ALLAH GERÇEK DOSTLUĞUNU KALBİMİZE VERSİN
Abdullah Gümüş

Abdullah Gümüş

İçimizde İnanç Var

ALLAH GERÇEK DOSTLUĞUNU KALBİMİZE VERSİN

12 Şubat 2021 - 13:23

ALLAH GERÇEK DOSTLUĞUNU KALBİMİZE VERSİN

ALLAH'tan baska ne bir dost nede bir yardımcımız vardır.
O'nu bilmezsek her şey bize düsman bilirsek her şey bize dost olur. Ailemizden istemesekte bir gün ayrılacağız. Gerçek dosta işte o zaman ihtiyacımız olacak.

Yakınlarımızı arkadaşlarımızı ALLAH rızası icin seviyoruz yada sevmemiz gerekiyor. Sevgiler Allah için olmalı...
Habibullah bir gün Hz. Ali'ye: "Allah'ı sever misin?" diye sordu. Evet diye cevap verdi Hz. Ali. Efendimizin soruları devam etti? "Ya beni? Fatıma'yı? Hasan ve Hüseyin'i?" Bütün sorulara evet cevabını verdi H.z. Ali. 
Allah Rasûlu bu kez "Ey Ali, bir tek kalbe bu kadar sevgiyi nasıl sığdırıyorsun?" diye sordu. Hz. Ali cevap veremedi. Bu konuşmayı evde Hz. Fatıma'ya anlattı. Fatıma (ra): "Git söyle Peygambere, Allah'ı sevmen imanından, aklından; Peygamberi sevmen gönlünden; beni sevmen nefsinden; Hasan ve Hüseyin'i sevmen babalığından." 
Hz. Ali (ra) Peygamber Efendimize (sav) cevabını söyleyince Rasûlullah (sav) gülümsedi ve "Bu meyve peygamberlik ağacından alınmışa benziyor" dedi.

Peygamber Efendimiz s.a.v buyuruyor ki: “İyi arkadaş ile kötü arkadaş örneği; misk taşıyan ile körük çeken insan gibidir. Misk sahibi sana kokusundan verir ya da sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbisesini yakar ya da sen onun pis kokusunu alırsın.” (Feyzü’l Kadir, 5/507)
Şüphesiz kişiye beslediğimiz sevgi, samimiyet ve arkadaşlığımız hiç bir karşılık veya beklentiye feda edilmeyecek kadar sağlamsa ve ulvî bir değer ifade ediyor ise kanaatimce gerçek dostluk budur.
"Yalandan sakının! Çünkü yalan günaha, günah da Cehenneme sürükler." (Buhari)
"Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile de olsa mücadele ve münakaşayı terk etmedikçe, tam inanmış bir mümin olamaz." (Taberânî) 

Hazret-i Abdullah bin Âmir anlatır:
Ben küçükken, Resul-i Ekrem evimize gelmişti. Oynamaya giderken, annem bana, (Abdullah gel, sana bir şey vereceğim) dedi. Resul-i Ekrem, (Ona ne vereceksin?) buyurdu. Annem de (Hurma vereceğim) dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Eğer bir şey vermeyip aldatmak için söyleseydin, yalan günahı yazılırdı.) [Şir'a]

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Ben, haklı bile olsa münakaşayı terkeden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum." (Ebu Davud, Edeb 7, (4800).)
Güldürmek için, şakadan da olsa yalan söylemek de caiz değildir.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
"Başkalarını güldürmek için yalan söyleyen kimseye cehennem vardır. Azap ona olsun, azap ona olsun!" (Ebu Dâvud, Tirmizî)
"Yazıklar olsun insanları güldürmek için söz söyleyip yalan konuşana! Yazıklar olsun! Yazıklar olsun." (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Beyhaki) 
"Şu üç şeyden biri bulunan kimse, namaz kılsa da, oruç tutsa da münafıktır: Yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanetlik.

Dualarınız kabul Cumanız mubarek olsun...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar