KANAL İSTANBUL VE MONTRÖ...
Elif Yarım

Elif Yarım

Elif'çe Doğrular

KANAL İSTANBUL VE MONTRÖ...

14 Aralık 2019 - 11:06

50-70 milyar liraya mal olacağı söylenen, Kanal İstanbul kime ne sağlayacak? Ekonomiye katkısı olacak mı? İstihdamı artıracak mı?
Projede ısrar edilmesindeki amaç nedir?
Bizim bildiğimiz;
Kanal İstanbul, güzergah etrafında arsa kapatanlara yarayacak.  
Kanal İstanbul, harfiyatçılara, kamyonculara yarayacak. O da geçici bir süre, 2-3 yıl kadar. 
Kanal İstanbul, inşaatçılara yarayacak. Bu ölçekte inşaat işi yapabilecek 3-5 inşaat şirketi servetlerine servet katacak. 
İstanbula ve İstanbulluya bilinen bir faydası yok. En azından kamuya açıklanmış bir faydası yok.
Tarihi ve doğal Boğaziçimiz varken, suni bir boğaziçi yaratmanın ne anlamı var belli değil.
İstanbulun su havzaları, kuzey ormanları, tarım alanları yok olacak, tarihi yarımada ada haline gelecek. Askeri ve strajeik riskleri olacak. 
Doğal ve ekolojik dengenin değişmesi, deprem riski, nüfus hareketleri İstanbul'a ve 
İstanbullu'ya vereceği zararlar bilim insanları tarafından bilimsel verilerle açıklanmasına rağmen projede ısrar edilmesi, anlaşılır gibi değil.
Projeyi savunanlara göre; Boğaziçindeki gemi trafiği kanala yönlendirilerek, boğaziçinin güvenliği korunacak ve 
kanaldan geçen gemilerden alınacak ücretle ekonomiye katkı sağlanacak! Yanlış ve hatalı bir savunma. 
Resmi verilere göre Boğaziçinden geçen gemi sayısı yıldan yıla azalmaktadır. Sebebi de petrol ve gaz sevkiyatının artık gemilerle değil, 
boru hatlarıyla gerçekleşiyor olmasıdır. Resmi verilere göre; Boğaziçinden 2006 yılında geçen gemi sayısı 54.880 adet iken 
bu sayı 2018 yılında 41.103'e düşmüştür ve düşmeye de devam etmektedir.
Geçiş ücretlerine gelince, Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümlerine göre, geçişler üzerinde herhangi bir ücret 
(sağlık ile ilgili küçük bir miktar hariç) talep etme imkanı mevcut değildir. Kaldı ki alınmakta olan geçiş ücreti 35 yıldır aynıdır, güncellenmemiştir. 
1983 yılında alınan bir kararla 1 gram altın 2,78 dolara sabitlenmiş ve 
geçiş ücretleri bu tarife üzerinden alınmaktadır. Bugün 1 gram altının 47 dolar olduğu hesaba katılırsa geçiş ücretinin ne kadar düşük olduğu, görülür.
Boğaziçinden düşük ücretle geçmek varken ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi de yürürlükteyken hiç bir gemiyi zorla Kanal İstanbuldan geçiremezsiniz.
Hatta Türkiye'nin ticaret gemilerinin boğaziçinden geçişlerini engellemek gibi bir seçeneği de yoktur. 

Öyleyse geriye ne kalıyor? Her zaman söylediğimiz gibi, niyet okuyamayız ama Kanal İstanbul'un Montrö Boğazlar Sözleşmesine etkilerini de değerlendirmek zorundayız.
Bildiğiniz üzere; Montrö Boğazlar Sözleşmesi uyarınca, Ticaret Gemileri genelde serbestçe Boğazlardan geçebilir. 
Fakat savaş gemileri için kısıtlayıcı hükümler bulunmaktadır.
Montrö, sadece savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini değil, aynı zamanda Karadeniz'de kalış sürelerini de düzenler.
Mesela, Uçak gemisi ve Denizaltı boğazlardan geçemez.(Bunun istisnası ise ancak, yeni satın alınan veya onarılan bir denizaltı ya da
Türk limanlarını ziyaret eden harp gemileridir).
Montrö uyarınca, hem ABD ve hem de Rusya, savaş gemilerini Türk Boğazlarından geçirmek için Türkiye'ye ön bildirimde bulunmak zorundadır. 
(Bu ön bildirim, Karadeniz'e kıyısı olan Ülkeler için 1 hafta, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkeler için 2 haftadır)
ABD veya NATO ülkeleri Uçak gemisi ve Denizaltıları boğazlardan geçiremez, geçirmek istediği diğer tip Harp Gemilerini de 2 hafta önceden Türkiye'ye bildirmek zorundadır.
Başka kısıtlama ise, Karadeniz'e kıyısı bulmayan ülkelerin, bu denizde kalış süreleri ile ilgilidir. 
Karadenizde kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin toplam tonajı 45.000 tonu geçemez ve Harp Gemileri Karadeniz'de 21 günden fazla kalamaz.
Örneğin, ABD ve NATO GEMİLERİ KARADENİZ'DE SADECE 21 GÜN KALABİLİR. 
Peki Montrö'nün getirdiği sınrlama olmazsa neler olur?
ABD ve NATO Karadenize büyük bir donanma yığabilir. ABD ve Nato savaş gemileri karadenizde 21 günden fazla kalabilir. 
Uçak gemileri ve nükleer denizaltılar karadenize çıkabilir, 365 gün orada kalabilir. Abd müttefik ülke karasularında donanma üssü bile kurabilir. 
Bu Türkiye'nin ve Rusya'nın kabul edebileceği bir şey değildir. Türkiye'nin ve karadenizin güvenliğini tehliye düşürür. Türkiye'nin kuzeyden abluka altına alınmasının önünü açar.
Eğer 50-70 milyar liramız varsa bu Kanal İstanbul için değil İstanbul'un alt ve üst yapısı için harcansın; İstanbul'un tamamı Metro ağlarıyla örülsün,
İçme suyu ve atık su şebekeleri yenilensin, 
Deprem riskli binalar dönüştürülsün, her mahalleye kreş, dinlenme evleri, huzur evleri yapılsın,
Fen labarotuarı ve spor tesislerine haiz 15-20 kişilik sınıflardan oluşan yeni okullar açılsın, sağlık ocaklarının sayısı ve nitelikleri artırılsın,
yeşil alanlar çoğaltılsın, hobi bahçeleri yapılsın, insanca ve mutlu yaşanılabilir bir kent yaratılsın. Çok şey mi istiyoruz?

 

Son Yazılar