Bilecik’e bağlı Bozüyük’te yaşananlar, bir “ihmal” kelimesiyle geçiştirilemeyecek kadar ağırdır. Bu, sistematik bir sorumsuzluğun, denetimsizliğin ve vicdan kaybının somut hâlidir.
Barınak denilen yerde yaşam yok; açlık var, çamur var, çaresizlik var.
Hayvanların açlıktan birbirine saldırdığı bir ortamdan söz ediyoruz. Bu tablo doğanın değil, doğrudan insanın eseridir. Daha açık söylemek gerekirse: Bu, Bozüyük Belediyesi’nin sorumluluğunu yerine getirmediğinin çıplak kanıtıdır.

Bir belediyenin görevi yalnızca yol yapmak, bina dikmek değildir. O sınırlar içinde yaşayan her canlının yaşam hakkını korumak zorundadır. Bu zorunluluk bir tercih değil, hukuki ve vicdani bir yükümlülüktür. Ama görünen o ki Bozüyük Belediyesi bu yükümlülüğü ya görmezden gelmiş ya da yerine getirmemiştir.
Üstelik mesele yalnızca yerel yönetimle sınırlı değildir. Bilecik genelinde denetim ve koruma sorumluluğu bulunan kurumların da bu tablo karşısındaki sessizliği, en az yaşananlar kadar düşündürücüdür. Denetim nerede? Müdahale neden yok? Bu görüntüler ortaya çıkana kadar kim neyi kontrol ediyordu?
Yaşam hakkı, en temel haktır. Ve bugün Bozüyük’te bu hak, göz göre göre çiğnenmektedir. Aç bırakılan, hastalığa terk edilen, çamurun içinde yaşam mücadelesi veren hayvanlar; aslında bir sistemin çürümüşlüğünü gözler önüne sermektedir.
Bu artık bir “eksiklik” değil, açık bir sorumsuzluktur. Ve sorumsuzluk, sonuç doğurur.
Toplumun vicdanı bu kadar ağır bir tabloyu unutmaz. Çünkü mesele sadece hayvanlar değildir. Mesele, bir yönetimin en temel sorumluluğunu yerine getirip getirmediğidir.
Bozüyük’te olan biten, yalnızca bir barınağın değil; bir anlayışın iflasıdır.
Kaynak: www.haberasi.com