*Altıntaş: “Doğu Akdeniz’de sessizlik, hak kaybına dönüşüyor”*
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada hükümetin dış politikadaki pasif tutumunu eleştirerek “Sessizlik zamanla geri adımlara, geri adımlar kalıcı kayıplara dönüşür” uyarısında bulundu.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, 23 Ekim 2025 tarihli TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin hem iç yönetiminde hem de dış politikasında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Altıntaş, yasama süreçlerindeki aceleciliği ve Meclisin yürütme karşısında giderek güçsüzleşmesini eleştirerek, “Parlamento egemenlik yetkisini kullanırken icranın sekretaryası hâline düşmüştür” ifadelerini kullandı.
*“Kanunları torbaya koyup getiriyoruz”*
Altıntaş, hükümetin yasa yapma pratiğini eleştirerek, “Kanunları zaman zaman heybeye, zaman zaman torbaya koyup getiriyoruz; acele kanun yapma tekniği altında uyguluyoruz. Bu acelemiz niye?” diye sordu. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yürütülen yönetim anlayışının, “İttihat ve Terakki’nin üç paşasından daha fazla yetki kullandığı” eleştirisini dile getirdi.
İzmir Milletvekili Altıntaş, çıkarılan yasaların ülke sorunlarını çözmediğini belirterek, “Problemleri halının altına süpürüyoruz. Ortaya içi doldurulmamış kavramlar koyarak bunları fetiş hâline getiriyoruz. Ancak bu problemler orada mayalanarak milletin karşısına çıkacak uygun zamanı bekliyor” ifadelerini kullandı.
*“Türkiye caydırıcılığını kaybetti”*
Konuşmasında Türkiye’nin dış politikadaki tutumuna da geniş yer veren Altıntaş, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin caydırıcılığını kaybettiğini gösterdiğini söyledi.
“Doğu Akdeniz’de ve Ege Denizi’nde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin dış politikada kararlılığını ve caydırıcılığını yitirdiğini bir kez daha ortaya koymuştur” diyen Altıntaş, Kıbrıs açıklarında yabancı sondaj faaliyetlerinin yeniden hız kazandığını ancak Türkiye’nin geçmişteki gibi güçlü tepki veremediğini belirtti.
“Birkaç yıl önce NAVTEX ilan edilir, savaş gemileri bölgeye intikal ederdi. Bugünse sessizliği tercih ediyoruz” diyen Altıntaş, Türkiye’nin diplomatik reflekslerini kaybettiğini vurguladı.
*“Piri Reis Limandan çıkmadı”*
Altıntaş, geçen ay Ege Denizi’nde yaşanan NAVTEX uygulamasına da dikkat çekti.
“Piri Reis Araştırma Gemimiz için 15-25 Eylül tarihleri arasında NAVTEX ilan edildi ancak gemi Alsancak Limanı’ndan hiç çıkmadı” diyen Altıntaş, kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesini istedi.
“Bu NAVTEX hangi bilimsel, askerî ve siyasi mülahazalarla ilan edildi? Geminin seyre çıkmamasında Yunanistan’ın tepkisi mi etkili oldu? Türkiye’nin bilimsel faaliyetleri dış baskılarla mı yönlendiriliyor?” sorularını yöneltti.
*“AB fonları için uslu durmayı mı tercih ediyoruz?”*
Altıntaş, Avrupa Birliği’nin SAFE Programına da atıfta bulunarak, Türkiye’nin savunma politikalarının ekonomik çıkarlar uğruna yumuşatıldığı imasında bulundu:
> “AB’nin SAFE Programı’nın 16’ncı maddesi, savunma ve güvenlik çıkarlarına tehdit oluşturan üçüncü ülkelerin engellenebileceğini söylüyor. Şimdi soralım: AB ihalelerinden pay alabilmek, SAFE fonlarından yararlanabilmek için Doğu Akdeniz’de biraz uslu durmayı mı tercih ediyoruz?”
Savunma sanayisindeki başarıların milletçe gurur kaynağı olduğunu belirten Altıntaş, ancak bu kazanımların tek elde toplanmasının ve satışların denetlenmemesinin sorunlu olduğunu da vurguladı.
*“Cumhur İttifakı’nda Kıbrıs ayrışması”*
Altıntaş, konuşmasının devamında KKTC’de yapılan son Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinerek, düşük katılım oranına dikkat çekti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçim sonuçlarına ilişkin “KKTC Parlamentosu seçimleri kabul etmeyip Türkiye’ye katılmalı” yönündeki açıklamasını hatırlatan Altıntaş,
> “Bu açıklama, Cumhur İttifakı içinde Kıbrıs politikasında ciddi bir görüş ayrılığı olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.
*“Sessizlik, hak kaybına dönüşür”*
Altıntaş, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta “simgesel varlıkla yetinmemesi” gerektiğini vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
> “Sessizlik zamanla geri adımlara, geri adımlar kalıcı kayıplara dönüşür. Türkiye Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta simgesel varlıkla yetinmemeli, ulusal çıkarlarını koruyacak fiilî ve kararlı bir diplomasi yürütmelidir. Eğer bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın o bölgelerde yalnızca başkalarının sesini duyarız. Doğu Akdeniz’de sessiz kalan, sadece sesini değil, haklarını da kaybeder.”