BİR ÇINARIN ARDINDAN

BİR ÇINARIN ARDINDAN
Yayınlama: 31.01.2025
297
A+
A-
Merhaba. Bu Yazımı Yazmak O Kadar Kolay Olmadı.
En Zor Yazımı Yazdım.
Zorlandım Çünkü O’nu Birkaç Kelime Yeteri Kadar Anlatamazdı…
Nerden Bakarsanız Bakın 94 Yılı Tarih Kültür Tecrübe Ve Bilgi Kokardı..
Değerli Okurlarım; Geçtiğimiz Günlerde Bayburt Beyefendisini Hocasını Uğurladı.Bayburt Aslında Bir Çınarını Devirdi  Bir Devrini Kapattı.
Kültürü de Sanatı da Böylelikle Son Buldu
Yani Hoca Yaşar’ı Bizlerin Yaşar Hocasını Kaybetti.
O’nu Anlatmak O Kadar Kolay Değil.94 Yıllık Dolu Dolu Yaşamında İzleri Var.Kokusu Ve O Güzel Gülüşü Var
O’nu Anlatmak O Kadar Zor Ki Yazsak Ne Kalem Yeter Ne de Kağıt
Kısaca Gel Seni Tarihe Gömelim Desem Sığmazsın……
Değerli Okurlarım; Bayburt’un Köklü Kültüründen Yetişen En Önemli Değerlerimizdendir Yaşar Hocamız.
Yozlaşan Hatta Kaybolan Bayburt Kültürü İçinde Sahip Çıkın Diyerek Bizleri Uyarırdı Yaşar Hocamız
Değerli Okurlarım; Nam-I Değer Hoca Yaşar Hasbi Yaşar Aker; Bayburt’un Son Yüzyılın Yegane Öğretmenlerinden Ahmet Hasbi Aker’in Oğludur.
 Bir Hukukçu; Hakim, Avukat Eğitimci Ama Daha Çok BABA’DIR
Bu Yüzden Bayburt’un Ona  Verdiği İsimdir ‘Hoca Yaşar’.
1932 Yılında Bayburt’ta Doğdu
Hukukçu Olarak Memleketine  50 Yılın Üzerinde Hizmeti Var Emeği Var.
1964 Yılında Erzincan’da Stajer Hakim Olarak Başladığı Meslek Hayatının Son 40 Yılını Bayburt’ta Avukat Olarak Sürdürdü.
2013 Yılında İse Emekli Oldu
 Avukatlık Mesleğinde Bayburt’a Vediği Hizmetin Yanı Sıra Kültür Anlamında Memleketine Kattıklarıyla da Çok Değerlidir Yaşar Hocamız
Allah vergisi bir sese ve müzik kulağına sahip. Sanat Müziği eserlerini çok güzel seslendirdiği gibi zamanın Bayburt Belediyesi Türk Halk Müziği korosunun da öncüsü.
Türk Müziği bilgisi, sesi ve yöre barlarına olan hakimiyeti ile ender bir otorite. Bayburt barlarının yarışma formatına geçişinde büyük emekleri var. Bayburt ve Erzurum barlarının tamamına hakimdi.
Kendi Anlatımıyla:” Bayburt folkloru, oyunları, türküleri ile ilgili oluşum biraz aileden. Evde Allah rahmet etsin iki ablam vardı. Onlar da müzik ve folklorda kabiliyetli insanlardı. Her ikisinden de tahsil gördüm. O zamanki durumda yeterli tahsilleri vardı. Babam bu durumu çok hoş görürdü. Bayburt folklorunu severdi. Babam son 100 senenin Bayburt’un yegane okul öğretmeni. Aslında kendisi medrese tahsilli. Fakat çok münevver görüşlüydü.
Benim veya kız kardeşlerimin o hareketlerini takdir eder, hatta zaman zaman evde bayağı dinlerdi. Türkü söyletirdi. Onun o hoşgörülüğü bizi bu sahada ileri götürmüştür.”
1943 yılında Bayburt’ta bir düğün vardı. Biz de ailece katılmıştık. Orada birini tanıdım. Rahmetli Emin Develi’nin babası Develioğlu Medet Efendi derlerdi. Hem sesi çok güzeldi, hem de mahalli kültürü çok güçlü olan bir isimdi.
 O düğünde bar oynamasını gördüm ve bayıldım. Aynı düğünde bir de Baytar Türküsü’nü söyledi. Sesi çok güzeldi ve eşinin adı Meral olduğundan ‘Bayburt’ta bir güzel bir maral gördüm/Aklımı fikrimi hep ona verdim’ kısmını ‘Meral’ diye söylerdi. ‘Baytar’ türküsünü ondan işitttim ve öğrenmeye çalıştım. Kabiliyetli bir kişilikti. Bu parçayı Remzi (Çavuldak) ve Zakir (Peksert) de söylerdi. Bu türkünün oyunu tek oynanır. Hem erkek hem bayan oynayabilir.”
Babası Ahmet Hasbi Aker’den bir yandan medrese eğitimi alırken, bir yandan da iki ablası ile komşuları müzisyen Ahmet Kızıltuğ’un evinde müzik çalışmalarında bulunarak büyüyor. 1947 yılında Erzurum Lisesi’ne kayıt yaptırıyor. Okulu bitirdikten sonra ise 1 yıl Bayburt Ortaokulu’nda öğretmenlik yapıyor. Erzurum Lisesi bölgenin en önemli okulu o dönem. Başarıyla bitirdiği lise eğitimin ardından Ankara Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptıran Aker, Bayburt kültür hayatı ve kendi iş hayatı arasında gidip gelen anılarını paylaştı. Söze kendisi açısından zor geçen hukuk fakültesi sürecini anlatarak başlıyor:
Babamın vefatıyla bütün hayatımız bozuldu”
“3 sene Arapça ve Farsça okudum babamdan. Ve öyle de devam edecektim. O sırada askerlik çağım geldi. Ben askerdeyken babam vefat etti. Ondan sonra bütün bir hayatımız bozuldu. Onun vefatı bizim aileyi perişan etti. Ben askerliği bitirdikten sonra ne yapacağımı tayin etmek isterken, her şeyiyle babama benzeyen bir büyük ablam vardı. O beni teşvik etti. ‘Ankara’da Hukuk Fakültesi’ni okuyacaksın’ dedi. Cebeci’de Erzurum Yurdu açılmıştı. Bayburt’un da derneği vardı. Cebeci yurdunun 1. katını Bayburtlular’a verdiler. Ben de orada kaldım. Ankara Hukuk Fakültesi’nde hukuk tahsilini bitirdim. Çok disiplinli, sert, muhterem hocalarım vardı. Çok mükemmel bir fakülteydi.”
Hakimlik serüveni ve avukatlığa zorunlu dönüş…
“Okulu bitirdikten sonra ablam Erzincan’daydı. Orada 2 yıl stajer hakimlik yaptım ve sonrasında 8,5 yıl daha hakimlik yaptım. İlk tayin yerim Hakkari’nin Çukurca İlçesi. Şöyle bir olay da yaşadım ve iyice soğudum. Çukurca doluydu aslında, benden 3- 4 ay evvel Hakkari’nin kazaları dolmuştu. Meğer benden önce kura ile gelen bir hakim torpil ile Edirne’nin Enes kazasına dönmüş. Çünkü bir yerde en az görev yapma süresi 2 yıldı. Böylelikle ilk tayin yerim Çukurca oldu. 3 yıl görev yaptım. Çukurca insanı o dönemde çok iyiydi. Hatta Bayburt’ta müzikle iç içeyiz ya orada da bu yönümüz duyuldu. Oğlum ve kızımın eğitim gördüğü Çukurca Cumhuriyet İlkokulu’nda bir koro kurduk ve bir çok kez sahne aldık. İlçenin hakimi olarak o koronun da kurucu ve yönlendiricisi oldum.
Çok rahat bir görev yaptım. Sonra Kelkit’e tayinim çıktı. Çukurca halkı bizi coşkuyla uğurladı. O gün yol filan yok, çocuklarımı sırtlarında taşıyarak bizi uğurladılar. O günlerimi unutamam. Kelkit’te de 5,5 yıl görev yaptım. Erzincan’a tayin istedim ve yine Adıyaman’ın bir ilçesine görev çıkınca ayrılarak avukatlık mesleğine döndüm. Niye ayrıldım diye soracaksan para yok, devlet o zaman yüksek maaş veremiyor. Benim çocuklar çoğalmaya başladı. Ne yedireyim bunlara. Verdiği maaş sadece ekmeğimizi, kiramızı zor ödüyor. 1974’ten 2014 yılına kadar 40 yıl avukatlık yaptım. Bayburt’a geldiğim ilk yılda İhsan Enkavi ve Mehmet Akkoyunlu gibi deneyimli avukatlar vardı. Atilla Adiloğlu da 1971’de avukatlığa başlamıştı.”
Nerede O Aadamlar, Neydiler Onlar?”
“Bayburt’ta düğünler malum, iki tane saz ustası vardı. Zakir Peksert ve Remzi Çavuldak vardı. Zakir’in kardeşi Dursun da vardı. Kör Emin dermişler babalarına, Baybut’ta düğünü folkloru yaşatan adam. Onun oğulları Zakir ve Dursun. Remzi Çavuldak da çok kabiliyetli. Onlar düğünlere can veren insanlardı. Şimdi onları aramamak mümkün değil. Nerede o adamlar, neydiler onlar?
Çok mükemmel usta isimler. Allah sanki onları o iş için yaratmış. Ben de çok katıldım aralarına. Gerek Bayburt müziği ile gerek Bayburt folkloru ile uzun zaman uğraştık. Zakir ve Remzi daha çok Türk Sanat Müziği’nde ustalar, gerçi bu tabirden de hoşlanmam, Türk Müziği kâfidir. Recep Kırıcı da zaman zaman bize katılırdı. O bizden çok yaşlıydı. Tuzcuzade Mahallesi’nde değirmen işletirlerdi.
Sazı çok iyi kullanırdı.‘Giydim Çarıklarımı’, ‘Söyleyin Bayburt’un Vasfi Halini’ gibi bestelenmiş eserleri vardır. Zakir Peksert ve Remzi Çavuldak’la Türk Müziği, Recep Kırıcı ve Abdurrahman Kayserili ile de halk müziği çalışmaları yapardık.”
Bir İsim Var, Ondan Bahsetmeliyim..”
“Daha öncesi bir isim var, ondan bahsetmeliyim. Mehmet Turan babamın talebesi. Babama çok düşkün, çok da severmiş. 1936 yılında çok genç yaşta hayatını kaybediyor. Ama çok üretken, o kısacık hayata neler sığdırmış neler. Mesela o zaman gazete yok,
Osman Ağabeyi (Osman Okutmuş) 1950’li yıllarda gazeteyi açtı ve bunları dile getirdi. İşte 1930’lu yıllarda Mehmet Turan, Bayburtlu Celali, İrşadi gibi aşıkları kayıt altına alıyor. Atatürk’ün Trabzon’a gelişinde bir heyet götürüyor. Ve Gazi Paşa’nın huzurunda sergilediği oyunla takdir topluyor. Hatta Atatürk’ün bir figür eklediği bu barın ismi Mehmet Turan Barı’dır. Atatürk takdir ediyor, ekibi ve Mehmet Turan’ı. Bu oyun hem bar şeklinde, hem dans şeklinde oynanır.”
HÜSNÜN PERTEVİNE CANDAN MAYİLEM!
“’Hüsnün pertevine candan mayilem’ diye bir uzun hava girişi ile başlayan ve ardından ‘Al Çuha Mavi Çuha’ türküsü ile bağlanan Bayburt’un malı bir eser vardır.
Rahmetli anam Şingâh Mahallesi’nde Bayburt’un köklü ailelerinden ‘Keşkekler’den duyup öğrenmiş. Anamın halasının kocası, ‘Kör Keşkek’ diye biliniyor. Sesi çok güzel, bu onu söylermiş. Anam bunu 1910’dan evvel dinlemiş ve öğrenmiş. Ben ondan öğrenip Bayburt türküsü diye TRT’ye kaydettirdim.
Gerek sözleri, gerek terennümü ile Bayburt’un öz malı olduğunu gösteriyor. ‘Al Çuha Mavi Çuha’ türküsünü ise Zakir Peksert’le düzenleyerek yine onun adıyla TRT Repertuarına kazandırdık
Korolu, mehtaranlı Bayburt Belediyesi..
“1950 ve 1960’lı yıllarda kültür faaliyetleri oldukça fazlaydı. Bayburt Belediyesi’nde koro kurduk. Meclis salonlarını verirdiler. En az 30 kişi söyleyen, 10 kişiye yakın saz, ritim çalan. Mustafa Ahıskalıoğlu bu korodan yetişmedir ve kabiliyetli bir kişiydi. Orhan Dursunoğlu solist olarak sahne alırdı. 21 Şubat kutlamaları 1 ay önceden başlardı.
Hem bar ekibini çalıştırırdım, hem koro faaliyetlerine katılırdım. Bar ekibinden hatırladığım; Kaleardı Mahallesi’nden Kunduracı Nevzat, Tuzcuzade Mahallesi’nde Pala Hüsili, Kasap Necat, Osman Çubukçu, Fahri Yılmaztürk, Halis Yılmaztürk. O yıllarda bir de mehter takımı kurduk belediye bünyesinde.
Terzi Lütfü askerde mehterde bulunmuştu ve böylelikle ekibin elbiselerini o dikti. 1950’li yılların ortaları bu dediğim. Osman Çubukçu ve Orhan Dursunoğlu bu mehter ekibinde öne çıkan isimlerdi.”
“Günümüzde bazı derneklerimizin faaliyetlerini biliyorum ama genel itibariyle iyi göremiyorum. Mutlaka bir merkeze bağlı olması lazım. Bayburt folklorunun yaşatılması için mühim bir destek olması lazımdır. Eskiden Belediye Başkanları bu işe çok destek olurlardı. Bu kültürün bizatihi içinden gelen insanlar olduğu için sürekli sahip çıkarlardı.
 Mahalli kültür Çoruh’a düştü, gitti. Kültür göçü çok yaşandı. İnsanlar göç ettikçe kültürü alıp götürdüler. Geriye kalanlar da bu boşluğu dolduramadı. Uzun zamandır işitiyorum, görüyorum eksiklikleri, çok müteessir oluyorum. Bayburt insanı böyle değildi. Kötülükten bahsetmiyorum, kültür eksikliği kastım. Mümkünse yeniden belediye buna destek olmalı ve tek merkezde toplamalı.”
Atatürk Öncesi Devir Ve Sonrası Çok İyi Okunmalı!
Milletler tarih sahnesinde kültürleri ile varolurlar. Bayburt kültürünü koruyun, yaşatın ve sizden sonra gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarın. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş serüvenini iyi okuyun, anlayın.. Atatürk’e Allah rahmet eylesin, boş vakti yok. Milleti için çırpınmış büyük bir insan.
Atatürk öncesi devir ve sonrası çok iyi okunmalı. 600 yıl hüküm sürmüş ecdadımız. Cumhuriyete giden aşamada Osmanlı çökmüş, bitmiş. O sırada meydana çıkıp da yeniden devlet kurmak her baba yiğidin işi değil.
Allah gani gani rahmet eylesin, hem nasıl… Tükiye Cumhuriyeti Devleti kurulmazdı, yanındaki paşalar da onun kadar bağlılar vatanlarına.. Mareşal Fevzi Çakmak, diğer paşalar az iş görmemişler. Yeni nesle düşen görev bu emaneti ebediyete kadar devam ettirmektir.”
İşte Koca Bir Ömre Sığdırılan Çok Güzel Dolu Dolu Yaşam.
Bayburt’un “Hoca Yaşar’ı Bizim De Can Damarımız Nefesimiz Gurur Tablomuz Geçmişten Geleceğe En Güzel Mirasımız!
Sen Hep Böyle Anılacaksın Yaşar Hocamız!
Mekanın Cennet Kabrin Nur Olsun
Sağlıcakla Kalın

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Fatih Nasuhbeyoğlu dedi ki:

    Değerli Hasbi Yaşar Amca’nın vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.

    Hukuk camiasına uzun yıllar hizmet etmiş, Kelkit’teki hakimlik görevinden avukatlığa uzanan saygın kariyerinde dürüstlüğü ve adaleti ile tanınan kıymetli bir insandı.

    Bu büyük kaybın acısını derinden paylaşıyor, merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabırlar dilerim. Mekanı cennet olsun.

    Saygılarımla,