NE O MUHACİR, NE SEN ENSAR, NE DE DEVİR O DEVİRDİR.
Yavuz Yıldızbaş

Yavuz Yıldızbaş

Yavuz Yıldızbaş'ın Kaleminden

NE O MUHACİR, NE SEN ENSAR, NE DE DEVİR O DEVİRDİR.

04 Kasım 2021 - 14:50

Ülkemiz sığınmacı istilası altında...
Her gelene belli bir güvenlik soruşturması yapmadan kapı açmak demek, kendi vatandaşının güvenliğinin, ekonomisinin, bunlarla ilintili olarak da huzurunun büyük yara alacağı ve yara aldığı bir eylemdir.
Ki bunu da son 10 yıldır yaşayıp görmekteyiz.
Sorulduğunda büyük çoğunluğun "Elhamdülillah Müslümanım" dediği ülkemizde, sığınmacılar için "onlar muhacir biz ensar" benzetmesi beyinlere yüklenip din kullanılarak razı edilmesi bir nevi dini istismar değil midir?
Kaldı ki bunu Hz.Muhammed dönemiyle ve onun yaşadıklarıyla bir tutup bu yola başvurmaları; ne o dönemden, ne de ensar muhacir ilişkisinden haberdar olmadıklarını gösterir.
Kısaca o döneme değinirsek:
Hz. Muhammed'in Hicret etmesi gereği kendisine bildirilirken, İslam dinini yayma adınaydı. Yani bir savaştan kaçıp sığınma eylemi değildi. 'Akabe Biatları' incelendiğinde görülecektir ki hicret sonrası muhacir ensar ilişkilerinin nasıl olması gerektiği ve bu muhacirliğin temelinde yatan sebebin İslam dinini yayma amacı teşkil ettiği apaçık ortada iken, bu günkü tabloyla ilişkilendirmek en azından dini yönden zayıf kalır.
...
★Şimdi, gelin hep beraber beyin jimnastiği yapalım:
-Ülkemize gönderilen ya da gelen sığınmacı, mülteci, göçmen, adına her ne derseniz deyin;
İslam'ı yayma amacı için mi geliyorlar?
Yoksa savaştan kaçmak için mi geliyorlar?
Okurken beyniniz hemen 'savaştan kaçmak için tabi' diye onayını verdi bile değil mi?
★Bir beyin jimnastiği daha yapalım:
-Ülkemiz yani Türkiye Cumhuriyeti, Edirne Kapıkule sınır kapısını açarak, İsteyen herkesin Avrupa'ya gidebileceğini duyursa; bu 'muhacir' kardeşlerimizin yüzde kaçı Türkiye'de kalır?
Tarafsız olarak cevap verdiğinizde, eminim yüzde biri bile kalmaz dersiniz.
Onu da geçtim 'ensar' olarak kendini tabir eden Müslüman Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde kaçı kalır.?
İşte ensar-muhacir muhabbetinin samimiyeti bu oranlarda ortaya çıkar.
İşkembeden müslüman olunmaz.
Fırsatını bulsa ülkesini boşaltıp gavura sığınacak insanlar muhacir değildir.
İşte on yıldır ülkemizde misafir edilen savaş kaçkınlarına muhacir demek en hafif tabiriyle Hz. Muhammed'e hakaret olmaz mı?
Eee ne yapalım! Savaştan kaçıp zorda kalanları almayalım mı?
Elbette ki bu insanı bir davranıştır, alalım tabi. Ancak savaşma gücü olmayan kadın, çocuk, yaşlı, engelli v.b insanlara vicdanı olan kimse ses çıkarmaz; fakat taşı sıksa suyunu çıkaracak gençler burada Fink atarken, aynı yaşlarda olan bu memleketin civan evlatları orda bunlar için savaşıyorsa müsade edin bizim de buna itirazımız olsun. Muhacir! Kardeşim kendi ülkesinde şehadet şerbetini içmek yerine plajlarda 'Arak' içecek; Mehmetler de bunlar için şehadet şerbeti içecek, sen de bunu İslama yamayacaksın öyle mi?
İnandığınız dinden haberiniz yok.
Getirin böyle ayet hadis biz de inanalım.
...
Son olarak diyeceğim şudur:
Olaylara her zaman farklı pencerelerden bakmayı deneyin. Size gösterilen ya da dayatılan her ne varsa, akıl süzgecinden geçirip sorgulayarak sonuca varırsanız kimsenin yanlışına, günahına ortak olmazsınız.
Savaşsız, barış dolu günlere...

 

Son Yazılar