Tıbbın babası kabul edilen Hipokrat (M.Ö. 460-370), Aforizmalar isimli
eserinde belir ği üzere “Hastalık yoktur, hasta vardır” kavramını
öğrencilerine hastayı salt bir hastalık ya da semptom olarak görmeyip onu
bütüncül (hem fiziksel, hem ruhsal hem de toplumsal) olarak ele almayı
öğütlemiş.

Değişen koşullar ve belki de bilimsel kaygılardan ötürü, günümüz bbında
hem eği m hem de uygulamada hakim olan görüşün hastadan çok teşhis
öncelikli olduğu görülmektedir.
Teşhisler yerine, hastaları ortak paydada buluşturacak bir hastalık sebebi
öngörülebilir mi?
Zaman ve mekandan bağımsız, “insanlığın ortak sorunu stres r” demekle
pek yanlış olmaz.
Stres’in olumsuz etkileri, güncel bbi yaklaşımla, stres hormonlarına,
kronik gerginliğin kaslar üzerinde etkisine, nefes ritm değişikliklerine, kalp
hızındaki değişimlere, gastrointes nal sistemdeki nöron ağının doğrudan
stresi yansı ğına, merkezi sinir sisteminin “savaş ya da kaç” yanı na ve
yine sinir sistemine bağlı olarak üreme sisteminin etkilendiği çeşitli
bilimsel makalelerde yıllardır yer alıyor.1,2
Benzer stres faktörü içinde bulunan insanların farklı derecelerde yakınma
ve hastalık tepkisi göstermeleri; sıklıkla farklı gene k, epigene k ve
biyokimyasal faktörlere bağlanıyor. 3,4
STRES NEDİR?
Dünya Sağlık Örgütü; Stres, zor bir durumun neden olduğu endişe veya
zihinsel gerginlik durumu olarak tanımlanabilir. Stres, hayamızdaki
zorlukları ve tehditleri ele almamızı sağlayan doğal bir insan tepkisidir.
Herkes bir dereceye kadar stres yaşar, diyor.
APA:Amerikan Psikoloji Birliğine göre, stres günlük baskılara karşı normal
bir tepkidir, ancak günlük işleyişinizi bozduğunda sağlıksız hale gelebilir.
Stres, vücudun neredeyse her sistemini etkileyen, insanların nasıl
hisse ğini ve davrandığını etkileyen değişiklikleri içerir. Zihin-beden
değişikliklerine neden olarak stres, psikolojik ve fizyolojik bozukluklara ve
hastalıklara doğrudan katkıda bulunur ve zihinsel ve fiziksel sağlığı
etkileyerek yaşam kalitesini düşürür.
Unicef’e göre stres, baskı al nda, bunalmış veya başa çıkamaz
hisse ğimizde yaşadığımız yaygın bir duygudur. Az miktarda stres bizim
için iyi olabilir ve sınava girmek veya konuşma yapmak gibi hedeflere
ulaşmamız için bizi mo ve edebilir. Ancak çok fazla stres, özellikle
kontrolden çıkmış gibi hisse ğimizde, ruh halimizi, fiziksel ve ruhsal
refahımızı ve ilişkilerimizi olumsuz etkileyebilir.
NIH: (Amerikan Ulusal Mental Sağlık Ens tüsü) Genellikle büyük bir sınava
girmek veya bir arkadaşla tar şmak gibi dışsal bir nedene tepki olarak
ortaya çıkar. Durum düzelince gider. Olumlu veya olumsuz olabilir.
Örneğin, bir son teslim tarihine ye şmeniz için size ilham verebilir veya
uykunuzu kaybetmenize neden olabilir.
Amerikan Stres Ens tüsü:Stresin teknik tanımı, vücudun herhangi bir
talebe -hoş veya nahoş- verdiği belirsiz tepkidir.
Merriam-Webster Collegiate Sözlüğü; “stres” için “bedensel veya zihinsel
gerginliğe neden olan ve hastalık nedeninde bir faktör olabilen fiziksel,
kimyasal veya duygusal bir faktör ve stresten kaynaklanan bir durum;
özellikle: var olan bir dengeyi değiş rme eğiliminde olan faktörlerden
kaynaklanan bedensel veya zihinsel gerginlik” dahil olmak üzere çeşitli
tanımlar verir.
STRES:
Olaylara ya da insanlara “farkında olmayarak” gösterilen; korku, ö e, kibir,
üzüntü gibi duygusal tepkilerin “enerji” halinde beyinde birikerek, zamanla
benzer tepkilerle; psikolojik sorunların ve beyin-beden bütünlüğünün
bozularak hastalıkların oluşmasına sebep olan bir fenomendir.
Stres sebebi, beklen si dışında gerçekleş ği için yükselen duygusallık,
bilinç düzeyini düşürerek farkında olmasını önledi.
İnsan, özü i barıyla erdemli bir varlık r. Nötr(objek f, tarafsız) bilinç
halinde beyin, gerek ğinde erdemleri kendiliğinden açığa çıkar.
BİLİNÇ:
Klasik tanımlama ile farkında olmak, uyanık olmak olarak ifade edilir.
5,7,10 ve daha fazla sayıda bilinç düzeyleri tanımlanmış r.
Kolay anlaşılması açısından bilinç’i 3 düzey haliyle incelebilir.
Bilincin düşük, normal (nötr) ve yüksek düzeyleri.
Beyin de diğer organlar gibi kendiliğinden çalışarak duygu/erdem, düşünce
ve davranışları üre r.
Bilinç düzeyi, beynin ürem “kalitesini” belirleyen ana unsurdur.
Nötr bilinç düzeyi: Beklenen normal bilinç halidir. Cesaret, mütevazi,
dingin, paylaşımcı, çalışkan, merhametli, kanaatkar gibi erdemler ve akıl,
öngörü, empa gibi yüksek bilişsel işlevler gerek ği anda kendiliğinden
(içinden geldiği gibi) açığa çıkabilir.
Erdemler, bilinç düzeyini yükseltebilir. Yüksek bilinç düzeylerinde, beyine
özel yetenekler açığa çıkar. Bu kişiler bazen yaşadıkları bilinç sıçramasını
ilham olarak nitelendirebilirler.
Yüksek bilinç düzeylerinde, sebepsiz yaşam sevinci hissedebilinir.
Fiziksel stres; yorgunluk, uzun süreli açlık ya da gereğinden fazla yemek,
çevre kirliliği, seksin aşırıya kaç ğı durumlar; bilinç düzeyini düşüren
sebepler olabilir.
Bilinç düzeyinin azalmasıyla birlikte erdemler yerini duygulara bırakır.
ERDEMLER
Cesaret
DUYGULAR
Korku (Kaygı, Endişe)
Mütevazi
Paylaşımcı
Kibir, Gurur, kıskançlık
Cimri
Kanaat
Dingin
Obur, Açgözlü
Ö e
Çalışkan
Merhamet
Tembel
Kin, Nefret
Beyinde prefrontal korteks(PFK), yüksek bilişsel işlevlerin merkezi;
amigdala, duyguların merkezi olarak gösterilir. Akıl gibi yüksek bilişsel
işlevlerin tam olarak ortaya çıkması, PFK gelişiminin tamamlandığı 25
yaşında olasıdır.5
Bu yaşa kadar edilinen toplumsal ve ailesel değerler, eği m bilgileri, akıl
süzgecinden geçmeden, doğruluğu kabul edilmiş önyargı dağarcığını
oluşturur.
Kaynak: haberasi.com