bazında asgari ücret vadetmişti.

Ama şimdi hem Hükümetten,

Hem işveren tarafından

“TL konuşalım” sesleri yükseliyor.

Hükümet,

“İşçiyi enflasyona ezdirmeyeceklerini” söyledi.

Ama bahsettiği enflasyonun hangi enflasyon olduğunu söylemedi.

İşçiyi hangi enflasyona göre ezdirmeyeceksiniz?

TÜİK’in makyajlı tüketici enflasyonu mu?

Gıda enflasyonu mu?

İstanbul Ticaret Odası’nın enflasyonu mu?

 

Yoksa bağımsız araştırmacıların enflasyonu mu?

Bir tek

Asgari ücretin en son ilan edildiği

Yılbaşından bu yana enflasyon nedeniyle,

Emekçinin ücretindeki erimeyi telafi etmek yetmez.

Emekçiyi yılın kalanında enflasyona ezdirmemek için,

Beklenen enflasyon

Ve refah payı kadar da bir ilave artış yapmak gerekir.

Ve tabii,

Yapılacak artışta

Açlık ve yoksulluk sınırlarını da dikkate almak gerekir.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak

Yaptığımız hesaplamalar ve görüşmeler çerçevesinde,

 

Asgari ücretin,

En az 15 bin lira olması gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca,

Bu yüksek enflasyon ortamında,

Emekçilerimizin gelirlerini korumak için,

Sendikaların,

Asgari ücretin her çeyrekte

Gözden geçirilmesi talebini de destekliyoruz.

Bize göre mesele,

“Asgari ücretin ne olduğu değil,

Ne satın aldığıdır.”

O yüzden de

Bu hayat pahalılığını bitirecek politikaların,

Vakit geçirilmeden açıklanıp uygulanması gerekir.

 

Diğer taraftan,

Ülkemizde çalışanların yarısından fazlası

Açlık sınırı altındaki asgari ücret

Veya civarında ücrete mahkûmdur.

Gelişmiş ülkelerde istisnai bir ücret olan asgari ücret,

Ülkemizde artık ortalama ücret haline gelmiştir.

Acil çözüm bekleyen sorunlarımızdan biri de

Bu ülkenin insanlarının

İnsanca yaşayacak ücrete, maaşa ulaşmasıdır.

 

Gelirler yüksek enflasyon karşısında

Her geçen gün biraz daha erirken,

İşsizlik artarken,

Aileler borç batağında çırpınıyor.

 

Vatandaşın kredi kartı borçları katlanıyor.

Firmalar da rahat değil.

Geliri borcunun faizine yetmeyen,

Yüksek borçluluğa sahip,

Satışlarını artıramayan şirketlere,

Yaşayan ölüler yani “zombi şirketler” deniyor.

Uluslararası Para Fonu’nun son araştırmasına göre

Türkiye, incelenen 43 ülke arasında

Zombi şirketlerin toplam özel sektör şirketler içindeki payının

En yüksek olduğu ülke.

Bütün bunlar finans kesiminde

Çok ciddi zafiyete yol açabilir.

Burada gecikmeye, hataya yer yok.

 

Orta Vadeli Program’ın derhal revize edilmesine,

Gerçekçi bir ek bütçeye ihtiyaç var.

İrrasyonel politikaların bitirdiği güveni sağlayacak,

Sağlam,

Görünür çapalara bağlı bir eylem planını,

İç ve dış aktörlerin önüne koymak gerekiyor.

Bunun için 9 ay sonra yapılacak,

Yerel yönetim seçimlerini beklemek gibi bir lüksümüz yok.

Geçen her dakika aleyhe işliyor.

Ama Hükümetin

Ve yeni Hazine ve Maliye Bakanı’nın

Hiç acelesi olmadığını görüyoruz.

Yeni Bakanın,

 

İstanbul’da görüştüğü iş dünyası temsilcilerinden

Ve banka yöneticilerinden

“Sabır” istediği kamuoyuna yansıyor.

Erdoğan vatandaştan,

Bakan Bey, iş dünyasından ve bankalardan

Dört koldan sabır istiyor da,

Bu sabrın sonunun selamete varacağına yönelik

Hiçbir emare yok.

Yeni kabine Resmi Gazete’de yayımlanalı

İki hafta geçti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda

Yeni Bakan Yardımcıları kim olacak belli değil.

Merkez Bankası Başkanı Amerika’dan ithal edildi.

 

Ayrıca Katar Emirinin ailesinin fonlarını yönettiği ve

Buraya da

Türkiye’nin son dönemde önemli ölçüde borçlandığı

Katar Emirinin tavsiyesiyle geldiği iddiaları var.

Eğer öyleyse,

Bu bir Arap Düyun-u Umumiye vakası olur.

Ve Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı Erdoğan’ın

Yerli ve milli olmadığını,

Bizi dışarıdan emir alır hallere düşürdüğünü gösterir.

 

Erdoğan bir zamanlar “nas” dediği faiz artışını

Şimdi kabul ettiğini uçakta açıkladı.

Artık faiz artışının,

Ne kadar olacağı tartışılıyor.

Nas mı değişti?

 

Faiz mi değişti?

Hayır.

E peki ne değişti?

Devran değişti…

Dün seçime giderken,

Milletin dini duygularını istismar etmek için öyleydi,

Bugün böyle…

Devleti dün dediğini bugün reddeden bir kafa yönetiyor.

Ama merakla beklenen faiz kararlarını

Merkez Bankası Kanunu’na göre

Para Politikası Kurulu alıyor.

Merkez Bankası Başkanı değişmiş olsa da

Başkan Yardımcıları aynı.

Kurulda görev yapan Banka Meclisi üyesi de aynı.

Yani kurul üyeleri

 

Faiz konusunda Erdoğan’ın aynı yerde durduğu gibi,

Yerlerinde duruyorlar.

2021’in Eylül ayından bu yana

Faiz indirimlerini yapan üyeler,

Şimdi ne olacak da faiz artırmaya karar verecekler?

Ne olacak da,

“Göklerden gelen bir kararla”

Rasyonel zemine dönecekler?

Peki bu faizler artınca,

Bankalara düşük faizle zorla verilen tahvillerin değeri ne olacak?

Banka bilançolarını riskli hale getirmemek için,

550-600 milyar lira dolayında olduğu tahmin edilen

Bu zehirli kağıtların,

Yüksek faizli kağıtlarla değiştirilmesi gerekmeyecek mi?

Buradan Hazine’nin sırtına binecek

Olağanüstü yükün faturası,

Fakire fukaraya,

Kısacası milletimize çıkmayacak mı?

Görünen o ki

Saray’ın derdi,

Pansumanla, aspirinle,

Vitrin değiştirerek,

Bol laf salatasıyla,

Körfez’den gelecek paralarla,

Yerel seçime kadar ekonomiyi idare etmek.

Ama bunlar,

İşin vahametinin farkında değil.

Ekonominin yelkenlerini,

Sıcak parayla şişirme dönemi geçti.

 

Merkez Bankası’nın rezervlerini buharlaştırdılar,

Yetmedi SWAP deyip borç aldıkları dövizleri de

Merkez Bankası’nın arka kapısından sattılar.

Şimdi dolandırıcı diye suçladıkları Bakanı

Tekrar göreve getirerek,

ABD’den Katar’ın tavsiyesiyle

Merkez Bankası Başkanı ithal ederek,

Bu para gelmez.

Ya sıcak paracıya çılgın bir faiz verip,

Ülkenin geleceğini ipotek edecek, emir alacaksın

Ya da hemen,

Ekonomideki sorunları

Kalıcı bir biçimde çözmeye başlayacaksın.

Dört başı mamur

Güven veren,

Halkın kabul edeceği,

Vatandaşa “Hani ekonomide her şey çok iyiydi” dedirtmeyecek,

Tutarlı bir programı,

Becerebilirsen ortaya koyacaksın.

Bu programı da

Güven veren bir kadroyla uygulayacaksın.

Yeter mi?

Hayır yetmez.

Bunların arkasına

Doğruların sonuna kadar yapılacağını garantileyen

Bir siyasi iradeyi koyacaksın.

Olur mu?

Hayır olmaz

Sorunun sebebi olan çözümün parçası olmaz.

O nedenle Erdoğan’ın başında olduğu bir hükümetin,

Uygulayacağı tedrici bir programın inandırıcılığı olmaz.

Ancak çok sert,

Millete faturası çok yüksek,

Açık çapalara bağlanmış bir program,

Tavizsiz uygulanabilirse güven sağlanabilir.

O da belki.

 

Önümüzdeki yerel yönetim seçimleri,

Ağır güvensizlikle malül Erdoğan Hükümetinden kurtulmak için

Önemli bir fırsattır.

Seçimde onları uğratacağımız büyük hezimet,

Bunun önünü açacaktır.

Evet,

İstediğimiz sonuçları alamadığımız

Bir genel seçim geçirdik.

Son genel seçimde,

Ülkemizde 25 milyondan fazla insanın oyunu aldık.

Ama seçimi kazanamadık.

Şimdi,

Bu yüzde 48 oranındaki millet desteğini korumak,

Bunun üzerine ezici bir zafer inşa etmek için,

Çok çalışma zamanı.

Bu çerçevede,

Cumhuriyet Halk Partisi kongreler sürecini başlattık.

Partimizin eksiklerini giderme,

Yenilenme ve değişim sürecini,

Üyelerimize ve delegelerimize emanet ettik.

 

Mahalle, ilçe ve il kongrelerimizi,

Kimsenin gölge etmediği,

Rekabetçi bir ortamda,

Aklıselimle, zamanında tamamlamaya çalışıyoruz.

Parti Meclisimizin kararıyla da,

Bu süreci demokrasi ve yenilenme kurultayımızla,

Taçlandırmaya kararlıyız.

Biz bu süreci en sağlıklı şekilde götüreceğiz.

Ama hariçten gazel okuyan Saray’ın,

Üyelerimizden, delegelerimizden, örgütlerimizden dem vurmasının,

Partimizden bahsetmesinin,

Mezarlıktan geçen birinin

Korkusunu bastırmak için ıslık çalmasına benzediğinin de farkındayız.

Ülkeyi yangın yerine çeviren

Sarayın kibirlisinin,

 

Her konuşmasında partimize yüklenmesi

CHP’den ne kadar korktuğunu göstermektedir.

Kendince CHP’yi tartıştırarak,

Ekonomide yaşanan sıkıntıları,

Ve dönme dolap misali dönmelerini,

Gizlemeye çalışsa da

Ekonomide ve devlet yönetimindeki sıkıntılar

Olduğu yerde duruyor.

O ne kadar konuşursa konuşsun

Biz milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz.

Yine,

Partimizin eksiklerini giderme,

Yenilenme ve değişim sürecinin

En sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için

 

Gereken her şeyi yapacağız.

İl Kongrelerimizin sona ermesine,

Ve Parti Meclisimizin

Kurultay tarihimize karar vermesine kadar,

Genel Merkezimiz,

Meclis Grubumuz

Belediye Başkanlarımız kendi işlerine yoğunlaşacak.

Üyelerimiz, delegelerimiz işini yapacak,

Örgütümüzü, Genel Merkezimizi

Ve tüzüğümüzü yenileyecek yapıyı

Büyük bir olgunlukla inşa edecek.

Meclis Grubumuz işini yapacak

Millet adına iktidarı denetleyecek.

Milletin derdine derman olacak yasaları

 

Meclis’in gündemine taşıyacak.

Milletvekillerimiz tatil demeden sahada olacak,

Örgütümüzle birlikte

Mahalle mahalle,

Sokak sokak

Ev ev çalışacaktır.

Belediye Başkanlarımız işini yapacak

Eserleriyle, halk içinde çalışmalarıyla

Yerel yönetim seçimlerine hazırlanacak.

Partimiz için en güvenli liman

Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin sinesidir.

Biz kimsesizlerin kimsesi “cumhuriyetin” partisiyiz.

Emperyalizme karşı dünyanın gördüğü,

 

En şanlı savaşı vermiş,

Mazlum milletlerin ışığı olmuş bu “halkın” partisiyiz.

Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biriyiz.

Biz gerektiğinde vatan için

Her türlü fedakârlığın nasıl yapılacağını

Kurucu liderimizden öğrendik.

Biz bir asırdır bu topraklara aydınlık yarınların umuduyuz.

Bu umudu güçlendireceğiz

Yerel seçimlerde hep birlikte

Bu gidişe dur diyeceğiz.

Benim söyleyeceklerim bu kadar,

Şimdi sorularınız varsa alabilirim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Asuman Yaşar Haberasi imtiyaz sahibi
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.