Bir Genç Kadın 144 Gün Direndi… Adalet Hâlâ Uyuyor !
Bir kadın, bir kavganın ortasında barış aradı. Sopa indi, adalet sustu. 19 aydır dosya rafta, vicdan beklemede.
Mardin’in Artuklu ilçesinde, 18 Ocak 2024 günü…
Yerel seçimler öncesi gergin bir köy, iki aday, bir itiraz.
İddiaya göre, bir muhtar adayı usulsüz seçmen taşıması yapıyor.
Diğer aday duruma itiraz ediyor, köye kolluk kuvvetleri geliyor.
Tam o sırada, Acar ve Çalışkan aileleri arasında arbede çıkıyor.


O kargaşanın ortasında bir kadın vardı: Gülşen Çalışkan.
Taraf değildi.
Sadece kavgayı ayırmak istemişti.
Ama o “yeter artık” sözü, bir sopa darbesiyle susturuldu.
İddiaya göre, Muhittin A., elindeki sopayla Gülşen’in başına vurdu.
Gülşen, bilinci açıkken hastanede kolluk kuvvetlerine ifade verdi:
“Bana Muhittin A. vurdu.”
Bu cümle, bir cinayet dosyasının en net delilidir aslında.
Ama bu ülkede deliller bile bazen konuşamaz.
Savcılık şüpheliyi sulh ceza hâkimliğine sevk etti.
Sonuç: “Adli kontrol.”
Haftada üç gün imza, yurtdışına çıkış yasağı.
O kadar.
Bu sırada Gülşen Çalışkan hastanede ölüm kalım mücadelesi veriyordu.
İki kez beyin ameliyatı geçirdi.
Tam 144 gün boyunca bitkisel hayatta kaldı.
Ve sonunda, vefat etti.
Adaletin Dosyası: Beklemede
Gülşen’in vefatından sonra Muhittin A. cezaevine alındı.
Ama kısa süre sonra, kamu görevlisi bir kişiyi olay yerinde olmadığı halde tanık olarak gösterdi.
Bu beyan sonrası, 20 Eylül 2024 itibariyle yeniden serbest bırakıldı.
Olayın üzerinden 19 ay geçti.
Hâlâ iddianame yok.
Hâlâ HTS kayıtları alınmadı.
Hâlâ parmak izi incelemesi yapılmadı.
Bu mudur adaletin hızı?
Bu mudur “kadın cinayetlerine sıfır tolerans” diyen sistem?
Bir Kadının Adı, Bir Ülkenin Vicdanında.
Gülşen Çalışkan ne siyasetçiydi, ne aktivist.
Sadece kavgayı ayırmak isteyen bir insandı.
Ama bu ülkede artık barışa arabuluculuk bile hayatta kalma riski taşıyor.
Kadınlar her gün evde, işte, sokakta, tarlada,
ve şimdi köy meydanında ölüyor.
Fail hep “denetimli serbest.”
Dosya hep “hazırlık aşamasında.”
Ve adalet hep sessiz.
Bir kadın 144 gün yaşamak için direndi.
Ama devlet 21 aydır soruşturma bile tamamlayamadı.
Ağbisi İbrahim Gülşen olayı anlatıyor
Adalet bu kadar yavaşsa, vicdanın artık hızlanması gerekir.
Bu Sessizlik Hepimizin Suçu !
Gülşen Çalışkan artık yok.
Ama bu ülke hâlâ aynı hikâyeyi yazıyor:
Bir kadın düşüyor, bir fail serbest kalıyor,
bir savcı “dosya eksik” diyor,
bir toplum susuyor.
Ve biz susarken, adalet biraz daha can veriyor.
Bu ülkenin adalet terazisi kırık değil artık, terk edilmiş.
Gülşen’in ölümü bir rakam değil;
adaletin çürüyüşünün tanığı.
Adalet tecelli etmelidir.
Çünkü bu sessizlik artık hepimizin suçu.
Kaynak: www.haberasi.com