
10 Temmuz 2026 TBMM Genel Kurulu’nda
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi yani Çerçeve Yasa teklifi” oylandı 468 kabul 87 red
Yeni Parti den 54 milletvekili red oyu verdi.
Özgür ÖZEL “komisyonda imza attık,. İmza namustur EVET vereceğiz” dedi.
Peki ÖZGÜR ÖZEL’ E. soralım 54 milletvekili RED oyu vetdi bunlar namussuz mu?
Kim kiminle dayanışıyor, toplumsal bütünleşme nasıl güçlendiriliyor diye soracak olursanız gayet basit.
-İmralı’daki Nesebi gayri sahih Öcalan, Kuzey Irak’taki PKK’lı teröristler,
Avrupa’daki örgüt ileri gelenleri ile dayanışıyor, yıllardır, on binlerce insanımızın kanına giren teröristlerle de bütünleşiyoruz!
Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen’in söylemi ile yanıt vereyim:
-Yeni Parti ölü doğmuş olacak.
halkın “son umut” olarak sarıldığı Özgür Özel ve Partisi, böyle feci bir sonla karşılaştı..
“büyük tesadüf” bugün
10 Ağustos 1920’de, Osmanlı devletine dayatılan tarihin en aşağılık “teslim antlaşması” Sevr’in 106’ncı yıldönümü…
“inanılmaz bir tesadüf mü?” dersiniz, “Tanrı’nın akılalmaz tokadı mı?” dersiniz yoksa “ bilinç, bu ne organizasyon mu?” dersiniz bilemem!
Yurtsever kesimin “yeni Sevr’e çıkan yol” olacak sanki başka gün kalmamış gibi, gözlerden uzak hazırlanmış bir yasa tasarısı oylandı.
DEM CUMHUR KUALİSYONU PARTİLERE SÖZÜM YOK!!!!
Meclis’te İYi PARTİ dışında bir Allah’ın kulu bu “tesadüfü” görmedi mi?
Size Sevr Antlaşması’nı anlatayım
Engin bilğili tarihçilerden alıntı
.Zilleti gören bir millet!
Osmanlı Devleti’ni utanç dolu bir yok oluşa,Türk Milleti’ni ise köle bir topluluk haline sürükleyen, Anadolu’yu dilimler halinde bölen antlaşma,
Paris’in Sevr banliyösündeki bir seramik fabrikasında galip devletlerle, Padişah Vahdettin’in gönderdiği heyet arasında imzalandı…
Aslında, çoğu kimsenin bilmediği bir ayrıntı vardır; bu tarihten tam 3 ay önce, 10 Mayıs 1920’de yine aynı yerde İtilaf Devletleri ile barış görüşmeleri yapılmıştı!
Galip devletler, o denli rezil, o denli aşağılayıcı ve o denli yok edici bir antlaşma öneriyorlardı ki, Osmanlı Heyeti bu antlaşma tasarısını reddetti!
Hali hazırda Anadolu’nun birçok yerini,
İzmir dahil işgal etmiş olan İtilaf Devletleri bu ret kararı üzerine hazırladıkları ortak açıklamada Osmanlı devletini yerin dibine batırarak
“Savaşın çıkmasında büyük sorumluluğu bulunduğunu, kendisine dostluğunu kanıtlamış devletlere büyük hainlik yaptığını, Ermeni ve Rumlara görülmemiş bir zulüm uyguladığını ve Türklerin çoğunlukta olmadığı toprakların, Türk boyunduruğundan kurtarılacağını” ilan etti…
Yunan kuvvetleri ise yıldırım hızıyla harekete geçerek Balıkesir, Bursa ve Uşak’ı işgal etti!
Bu durum Padişah Vahdettin ve kuyrukçusu Damat Ferit ile İngilizlere tapınan Hürriyet İtilafçıları hem kızdırdı hem korkuttu; ya şimdi payitaht (İstanbul) tamamen ellerinden çıkarsa ne yaparlardı?
– Memleketin geri kalanı umurlarında bile değildi!
Bir memleket nasıl satılır?
Ültimatom niteliğindeki galip devletler açıklamasından sonraVahdettin, 22 Temmuz 1920’de bütün devlet ileri gelenlerini düzenlediği “Saltanat Konseyi’nde topladı.
Toplantıdan Barış Antlaşması’nın ivedilikle imzalanması kararı çıktı… Resmi bildiride bakın ne deniliyordu:
– Osmanlı Saltanat Hükümeti bugün iki ihtimal karşısında bulunuyor: Ya antlaşmayı içerdiği ağır ve korkunç koşullar ile kabul etmek ya da reddetmek.
Kabul edilirse İstanbul başkent kalmak üzere bilinen sınırlar içinde küçük bir devlet varlığını koruyabilecektir…
Reddedilirse… Osmanlı saltanatına ve Osmanlı Hükümeti’ne son verilecektir…
Damat Ferit Paşa soysuzunun yönetim ve gözetiminde yeni bir heyet acilen Sevr’e gönderildi. Ve aşağılık antlaşma imzalandı. Yalnızca birkaç maddeyi anımsatayım:
– Rumeli’de İstanbul dışında kalan yerler Yunanistan’a veriliyordu…
– Doğu’da bir Ermenistan devleti kurulacak, bunun sınırlarını ABD Başkanı Wilson saptayacaktı…
– Sevr Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden 1 yıl sonra Kürtler isterlerse ayrı bir devlet kurabilecekti…
– Türklere ana bölge olarak İç Anadolu olmak üzere, Karadeniz’e ufak bir çıkışı bulunan yaklaşık 200 bin kilometrekarelik bir toprak bırakılıyordu…
Kısacası, Sevr’in nihai hedefi eşeğin bile anlayabileceği bir sona işaret ediyordu:
-Anadolu’daki Türk varlığına son vermek!
Bu antlaşma Meclis fethedildiği için Osmanlı Ayan’ında görüşüldü ve Damat Ferit ile Vahdettin’in ayak oyunları sayesinde kabul edildi!
Kurtuluş Savaşı’nı sürdüren Ankara Hükümeti, bu şeref yoksunu antlaşmayı reddetti, imzalayan ve kabul edenleri vatan haini olarak ilan etti…
– Aslında, Osmanlı, daha 1916’da İngiltere ile Fransa arasındaki gizli Sykes-Picot Antlaşması ile paylaşılmıştı bile! Sevr işin yalnızca resmi kısmıydı!
Büyük devlet adamı Kırtuluş savaşı kahramanı ATATÜRK ve silah arkadaşları..
Hainlere bugünkü.sevinc yaşatırmıydı?
Bu memlekette Vahdettinler ve damat feritler bitmemiş.
ATATÜRK ve silah arkadaşları Kurtuluş Savaşı zaferiyle ülkeyi ve milleti bir yok oluştan kurtardı.
Yüz altı yıl sonra ise yeni serv’in taşları yollara döşeniyor!
****