30 AĞUSTOS ZAFERİ KAZANILMASA İDİ NE OLURDU?

Milli Çözüm Dergisi Konya Temsilciliğince “30 Ağustos Zafer Bayramı Anma ve Anlama’’ programı düzenlendi. Programa 100’ü aşkın kitabı ve farklı fikirler arasında köprü olması ile tanınan Siyaset Bilimci Düşünür Ahmet Akgül şeref konuğu olarak katıldı.
Temsilcilik konferans salonunda yoğun katılımla gerçekleşen program İstiklal Marşının okunması ile başladı. Daha sonra Fatih Türkyılmaz tarafından “Kahraman Ordumuza 30 Ağustos Hediyesi” adlı şiir okundu.
ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARINA KUR’AN TİLAVETİ VE HATİM DUASI
Kurtuluş Savaşının lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Silah Arkadaşlarına ve tüm şehitlerimize rahmet dilendiği programda Hafız Mehmet Akif Avcı tarafından Kur’an tilaveti icra edildi ve okunan hatmin duası yapıldı.
ERBAKAN HOCA’NIN 30 AĞUSTOS MESAJI OKUNDU!.
Programın açılış konuşmasını yapan Milli Çözüm Dergisi İç Anadolu Bölge Başkanı Necmettin Musa Eski Başbakanlardan Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın manevi bir ortamda verdiği 30 Ağustos Mesajını aktardı. Aktaracağı konuşmanın 30 Ekim 2003’te Erbakan Hocanın Milli Gazete’de yayımlanan mesajının bir benzeri olduğunu vurgulayan Necmettin Musa “almamız gereken onlarca ders içeren bu mesajı lütfen dikkatle dinleyelim” dedi.
ERBAKAN HOCANIN KATILIMCILARI DUYGULANDIRAN O MESAJINDAN KISA BİR BÖLÜM:
Zafer Bayramı; 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Atatürk’ün Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u anmak için; göğsümüzü gere gere, en büyük onur ve gururla Türkiye’mizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizde her yıl kutlanan resmî ve ulusal bir bayramdır! En şanlı geçmişe sahip olan necip bir milletin nesli olmak ne güzel, ne büyük bahtiyarlıktır. Bize bu şanı, onuru ve huzuru bahşeden Rabbimize şükürler olsun.
Tarihinde bu denli zaferler yaşayan yeryüzünde başka bir millet var mıdır, bilmiyorum! Ayrıca bu zaferleri; zulüm yapmadan, savaşın ahlâkını elden bırakmadan, yakmadan, yıkmadan, işkence, kahpelik ve kalleşliğe başvurmadan, kadınlara ve kızlara el atmadan, çocuklara ve yaşlılara kıymadan kazanan ceddimiz, her türlü övgüye ve saygıya layıktır!
Peki, bize düşen nedir? Bize düşen, aynı anlayış, aynı ahlâk ve aynı duyarlılıkla devletimizi ve milletimizi yaşatmak, cennet yurdumuzu her türlü saldırılardan korumak ve de bizden sonraki neslimize daha güzel şekilde; dinen, ahlâken, manevi değerlerimize sahip çıkarak kutlu emaneti bırakmaktır! Yeryüzünün cenneti konumunda olan ve üzerinde ezanları duyarak, ellerini ve nefeslerini üzerimizden bir saniye çekmeden yaşadığımız vatanımızı, canlarıyla ve kanlarıyla bedel ödeyerek bize emanet eden şehitlerimizi ve bütün gazilerimizi kalbi saygı ve minnet duygularımızla anmaktayız. Onlar bize, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş yokluk ve sıkıntılara terk edilmiş milletimizin, tüm bu zorluklara ve baskılara rağmen tarihe altın harflerle yazdırdıkları 30 Ağustos Zaferi’nin iman, sabır ve kararlılıkla kenetlenildiğinde nasıl bütün zorlukların üstesinden gelinebileceğini açık bir şekilde gösterdikleri bir destandır. Bu onurlu mücadelede Türk milletinin en büyük dayanağı ve gücü, Allah’a olan sarsılmaz imanı, esareti asla kabul etmeyen yüksek karakteri, mukaddesatı ve manevi değerleri uğruna mücadele etmeyi en büyük şeref sayan inancıydı! Bu inanç ve amaçlarla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şükran, minnet ve dualarla yâd ediyoruz!
30 AĞUSTOS ZAFERİ KAZANILMASA İDİ NE OLURDU?
Milli Çözüm Dergisi İç Anadolu Bölge Temsilcisi Necmettin Musa’nın yaptığı açılış konuşması sonrası konferans programına geçildi.
Konuşmasına Kurtuluş Savaşı Ve 30 Ağustos Zaferi’nin önemine vurgu yaparak başlayan Siyaset Bilimci Düşünür Ahmet Akgül tespitlerini şöyle sıraladı:
* Öncelikle ve özellikle vurgulayalım ki, Mustafa Kemal’in önderliğindeki şanlı Kurtuluş Savaşı yapılmasaydı… 30 Ağustos Zaferi kazanılmasaydı ve Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmasaydı:
• Ülkemizi işgal eden Batılı Devletlerin kölesi olacaktı…
• Yüce Dinimiz, Namusumuz ve onurumuz ayaklar altına alınacaktı…
• Bayrağımız dalgalanmayacak, Ezanlar okunmayacaktı…
• Devletimiz ve hürriyetimiz olmadığından okullarımız ve Milli kurumlarımız da olmayacaktı…
• Bayrağımız-tarlamız, evimiz-barkımız, dükkanımız-fabrikamız, bütün imkanlarımız ve iktidarımız elimizden alınacaktı.
NE KADAR ACI
* Ve ne kadar yazıktır ve acıdır ki, o gün ülkemizi işgal eden Haçlı AB’ye girmek için her türlü tavize yanaşanlar ve AB’nin ahlaksız talimatlarını uygulayanlar, Batılıların Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı ile koparamadıklarını onlara siyasi yollarla aktarma yolundalardır!?
ATATÜRK’E İNSAFSIZCA DÜŞMANLIK YAPANLAR
Hasbel beşer, bazı yanlışlar yapılmış, muhtemel istismar ve suiistimalleri önleyici tedbirler alınmamış, tarihi değişim ve devrimin gerektirdiği bazı kesin ve keskin ama geçici kararların, sonradan sürekli ve sistemli kurallar haline getirileceği hesaba katılamamış olmasının tarihi mazeret ve mecburiyetlerini dikkate almayarak… Ve özellikle Atatürk’ün şüpheli ve şaibeli vefatından sonra uydurulup uygulanan “Kemalizm” dayatmasıyla toplumun Dini ve ahlaki değerlerine saldırma ve yasaklamaların yoğunlaşmış olmasının bütün suçunu Atatürk’e yıkarak yapılan tenkitler sakattır ve insafa aykırıdır.
BİR SAVAŞ DEHASI: ATATÜRK
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir savaş dehası olduğunun altını çizen Ahmet Akgül:
“Atatürk Peygamber Efendimizin ‘SAVAŞ HİLEDİR’ hadisinin tarihte en güzel uygulayalardan birisidir” dedi.
“Büyük Taarruz Milletimiz İçin Bir Dönüm Noktasıdır.” diyen Araştırmacı Yazar Ahmet Akgül tarihi detaylar vermeye devam etti.
239 YIL SONRA İLK TAARRUZ!.
Bu taarruz 1683’te 2. Viyana yenilgisinden tam 239 yıl sonra Türk ordusunun başlattığı ilk taarruz konumundaydı.
Akgül sözlerini; ‘’Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere vatanımız mukaddesatımız için çalışan tüm ecdadımızı ve tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum’’ duası ile bitirdi.
Program şanlı ecdadımız ve tüm şehitlerimiz için okunan hatmin duası ile sona erdi.