Bir milletin alın teriyle yoğrulmuş sermaye,
Koç’un çeliğinde, Sabancı’nın fabrikasında,
İş Bankası’nın kasasında, THY’nin kanatlarında hayat bulur.
Ama ne gariptir ki bu ülkenin gerçek sahipleri,
Yani halkın ta kendisi —
Bu büyük devlerin yalnızca reklamını izler,
Hissedar değil, izleyicidir.

Çünkü zihinler meşgul edilir:
“Altın güvenlidir”, derler
Ama o altını saklayacak kasa,
Yine büyüklerin bankasındadır.
“Bitcoin devrimdir”, derler
Ama o devrim, zincirin yalnızca yeni halkasıdır.
Yön, bilinçli bir şekilde başka yöne çevrilir.
Gerçek değer üretiminin, istihdamın, kâr payının olduğu yere değil
Soyut, uçucu, spekülatif alanlara.
Küçük yatırımcıya “ara kağıt” denilen dalgalar arasında boğulmak düşer.
Büyük sermaye ise halkın ulaşamadığı zirvelerde,
Temettüyle beslenir, büyür, güçlenir.
Peki neden halk, bu büyük şirketlerin ortağı olmasın?
Neden çocuklarımızın geleceği,
Koç’un, Sabancı’nın hisselerinde yeşermesin?
Neden biz değil de başkaları,
İş Bankası’nın yıllık kârından pay alsın?
Çünkü sermaye sahipleri bilir ki:
Gerçek güç, sadece parada değil ,
Mülkiyette yatar.
Ve mülkiyet halkın eline geçerse,
Sistemin çarkları başka türlü dönmeye başlar.
Ama artık yeter.
Bu toprakların insanı,
Sadece tüketen değil
Üreten, sahip olan, yön veren olmalı.
Koç’u, Sabancı’yı, THY’yi izlemek değil
Onlara ortak olmak,
Geleceğe birlikte yön vermek vakti geldi.
Çünkü bu ülke, bu şirketler, bu değerler,
Sadece birkaç aileye değil,
Yetmiş milyonun alın terine aittir.
Kaynak: www.haberasi.com