İstanbul’un Can Damarı İhaleye Çıkarılamaz
İstanbul’un hafızası vardır. Suyu da o hafızanın içinden akar.
Kimi zaman kemerlerin gölgesinden, kimi zaman orman toprağının karanlık sabrından…
Şimdi o sabra fiyat biçiliyor.
İstanbul Valiliği’nin açtığı ihaleyle, kentin akciğeri olan Belgrad Ormanı’ndaki yeraltı suları 9 yıllığına ticari işletmeye açılıyor.
Biri Göktürk-Kemerburgaz hattında, diğeri Maltepe sınırlarında iki derin sondaj kuyusu.

Günlük tonlarca su çekilecek. Toplam bedel yaklaşık 23–24 milyon lira.
Bu para nedir? İstanbul’da sıradan bir lüks konut projesinde birkaç dairenin satış değeri.
Ama söz konusu olan sıradan bir emtia değil.
Söz konusu olan, bir afet günü musluktan akacak son damla.
Yeraltı suları; kuraklıkta, depremde, barajların alarm verdiği günlerde İstanbul’un yedek nefesidir. Bu rezervler, günübirlik ticari hesaplarla ölçülecek bir kalem değildir. Çünkü su; kâr hanesine yazılacak bir meta değil, hayatın ta kendisidir.
Türkiye Ormancılar Derneği’nin uyarısı açık: Uzun vadeli ve denetimsiz kullanım, ekosistemi ve su güvenliğini riske atar. Orman dediğiniz şey sadece ağaç değildir; köklerin toprağa yazdığı görünmez bir su sözleşmesidir. Siz o sözleşmeyi bozarsanız, bedelini doğa gecikmeli ama ağır tahsil eder.
Bugün “ticari işletme” denilen şey, yarın “kaynak yetersizliği” başlığıyla karşımıza çıkabilir. İklim krizi kapıdayken, Marmara havzası su stresi altındayken, milyonlarca insanın yaşadığı bir megakentin stratejik rezervini piyasaya sürmek ileri görüş değil, kısa vadeli nakit arayışıdır.
Bir gerçeği net söylemek gerekir:
Suyun kontrolü özelleştirilemez.
Su herkes için doğal ortak kullanımdır.
Devletin görevi, hayati kaynakları pazara açmak değil; gelecek kuşaklara güvenle devretmektir. Kamu malı olan suyu, kamu yararı dışında değerlendirmek, bugünün bütçe açığını yarının susuzluğuyla kapatmaya çalışmaktır.
Belgrad Ormanı yalnızca bir coğrafya değil; İstanbul’un ciğeri, gölgesi, hafızasıdır. O hafızayı dokuz yıllık sözleşmelere sığdırmaya çalışmak, geçmişi mirasyedi gibi harcamaktır.
Su satılık değildir.
Su, bir şehrin onurudur.
Kaynak: www.haberasi.com