MODERN YOBAZLAR
Yavuz Yıldızbaş

Yavuz Yıldızbaş

Yavuz Yıldızbaş'ın Kaleminden

MODERN YOBAZLAR

24 Ağustos 2021 - 18:49 - Güncelleme: 25 Ağustos 2021 - 14:11


Toplumsal çöküntüler karakter erezyonuna uğrayan bireylerin çokluğundan ileri gelir. Herkesin bir ucundan şahit olduğu bozulmaların küflü kısımlarını bir kaç örnekle anlattım.
Buyrun okuyalım

Sana bana ona "Şükür et!" der.
Kendisi makam mevki, maaş, mesai, ikramiye beğenmez.
Ne demişler: "Fakire şükretmeyi öğreteceksin ki  zenginin düzeni bozulmasın."
Ağzını her açtığında "Bismillah" der,
Namaza başlamadan misvakla dişinin kovuğunu temizler. 
İftarının ilk lokmasında 5 Yıldızlı otelin menüsündeki bademli hurmayı yer.
Zekat vermeye geldiğinde, fakire tane üzüm atıncaya kadar elindeki salkım biter. 
Hacca gidip geceliği binlerce dolarlık 72 Katlı Zemzem Towers'da, Kabe'yi ayaklarının altına alıp dua eder. Ama Kur'an'ı göbek hizasının üstünde tutar.
Aslında şakülü kaymıştır habersiz yaşar.
Kelime-i şehadet ile Allah'tan başka ilah olmadığını dili ile ikrar eder.
Menfaati elinden gidecek korkusuyla da yalancı şahitliğe meyleder.
Şehitlik edebiyatını iyi yapar; fakat kendisi ve yakınları şehit olmasın diye cepheden uzak tutar.
"Paran kadar konuş!" sözü tam bunlar için söylenmiştir.
Çok konuşmaları paralarının bol oluşundan, boş konuşmaları ise paranın ahlak kazandırmadığındandır.
Uzun yolu, kısa yapmakta üstlerine yoktur. . Hep bana hep bana derler, köşe kapmaca oyununu çok severler.
Kaptıkları köşeleri de milyonluk mercedesleriyle dönerler.
Uçağa, businness class olmazsa binmez. Perdeyle diğer yolculardan ayrılır, ayak ayak üstüne atar, geriye doğru yayılır.
Elinde cam bardaktaki portakal suyu işkembe-i kübraya akar.
Bıyık altı gülüşüyle sakalını okşayıp, Elhamdülillah deyip caka satar.
Haramı hep başkasında görür.
Kendi haramını fetvayla helal yapıp övünür.
Evlatları haramdan dolayı hayırsız olunca da kendi kendine dövünür.
Kendine gölge etmeyecek hiç bir yere ağaç dikmez, yoldaki taşı, ayağına takılmayana kadar çekmez.
Deniz olmayan yere deniz götürür hatta o denizde gemi bile yüzdürür.
"Çok laf yalansız çok mal haramsız olmaz" sözünün canlı uygulayıcısıdır; Lakin ibret almaz.
Eskiden evdeki hanımını fazlalık görürdü, şimdi ikincisiyle bile yetinmez, üçüncüye göz kırpar, dördüncüye ise kapı aralar.
Büyük ihaleleri hiç kaçırmaz, küçüklerin yüzüne bakmaz, Kaz gelecek yerden ise tavuğu esirgemez..
Çarşıda pazarda, her yerde her naneyi yer.
Cumadan cumaya Allah'ın evi dediği Camiye özür dilemeye gider.
Camiden çıkınca misafirlik bitmiş gibi evine döner.
Gelecek cumaya kadar günah biriktirmeye kaldığı yerden devam eder.
Büyük mü büyük, süslü mü süslü, gösterişli milyon liralık konik yapılar yapıp, Allah'ı oraya sığdırarak, üstelik bir de Allah'ın evi der. Dünyayı ise kendisine mal eder.
Halbuki beton binalar yerine, gönlünü Allah'ın evi yapsa, insanoğlu daha huzurlu olmaz mı?
Velhasıl kelam, yazılacak konuşulacak çok şey var. Lakin konumuza bu çağın düşünürlerinden birinin, bir sözüyle son verelim.
"Çağdışı yobazlık, eskiyi putlaştırır;
Çağdaş yobazlık ise içinde yaşanılan zamanı."
...

Son Yazılar