Bu şehir artık suskun…
Sokaklarda bir yorgunluk, insanlarda bir yılgınlık var. Ne yazık ki Ereğli, uzun zamandır hak ettiği değeri de hizmeti de göremiyor. Ne yerel yönetimden bir adım, ne iktidar kanadından gerçek bir destek var.
“Borç var, imkân yok” söylemi yıllardır ağızdan düşmüyor. Oysa bu tablo biliniyordu. Eğer bir şehir yönetmeye talipsen, bahane değil çözüm üretmek zorundasın. Ereğli’nin artık söz değil, icraat beklediği bir dönemdeyiz.
Altyapı sorunları, bozuk yollar, bitmeyen tamirler… Halk her gün aynı çileyi çekiyor. İnsanlar, ilgisizliğin bedelini öderken yönetenler hâlâ fotoğraf karelerinde, törenlerde ya da vitrin ziyaretlerinde boy gösteriyor.
Bu şehir, sahadan kopuk anlayışlarla ayağa kalkmaz.
Ticaret Bakanı Ereğlili, değilmi Çevre Bakanı Karapınarlı değilmi Peki neden kimse çıkıp da bu şehir için proje hazırlayıp “Sayın Bakanım, Ereğli’nin buna ihtiyacı var” dedi?
Hangi siyasetçi oda başkanlarını toplayıp “Hadi Ankara’ya gidelim, bu kente bir şey kazandıralım” diyebildi?
Bir otobüs kiralayıp yola çıkmak, koca bir kentin kaderini değiştirmek kadar zor mu oldu?
Kahvelerde vatandaşın sırtını sıvazlamak, birkaç güler yüz göstermek çözüm değil. Şiir geceleri, tiyatro etkinlikleri, kültürel organizasyonlar elbette önemli; ama bunlar hizmetin tamamı değildir.
Gerçek belediyecilik, asfaltın, altyapının, üretimin içindedir.
Yıllardır aynı yüzler, aynı söylemler, aynı sahne… Şehrin siyaseti, ekonomisi, sanayisi aynı çevrelerin elinde dönüp duruyor.
Siyaset artık hizmet üretmek yerine “kim kimin adamı, kimi görevden alalım” tartışmalarına sıkışmış durumda. Bu kısır döngü Ereğli’yi her geçen gün biraz daha geriye itiyor.
Bu kentin geleceğini kurtaracak olan makamlar, koltuklar ya da çıkar çevreleri değil; bu memlekete gerçekten sahip çıkacak yürekli insanlardır.
Ereğli, artık samimiyet istiyor. Gerçek mücadele, gerçek gayret istiyor. Çünkü bir şehir, ancak halkına inanan, halkı için ter dökenlerle ayağa kalkar.