DUYUN BU FERYADI ARTIK
12 Aralık 2018 günü bu köşeden “Ses Ver Milletim” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazımda ülkemizde yaşayan Uygur Türk’ü Erşidin Erkin isimli bir soydaşımızın tepkisini dile getirmeye çalışmıştım.Tüm dünyanın sessiz kaldığı Çin zulmüne,baskıya ve asimilasyona tepki göstermek için İstanbul’dan Ankara’ya kadar yürüdü.Aynı konuyu bu hafta ki gurup toplantısın da İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener dile getirdi.Ülkemizde yaşayan Uygur Türk’ü Nursima Gül Abdurraşit’e kürsüde söz vererek tekrar ülkenin gündemine Çin zulmünün gelmesini sağladı.
Bende nacizane Meclis kürsüsünden yükselen, Nursima Gül hanımefendinin çığlığının duyulmasını istiyorum.Nursima Gül hanımefendinin beni ağlatan benim gibi Türk’lük şuuru taşıyan soydaşlarımızda ağlatan konuşması şöyle;
“Benim ailem toplama kampında bulunmaktadır. Benim ailemin başına gelen bu zulmün sebebi de benim. Benim Türkiye’de bulunmam. 2017 Haziran’dan sonra hep bekledim bugün olmazsa yarın benimle iletişime geçecekler dedim. Ama olmadı. Yaklaşık 4 yıl oldu annemin sesini bile duyamadım. Benim canından çok seven babamın ve kardeşlerimin şu an ne durumda olduğunu bilmiyorum. Karşınıza çıkan herhangi bir Doğu Türkistanlı kardeşimize sorsanız benimle aynı olan acı gerçekleri size anlatır. 90 yaşındaki dedesi, annesi, babası ve hatta 30 senelik memur olan ailesinin nerde olduğunu bilemeyen, onların toplama kamplarında hayatta olup olmadıklarını öğrenmek için İstanbul’un sokaklarında kendi sesini duyurmaya çalışan kardeşlerimizi her yerde görebilirsiniz. Benim de bir çocuğum var. Bir an gözümün önünden kaybolduğunda ödüm kopuyor. Benim Ankara’ya geleceğimi öğrendikten sonra çok üzüldü. Benden ayrı kalmak istemiyordu. Hatta bir resim çizmiş çantama koymuş. ‘Anne sana eşlik etsin ,ben seni çok özlüyorum belki sen de beni özlersin’ diye. Benim annem ve babam 4 çocuğunun nerede olduğunu yaşayıp yaşamadığını bilmeden toplama kampındalar. Ben de onların hayatta olup olmadığını bilmeden 4 sene geçirdim. Benim feryadım siyasi değildir. Ben sadece bir insan olarak anne ve babamı görmek, onlara sarılmak insan gibi yaşamak istiyorum. İnsanlıktan, Müslümanlıktan ve Türklükten yardım bekleyerek 4 sene geçti. Ama toplama kampları hala orada ve büyüyorlar. Ceza kamplarından ailelerini ölü ya da hasta teslim alan insanları sosyal medyadan gördüğümde canım burnuma geliyor. Her geçen gün can kaybı artırıyor. Oralarda yaşanan işkence ve tecavüzleri sizlere anlatmaya dayanamıyorum. Uygur gençleri köle işçi olarak çalıştırılıyor. Kızlarımız resmen Çinliler tarafından seçilerek evlenme adı altında tecavüze uğruyorlar. Anne ve babasız olan çocuklar kamplara götürülerek kendi dili ve dinlerinden koparılarak birer Çinli olarak yetiştirilmektedir. Çin, her türlü üstünü örtmeye çalışsa da teknolojiden yararlanan gazeteciler, araştırmacılar ve uluslararası insan hakları örgütleri Uygur, Kazak ve Doğu Türkistan’daki diğer Türklere soykırım uyguladığını kanıtlamıştır. Şunu sormadan edemiyorum Dünya neyi bekliyor? Oradaki milyonlarca insanın ölmesini mi? Eğer bu sessizlik Doğu Türkistanlı kardeşlerimin silinmesine sebep olursa ben nasıl inanırım ki insan hakları diye bir şey olduğuna?
Nasıl inanırım ki Türklerin Müslümanların kardeş olduğuna? Lütfen elinizi yüreğinize koyunuz. İnsan olan vicdanı olan herkesin biran evvel yapması gerekeni yapmasını istiyorum. Bu zulme hep birlikte dur demenizi istiyorum. Ben sözümü söyledim. Şimdi insanlıktan cevap bekliyorum.”
Nursima Gül Abdurraşit hanımefendinin anlattıklarına yürek dayanmaz.Ulu Tanrı’m tüm soydaşlarımızın yardımcısı olsun.Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında zorla tutulan Uygur Türklerinin derhal serbest bırakılması için 22 ülke tarafından Çin’e verilen mektupta maalesef Türkiye’nin imzası yok.Buradan yetkililerimize sormak istiyorum.Bu imza neden atılmıyor?Tutuklu olan Uygur Türk’lerinin serbest bırakılması için Türkiye’nin acilen hareket geçmesi lazımdır.Nursima Gül Abdurraşit hanımefendinin konuşmasını yayınlamayan,benim soydaşımın feryadını,ızdırabını,acısını duymayan ve duyulmasını istemeyen TBMM TV’yi kınıyorum.TBMM TV ne kadar duyurmak istemese de ben köşemden duyurmaya çalışıyor ve diyorum ki;Duyun bu feryadı artık.Ne mutlu Türküm Diyene.
