Bu bir “gençlik hatası” dosyası değil.
Bu bir “iyi hâl” masalı hiç değil.
Bu, Berkay Melikoğlu’nun öldürülmesi ve ardından adaletin sistemli biçimde örselenmesinin dosyasıdır.
İlk duruşmada, 17 yaşında olduğu bilinmesine rağmen Berkay’ın mezarının açılması istendi.
Gerekçe utanç vericiydi: “Fiziki olarak güçlü duruyor.”
Aynı celsede sanık için beraat talep edildi.
Mahkeme heyeti bu talepleri reddetti; ama tartışmanın yönü çoktan kaymıştı. Dosya, maktulün yaşamına değil, failin aklanmasına odaklanmıştı.


İkinci duruşmada bir öğretmen çıktı, sanığı “dersleri iyiydi” diye savundu. Üçüncü duruşmada sanığa gömlek giydirildi; “Giyimine dikkatinizi çekerim” denilerek mahkeme salonunda bir imaj inşa edildi. Savunma, hukuku değil algıyı hedef aldı: “Polis olmak istiyordu… Bu da bir çocuk; ‘cani’ denmesi vicdanımı zedeliyor.”
Gerçeği hatırlatalım: Çocuk olan Berkay’dı.
Silahsızdı. Bıçak, satır, muşta taşımıyordu. Şiddete sessiz kalmadığı için hedef haline getirildi. Hayalleri vardı; dünya şampiyonu olmak için hayatını spora adamıştı. Fail, Berkay’ın fiziki gücünü biliyordu; bu yüzden karanlığı seçti, plan kurdu, savunma fırsatı bırakmadı. Bu bir kavga değil, planlı bir cinayettir.
Bugün bu dosyada tartışılan şey Berkay’ın kim olduğu değil; failin nasıl göründüğüdür. Gömlekler, notlar, gelecek hayalleri… Hepsi tek bir amaca hizmet ediyor: Cezayı sulandırmak. Oysa adalet, vitrinle değil hakikatle ilgilenir.
Bu noktada sorun tek bir mahkeme salonuyla sınırlı değildir. Ceza ve infaz yasaları baştan aşağı tartışılmalı ve değiştirilmelidir.
“İyi hâl”, “takdiri indirim”, “gelecek planları” gibi kavramlar, planlı şiddet ve cinayet dosyalarında fail için bir kaçış rampasına dönüşmüştür. Caydırıcılık yok edilmiştir. Toplumun adalet duygusu her indirimle biraz daha parçalanmaktadır.
Ağır müebbetten aşağısı bu dosyada ceza değildir; inkârdır.
Şiddete karşı duran bir çocuğun bedeli ölümse, failin bedeli birkaç yıl indirim olamaz. İnfaz rejimi, “nasıl olsa çıkar” duygusunu besledikçe, yeni Berkay’ların adı dosyalara düşecektir.
Berkay Melikoğlu bugün konuşamıyor.
Ama onun için haykıran bir toplum var.
Bu dava, yalnızca bir karar duruşması değil; adaletin kendisi için bir sınavdır.
Ve soru nettir:
Adalet, gömleğe mi bakacak, mezara mı?
Kaynak: www.haberasi.com