BETON EKONOMİ ÇÖKEN EKONOMİ
Elif Yarım

Elif Yarım

Elif'çe Doğrular

BETON EKONOMİ ÇÖKEN EKONOMİ

13 Ocak 2020 - 13:49

 

 

Öncelikle yeni yılımızı kutlayan İYİ Parti Isparta Vekilimiz Aylin CESUR’a gecikmiş teşekkürlerimi iletirim. Yazarlığa yeni başlamış biri olarak sayın vekilimizin bizleri de hatırlamış olması, nazik bir davranışın ötesinde, gazetecilere vermiş olduğu kıymetin ifadesidir. 

Dünya Bankasının 2018 yılı verilerine göre, tüm dünyada devletten en çok ihale alan şirketler içinde ilk on sıra içinde 5 Türk firması bulunmakta, İlk 10 şirketin beşi Türk.  Bu şirketlerin devletten aldıkları ihalelerin toplamının 200 milyar dolara yaklaştığı ifade ediliyor. Çılgın projeler adı altında başlatılan ve milyarlarca dolar aktarılan projeler, yap-işlet-devret, geçiş garantili otoyolla ve köprüler, kamu ve özel sektör tarafından yapılan milyonlarca konut-işyeri inşaatları, kentsel dönüşüm projeleri, alt yapı hizmetlerinin tümüne birden beton ekonomisi diyoruz. Üretime dayanmayan, kalıcı istihdam yaratmayan, katma değeri olmayan yatırımlar. Bu ekonomik modeli ikibinli yılların başında İspanya da uyguladı. Dünyada en çok beton üreten ve tüketen ülke olarak tarihe geçti ama ihtiyaçtan fazla konut üretilmesi, geliri artmayan vatandaşların tüketici kredileriyle borçlandırılması, kredilerin ödenememesi, bankaların nakit sıkıntısına girmesi sonucunda, İspanya tarihin en büyük ekonomik krizine girmiş ve iflasın eşiğine kadar gelmiştir. Önümüzde İspanya gibi bir örnek varken halen betona dayalı ekonomide ısrar edilmesi, ancak ve ancak 3-5 inşaat firmasının servetlerine servet katmasından başka bir amaca hizmet etmemektedir.

Öyle ki iktidar, inşaat firmalarının başı ne zaman sıkışsa ya yeni bir kredi tahsis etmekte ya arsalarını-binalarını satın almakta, ya ortak olmakta ya da inşaat sektörünü canlandıracak yeni kanunlar çıkarmaktadır. Hatta enflasyonu kâğıt üstünde düşük göstermekte, faizlerin düşürülmesi için Merkez Bankasına baskı yapmakta, Merkez Bankası Başkanını görevden dahi almaktadır. Düşünebiliyor musunuz? Kamu Bankaları mevduat faizlerinin bile altına konut kredi faizi belirleyerek, görev zararı pahasına inşaat sektörüne destek vermektedir. Banka mevduat faizinin aylık %0.90-95 olduğu bir piyasada normal şartlarda hiçbir banka %0.79 ile konut kredisi vermez. Bu açıkça kamu zararına sebebiyet vermektir.  Çünkü aradaki fark bankaya zarar olarak yazacaktır. Bu zarar da milletin cebinden çıkacaktır. Daha fazla vergi, daha fazla zam olarak geri dönecektir. 3 Kamu bankasının 2019 yılı zararının 3,6 milyar lira olduğu belirtiliyor. Kurumlar Vergisi beyanname döneminde (Nisan sonu) göreceğiz…  

Peki nasıl oluyor da kamu bankaları zararına kredi kullandırabiliyorlar? Krediyi veren bankacıların sorumluluğu yok mu? Bu konuyla da ilgili olarak 9 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan, 687 sayılı KHK’nin 4’üncü maddesine bakmak gerekiyor; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160’ıncı maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.” Banka personeli de hukuki güvence altına alındığına göre inşaat sektörünü sınırsız desteklemeye devam edebilirler! Durmak yok inşaata devam…

Son Yazılar