Gündem

“EY TÜRK MİLLİYETÇİLERİ! TİTREYİN VE KENDİNİZE DÖNÜN

Paylaş
Bugün Turk milliyetçisi  arkadaşlarımıza seslenmek istiyorum.
  Türkiye’nin içinde bulunduğu vahim durumu, milletimizin içinde bulunduğu çıkmazı, Türk milletine ve Türk devletine kurulan tuzakları görmüyor, fark etmiyor ya da önemsemiyor olmalılar ki farklı adreslerde farklı farklı tabela Partisi kurmaya devam ediyorlar.
Kardeşlerim;  Peygamber Efendimiz; “Birlikte rahmet, ayrılık da azap vardır”  diye buyurmaktadır.
 Bugün kalkıp da birbirimizde kusur aramaya kalkarsak, her birimiz karşımızdaki insanda onlarca kusur bulabiliriz.
Eğer karşımızdaki insanı yermek değil de övmek istersek, onu yüceltmek istersek, o zaman da onlarca sebep bulabiliriz.
Şimdi düşünelim; ayrı tabelalarla ayrı ayrı partileri kurduk.
Sen gittin yüzde bir iki oy aldın öbürü gitti, 2-3 oy aldı,
öbürü gitti 3 -5  oy aldı.
Bunlar ne işe yarar?
 Kimin işine yarayacağını söyleyeyim:
Bunlar,  Türk düşmanlarının işine yarar.
Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyenlerin işine yarar.
Bunlar sahte milliyetçilerin işine yarar.
Zaten amaç da bu değil mi?
Şimdi bakıyorum, dün hep birlikte
IYİ PARTİ  çatısı altındaydınız.
Ne oldu da ne değişti de her biriniz gidip ayrı ayrı yerlerde yok efendim Kutlu Parti
Anahtar Partisi,
Zafer Partisi,
Milli Yol Partisi,
 ATA Partisi…
Milli Yol Partisi
Aklıma gelenler bunlar.
Diyelim ki yarın barajı geçebildiniz. Ne olur?
20 tane vekili soksanız Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, grup da kursanız ne olacak?
 Hâlbuki, hepiniz bir araya gelseniz, birlik olsanız, en az %30-35 oy alma şanız var mı yok mu?
Milyar kere var.
Sorarım size; iki yüz elli, üç yüz vekille TBMM’de ülkenin en büyük partisi olsanız mı,
Bu millet için faydalı olursunuz yoksa amipler gibi bölündükçe  mi bu millet için faydalı olursunuz?
Hatırlatırım size: 1992 yılında rahmetli Yazıcıoğlu altı arkadaşıyla MÇP’den ayrılıp gitmeseydi, daha sonra MHP ismiyle aslına dönecek olan MÇP, TBMM’de birkaç transferle beraber grup kuracaktı.
 Eğer Sayın YAZICIOĞLU ve beraberindeki ülküdaşlarımız gitmemiş olsaydı.
 Başbuğun ölümünden sonra bugün MHP’nin başında bebek katili sevicisi bir zat olur muydu?
 Nefsimiz, benlik duygumuz, karşımızdaki insanda sürekli kusur arama duygumuz, aklımızın, irademizin,
Sağduyumuzun önüne geçmekte.  İster kabul edin ister etmeyin; bu kadar tabela partilerinin kuruluş sebebi de budur.
Adına, ister NEFİS, ister EGO, ister BENLİK. Ne derseniz deyin.
Lütfen her birimiz aklımızı başımıza toplayıp, sadece lafta değil gerçek bir Türk milliyetçisi olduğumuzun bilincinde hareket etmeliyiz. Ve gerçek bir Türk milliyetçisinin; her türlü tehdit ve tehlikeye karşı vatanını, milletini, devletini koruyup kollamak gibi bir mecburiyetinin olduğunu iyi bilmesi gerek.
 Gerçekten de Türk milliyetçisi olduğumuzu sadece lafta değil, bu millete, bu vatana karşı sorumluluğumuzun farkına varmalıyız.
Bu memleketin semalarında dolaşan kara kara bulutların farkına varamıyorsak ve o kap kara bulutları yok etmek için tek yumruk olmak bilincinde değilsek, bırakın Türk milliyetçiliğini, bizden normal bir Türk vatandaşı da olmaz, olamaz.
Asla unutmayalım ki, BİR OLURSAK, İRİ, İRİ OLURSAK DİRİ OLURUZ!
 Şimdiye kadar onun bunun payandası olmaktan bıkmadık mı?
 Ciğeri peş para etmeyen siyasilerin peşinde koşmaktan yorulmadık mı?
 Türk milliyetçiliğini ayaklarının altına almakla övünen, gencecik yavrularımıza ANDIMIZI yasaklayan, düne kadar sana-bana
 “KAN EMİCİ VAMPİLER”    “MORG BEKÇİLERI”  diye hitap eden, Açıktan ve gizlice Türklüğe savaş açanların daha nereye kadar MARABASI olacaksın?
Bırakalım artık sen-ben kavgasını. Mevlana’ca düşünüp;
“KUSURSUZ DOST ARAYAN DOSTSUZ KALIR”   ilkesini kendimize şiar kabul edelim. Birbirimizi kusurlarıyla sevelim.
Atamız Bilge Kağan’ın sözlerine kulak verelim;
 “MİLLETİNM SÖZLERİMİ İŞİTİN  DÜŞMAN  DERKİ BANA  YAKIN YÜRÜRSEN SANA İPEK KUMAŞLAR VERİRİM   BENDEN UZAK DURURSAN SANA KÖTÜ MAL VERİRİM DER BÖYLECE SENL TUZAĞA DÜŞÜRÜR
 EY MİLLETİM ÖTÜKEN ORMANINDAN (milli benliğinden) UZAKLAŞIRSAN ÖLECEKSİN   
 
Üstte mavi gök çökmediği hâlde altta yağız yer delinmediği hâlde senin ilini ve töreni kim bozdu?
Sen, milli benliğine sımsıkı sarılırsan, düşmanın tatlı sözüne yumuşak ipeklerine kanmaz ve ÖTÜKEN ORMANINDAN (Milli benliğinden) uzaklaşmazsan üste mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni hiçbir güç yok edemez.
EY TÜRK, TİTRE VE KENDİNE DÖN!” 
Ey Türk milliyetçisi, lütfen yaklaşan tehlikeyi artık gör ve nefsini, egolarını, hırslarını terk et. “SEN-BEN KAVGALARINIZA” veda edin.
Yoksa yarın çok geç olacaktır!
Paylaş