7. Dönem Toplu Sözleşme zammı olarak 2025 yılında memur ve emeklisine, birinci altı aylık zam oranı %6, ikinci altı ay için ise %5 olacaktır.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK ve diğer yetkililerin açıklamaları dikkate alındığında, enflasyonun düşeceği yönde açıklama yapılmaktadır, TÜİK Temmuz ayı ev kirasını 6256 TL, zeytinyağının litre fiyatını ise 116 TL’den hesaplamakta, ve onların çerçevesinden bakıldığında ve onların açıkladığı ürün fiyatlarına göre enflasyonun düşüş eğilimine girdiği söylenebilir(!) (mi?)
Kimin Merkez Bankası olduğu belli olmayan Bankanın yıl sonu enflasyon tahmini de göz önüne alındığında, gelecek yıl memur ve emekliye dişe dokunur bir enflasyon farkı ödemesi de görünmüyor. Enflasyon rakamları ekonomik hayatımızdaki gerçek fiyatlar ile örtüşmüş olsa bizim için de sıkıntı olmayacak, ancak açıklanan rakamların gerçek yaşamdan ne kadar kopuk, sanal ve gerçeğe uzak olduğu herkesim tarafından biliniyor.
Aylardır Hür-Sen Konfederasyonu olarak; refah payı uygulamasının hayata geçirilmesini dile getiriyoruz, sürekli bu konu üzerine ısrarla vurguluyoruz. Çünkü, sanal enflasyon rakamlarının sebep olduğu, yıllar içinde akıl almaz bir boyuta ulaşan piyasa fiyatları ve o oranda artmayan alım gücü düzeltilmezse, memur ve emekli 2025 yılını çok zor geçirecektir.
Bunu sağlamanın tek yolu da ‘REFAH PAYI’ uygulamasıdır. İktidara geldikleri günden beri kendi alım gücünü iyileştiren ve bunu bu gün ezdiği kamu çalışanına borçlu olan İktidar bunu memur ve emeklisine borçludur.
İkinci en önemli problem ise, bu kadar yüksek enflasyonun altında adeta inim inim inleyen memur ve emekliye verilecek zammın, 2025 yılı için %6+5 olarak bırakılması olacaktır.
Bu rakamlar aslında, yetkili sendikanın sendikal performansını da net olarak ortaya koymaktadır. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız toplu sözleşme tiyatrosunun hayata yansımasıdır. Yetkili sendika önlerine getirilen toplu sözleşme tutanağına Kuzu kuzu imza atmarı, kuzu kuzu masada tiyatro oynamalarının gerçek sonuçlarıdır yaşadıklarımız.
Ortada güçlü bir talep olmadığı sürece, 2025 ve sonraki yıllarda yaşanılacak ekonomik sefaletin düzeleceğini öngörmek ise mümkün değildir. Güçlü talep, sendikaların ortaya koyacağı demokratik hak talepleri ile mümkündür. 1 milyonu aşkın, 500 bini aşkın üye gücünde olan sendikalardan gerçek anlamda bir ses çıkmadığı sürece ve bu olumsuzluklara çalışanlardan destek devam ettiği sürece bizlere yaşatılan bu ‘ekonomik ve sosyal girdaptan çıkış’ hiç de kolay olmayacaktır.
Hür-Sen Konfederasyonu sorumluluklarının ve özlenen sendikacılığın merkezi olmanın farkında olarak mücadelesine devam etmektedir. Güç verin, ele ele yürüyelim, birlikte başaralım.
