
Mustafa AKER- Bayburt Siyasetinin Duayeni İçişleri Eski Bakanı Güney Kurban Bayramı Olması Sebebiyle Geldiği Memleketinde Bayburt’u ve Bayburtluyu Anlattı
Beş dönem milletvekilliği ile Türkiye siyasi tarihinde de önemli bir isim olan Ülkü Güney, hatıralarından anlatarak, öğütler verdi.
İçişleri Eski Bakanı Güney, Bayburt’ta siyaset yaptığı dönemden bahsederek Bayburtlu herkese eşit mesafede olduğu için zaman zaman siyaset yaptığı parti teşkilatından tepkiler gördüğünü ama kendisinin Bayburtluları hiçbir zaman birbirinden ayırt etmediğini söyledi.
Güney, “Onun için seçim döneminde olanlar olur, biter, sonrası herkes eşittir, çok sevilmek, saygıyla anılmak istiyorsanız, bunu yapmalısınız, bu insan olmanın da başlıca düsturudur” dedi.
Bayburtlulardan gördüğü itibarı hiçbir makama değişemeyeceğini söyleyen Güney, evlatlarına bırakacağı yegâne mirasın bu itibar olduğunu belirtti. Güney şöyle konuştu:
“Zamanı geldi, siyasi görevlerimizi bıraktık. Tıp doktorlarının emekliliği yoktur. Ona devam ettim. Size şunu öğütlerim. Her insanın kendine göre imkânı vardır. Ve Türkiye’de insanlar iki şeyi çok severler. Ya zengin olacaksın veya rütben olacak. Paran vardır, malın vardır iflas edersin biter. Bakın benim siyasi hayatım, rütbem filan bitti ama şunu görüyorum ve Allah da size bunu nasip etsin.
Her şey gittikten sonra toplumda gördüğünüz itibarınız devam ediyorsa çocuklarınıza bırakacağınız en büyük miras bu. Ben bunu yaşıyorum. Evim Şingah mahallesinde, ben Şingah camide cuma namazından sonra aşağıya kadar inemedim. Herkes elimi sıkıyor, ‘çayımızı iç’ diyor. Bu itibar benim evlatlarıma bırakacağım en büyük mirastır. Bu bitmez. Diğerleri hep biter.”
25 yıl aktif politika yaptığını, beş yıl bağımsız milletvekili olarak memleketine hizmet ettiğini söyleyen Güney, “Bayburt bana çok şey verdi. Ben de siyasi hayatımda Bayburt’u hep ön planda tuttu diye konuştu.
Bayburtlularla hep gurur duyduğunu söyleyen Güney, şöyle devam etti:
“Doğu Karadeniz bölgesinde ilk defa bağımsız milletvekili seçilmenin onurunu yaşayan bir hemşehrinizim. Bayburt bana çok şey verdi. Ben de siyasi hayatımda Bayburt’u hep ön planda tuttum. Bayburt’u, Bayburtlu’yu temsil ediyordum ve ne yaptıysam bu temsili layıkıyla yapmaya çalışarak yaptım. Bayburt’a hiçbir kötü söz getirmedim. İçişleri Bakanı olduğum zaman her sabah bize dosya gelirdi. MİT, Emniyet ve Jandarmadan. 24 saatte bir Türkiye’nin asayiş durumu ile ilgili. O dosyaları alırdım, açtığım zaman elim titrerdi. Acaba organize suç, devlete millete hainlik, bir toplumu rahatsız eden önemli suçlar var mı? Hep ilk baktığım yer Bayburt’tu. Öyle ya etin kemiği de var diye korkarak açardım. Ama ne meslek hayatımda, ne bakanlığımda bizim Bayburt’ta yanlış bir insan, yanlış bir aile çıkmamıştır. Bundan hep övündüm, gurur duydum. Hemşehrilerim hiçbir zaman benim yüzümü yere baktırmadı. Biz de onları elimizden geldiği kadar yere baktırmadık.”dedi
.