FETÖ Açılımı Sabote Etmedi, Yönetti: Tezgâhın Tam Ortasındaydı.
Son günlerde kulak tırmalayan bir palavra yeniden sahaya sürüldü: “FETÖ, açılım sürecini sabote etti.”
Hayır. FETÖ o süreci sabote etmedi. FETÖ, o sürecin ta kendisiydi.
Kurgusunu yazdı, yönetmenliğini yaptı, aktörlerini sahaya sürdü.

Açılım süreci; Türkiye’yi dönüştürmek, parçalamak, çözmek ve sonunda teslim almak için kurgulanan dış menşeili bir projeydi. Bu projenin içinde AB dayatmaları vardı, Büyük Kürdistan planı vardı, etnik kimlikler üzerinden Türkiye’yi çözme stratejisi vardı. Ve bu planın içerideki taşeronu FETÖ idi.
Hatırlayalım…
2009’dan itibaren “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” denilen o aldatmacayla terörle müzakere süreci başladı. PKK’ya alan açıldı. Habur’da çadır tiyatroları kuruldu. Şehirlerde hendekler kazıldı.
Peki o sırada ne yapıyordu FETÖ?
TSK’yı bitirmekle meşguldü.
Balyoz ve Ergenekon kumpaslarıyla ülkenin vatansever askerlerini, milliyetçi akademisyenlerini, aydınlarını, emekli generallerini içeri tıktı.
Türk ordusunu felç etti.
PKK’ya “teslim olun” diyen komutana FETÖ’nün savcısı “terörist sensin” diye bağırıyordu.
Yani ortada bir sabote yok.
Ortada organize bir ihanet var.
Süreç; FETÖ’nün medyasıyla, gazetecisiyle, savcısıyla, hâkimiyle bizzat ve planlı şekilde yönetildi.
Bugün hâlâ ekranlara çıkan bazı isimler, o dönem açılım güzellemesi yapan kalemlerdi.
Şimdi aynı kişiler, yeni maskelerle yine sahnede.
DEM Parti’ye PR yapılıyor, “barış” parlatması yeniden rafta.
Ama bu milletin hafızası var.
Kürt kardeşlerimizle bir problemimiz hiç olmadı. Aynı sokakta büyüdük, aynı cephede savaştık.
Sorun; dış güçlerin devşirdiği, içeride mevzilendirdiği, “öz yönetim”, “bağımsızlık”, “özerklik” hayalleri kuran zihniyetle.
Megalo idea’nın Kürt versiyonunu pazarlayan bu akıl, bugün de emperyalizmin hizmetindedir.
Kazım Karabekir Paşa’nın anılarını açın.

Dersim belgelerini inceleyin.
Şeyh Said’in İngilizlerle nasıl iş tuttuğunu görün.
Kürt Teali Cemiyeti’nin hangi merkezlerden emir aldığını hatırlayın.
Bu ülkenin başına çorap örülmeye çalışılan her dönemde, içerdeki iş birlikçiler hazır ve nazırdı.
Bugün Türkçülük hedefte.
Milliyetçilik “aşırılık” olarak kodlanıyor.
Vatanını savunan “faşist”, ülkenin bütünlüğünü isteyen “ırkçı” damgası yiyor.
Ama biz öyle değiliz.
Biz insanız.
Türk’üz, ama bu topraklarda birlikte yaşamış her halkla kardeşlik içinde olmuş bir milletin evladıyız.
Bizim sorunumuz Kürt ile değil, kuklacıyla.
Bizim düşmanlığımız ırkla değil, niyetle.
FETÖ bitti sanmayın.
Zihniyeti hâlâ yaşıyor.
Devletin bazı köşelerinde, siyasette, medyada, STK’larda farklı kılıklar altında varlıklarını sürdürüyorlar.
Ve bugün açılımı yeniden sahnelemek isteyenler, o zihniyetin başka yüzleridir.
Unutmayın:
Biz kimsenin etnik kimliğini merak etmedik.
Ama açılım süreciyle birlikte, etnik kimlikler alın yazımıza kazındı.
Bizi parçalara ayırmaya çalıştılar.
Başaramadılar.
Yine deneyecekler.
Ama bu kez daha akıllıyız.
Daha tecrübeliyiz.
Daha örgütlüyüz.
Ve bu millet, aynı oyunu bir daha yemez.
Kaynak: haberasi.com