MİLLET TOKADI ATTI: 31 MART SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ
Canboray Soykan

Canboray Soykan

iyi gençlik
  • Instagram

MİLLET TOKADI ATTI: 31 MART SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

01 Nisan 2019 - 21:12 - Güncelleme: 01 Nisan 2019 - 21:36

31 Mart 2019 Mahalli idareler yerel seçimleri epey sert geçen kampanya döneminin ardından, epey heyecanlı geçen bir seçim gecesiyle tamamlandı. 1 Nisan 2019 20.55 İtibariyle Türkiye genelindeki sandıkların %99,47’si açılmış durumda. Yarışlar yakın olsa da neticeler belli gibi görünüyor. Sonuçların mahallelerimize, köylerimize, kentlerimize, büyükşehirlerimize ve tüm Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyorum. Kentlerimize hizmet etmek için 5 senelik görevlerine seçilen tüm başkanlarımıza, belediye meclis üyelerimize ve muhtarlarımıza başarılar diliyorum. Allah yardımcıları olsun.

2018 Yılından beri elden ayaktan düşen ama 24 Haziran seçimlerinin ardından daha da zayıflamaya başlayan ekonomi tabii ki bu seçimin belirleyici etmeni oldu. Büyük kentler ''Ekonomiden yaka silkiyoruz !'' diye bağırdı. Süleyman Demirel’in Sözleri kampanya döneminde sürekli dillendirildi. Ve o sözlerin ne kadar doğru olduğu görüldü.

Bu seçim diğer yerel seçimlerden farklıydı çünkü ilk kez mahalli idarelerde böylesine geniş kapsamlı ittifaklara tanıklık ettik. Bir tarafta kampanyasını ‘’Milli Beka’’ üzerine kurgulamış AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, bir tarafta da ‘’Artık o kulak çekilsin !’’ diyen Millet İttifakı vardı. Seçim sonuçları gösteriyor ki beka söylemi karşılık bulmamış, kulak çekmek seçmene daha cazip gelmiş.

İttifaklar hakkında konuşursak bu seçimin tartışmasız galibi tabii ki Millet İttifakıdır. Türkiye ekonomisinin lokomotif illerinin Bursa hariç tamamı Millet İttifakının kontrolüne geçti. Cumhur İttifakı İç Anadolu ve Karadeniz dolaylarında gücünü korumuş olsa da ülkenin gelişmişlik seviyesi olarak öncü konumunda olan illerinde hezimete uğradı. Hem başkenti hem de dünyanın sayılı kentlerinden olan İstanbul’u kaybetti. Cumhur İttifakının bu sonucu kabul etmesi, halkın takdirine saygı duyması ve bir an önce kutuplaştırıcı dilden vazgeçmesi gerekiyor. Mesaj o kadar net ki !

Dün akşamı anlamlandırabilmek için partiler açısından sonuçları irdelemek lazım diye düşünüyorum. Cumhur İttifakının büyük ortağından başlayalım,

AKP Öyle veya böyle girdiği son seçimden bir kez daha birinci parti olarak çıkmayı başardı. Ama nasıl başardı ? MHP Neredeyse 50 ilde aday çıkarmadı, AKP’yi destekledi. Buna rağmen %45 görülemedi. Başkenti ondan daha da önemlisi partisinin ikinci büyük ismini ortaya koyduğu İstanbul’da yarışı kampanyasına başlamadan önce kimsenin tanımadığı ilçe belediye başkanına kaybetti. Açıktır ki 31 Mart 2019 AKP’nin tarihinde aldığı en kallavi yenilgidir. Kimse kendini Erzurum’la, Konya’yla avutmaya çalışmasın AKP’liler durumu sindirmeye baksın. Devletin tüm imkanlarına, cumhurbaşkanının yaptığı 105 mitinge, müthiş organize teşkilatlara rağmen AKP kaybetmiştir, hem de büyük kaybetmiştir.

31 Mart 2019 Hem AKP için hem de Türkiye için dönüm noktası sayılabilir. 31 Mart 2019 Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk defa sandıktan galip çıkamadığı tarihtir. AKP’nin sandıktan umduğunu alamayarak ayrıldığı olmuştu 7 Haziran 2015’i hatırlarsınız. Ama o zaman resmi liderliği Ahmet Davutoğlu yaptığı için fatura kendisine kesilmişti. ‘’Reis olsaydı, böyle olmazdı !’’ diyerek avunulmuştu. Bu kez Recep Tayyip Erdoğan resmen AKP genel başkanı olmasına rağmen, 105 miting yapıp il il Türkiye’yi arşınlamasına rağmen istediği sonucu alamadı. Bunun nedeni nedir diye soracak olursanız ekonomiye ek olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde kullandığı abuk subuk dildir. Cumhurbaşkanı halka hakaret ederek, siyasi parti liderlerini hapisle tehdit ederek ve makamının ağırlığına hiç yakışmayacak davranışlarda bulunarak ilk kez seçmeni kendisinden soğutmuştur. Hatta bana soracak olursanız Sayın Erdoğan’ın sahaya inişi ilk kez lider partisi kabul ettiğimiz AKP’ye oy kaybettirmiştir. İstanbul’daki mağlubiyette şahsının rolü büyüktür.

Dünkü açıklamalarına bakacak olursak kendisi mesajı gayet iyi almış görünüyor. Recep Tayyip Erdoğan Siyaseti bilen bir liderdir. Dolayısıyla beka meselesinin hiç tutmadığını, halkın otoriter bir başkana hiç sıcak bakmadığını, kalıcı olmak istiyorsa AKP’nin mümkün olduğunca hızlı şekilde kendini yenilemesi gerektiğini anlamıştır diye düşünüyorum. Yoksa dünkü kendisinin yaptığı son balkon konuşması olabilir, çok güvendiği sandıktan bir kez daha ve bu sefer daha trajik şekilde mağlup çıkabilir.

Gelelim Cumhur İttifakının kazananına yani MHP’ye. Ben hep söylüyorum Devlet Bahçeli göründüğünden fazla tecrübelidir, işinde kurttur diye. Bugün MHP meclisteki kilit parti konumunda, AKP kendisiyle kurduğu ortaklığa mecbur. Bugün MHP yerel seçimlerden 12 ille çıkmış durumda. İYİ Parti’ye çok kayıp vermesine rağmen MHP yeni bir seçmen grubunun adresi olmuş durumda. Bu seçmen grubuyla siyasette adım adım güçlenmekte. Bu öyle şansla talihle açıklanacak olay hiç değil.

Peki kim bu seçmen grubu ? Uzun yıllardır oyunu AKP’ye veren fakat artık hatalardan dolayı desteklemek istemeyip eli de Millet İttifakına gitmeyen milliyetçi - muhafazakar seçmenler. Son zamanlarda AKP’nin, HDP’ye karşı kesin tavır alması giderek daha milliyetçi bir çizgiye gelmesini sağladı. Bu değişimle  kendisine oy veren tabanı da daha milliyetçi olmaya başladı. Bu seçmenler iki parti arasındaki yakınlaşma hasebiyle MHP’ye kaymaya başladı. MHP, AKP’yle yarıştığı illerin neredeyse tamamında kazandı. %80’le Recep Tayyip Erdoğan’a oy veren Bayburt’u MHP %57’yle kazandı. Değişiklik isteyen ama henüz Millet İttifakına sıcak bakmayan AKP’liler oylarını çatır çatır MHP’ye veriyor. 1999 Seçiminden sonra MHP’nin en büyük gücü elde ettiği gün 31 Mart 2019 diyebiliriz. Çünkü artık MHP küçük ortak olmaktan farklı anlamlar taşıyor, sağ seçmene alternatif olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.  Yeni sistemle ortaya çıkan İttifak formülünde kazanan iki partiden biri MHP. Adana ve Mersin’de çuvallasalar da kendilerini tebrik etmek lazım.

İttifak formülünün kazanan ikinci partisi, ana muhalefet partimiz CHP…

24 Haziran’da İYİ Parti’yle girdiği ittifak sayesinde senelerdir vekil çıkaramadığı Elazığ’da bile vekil çıkarmış, pek çok yerde de oy oranının üstünde milletvekilliği kazanmıştı. 24 Haziran’a CHP tek başına girmiş olsaydı ve aldığı oyun aynısını alsaydı 146 değil, 124 vekil çıkaracaktı. 24 Haziran’daki ittifak CHP’ye 22 vekil kazandırmıştı. 31 Mart’taki kazancı ise çok daha büyük oldu. Senelerdir süren talihsizliğini bu ittifak sayesinde kırdı ve merkez sağdan oy alabildi. İttifak ortağı İYİ Parti’nin sağdan getirdiği oylar sayesinde Türkiye genelinde hem oyu 30’u aştı hem de belediye sayısı 21’e yükseldi. Türkiye’nin 3 büyük kentinin tamamına sahip oldu. 1999 Ecevit galibiyetinin ardından sosyal demokratlar CHP’yle en büyük galibiyetini yaşadı.

CHP’yi Analiz ederken Ekrem İmamoğlu hakkında birkaç laf söylemeden geçmek haksızlık olacak. 1 Nisan itibariyle Türkiye’de Ekrem İmamoğlu markası var. Ekrem İmamoğlu mükemmel bir kampanya yürüttü. Sandığını bırakmadı, gözleri kendisinde olan milyonları sahipsiz bırakmadan lider gibi davranmayı bildi. İddia ediyorum ki bugün CHP’nin manevi lideri Ekrem İmamoğlu olmuştur. Bugünden itibaren Ekrem İmamoğlu siyasetimizin en güçlü aktörlerinden biridir. Ekrem İmamoğlu 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin potansiyel adayıdır, potansiyel Türkiye Cumhurbaşkanıdır. Geleceğin umut vadeden liderlerinden biridir. İmamoğlu rüzgarı, İnce rüzgarını da bitirmiştir. Bugün CHP’de olası bir genel başkan değişimi olsa bile potada Muharrem İnce değil, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olacaktır. Hakkıdır da…

Umut ediyorum CHP ittifak sayesinde elde ettiği bu başarıyı, ittifak ruhuyla değerlendirmeyi başarır. Umut ediyorum CHP seneler sonra eline geçirdiği en büyük fırsatı değerlendirmesini bilir. Yoksa malumunuz bir 20 sene garanti cezalandırılacaklar…

Hepiniz mutlaka bir tanesini tanımışsınızdır bazı insanlar vardır, alttan alttan sağlam çalışıp işin başarılmasına tarifsiz katkı sağlarlar. Ama sonra sahnede görünür yerlerde olmazlar. İYİ Parti 31 Mart 2019’da bu rolü üstlenmiş görünüyor. Bugün Millet İttifakının ortağı CHP 10’a yakın yeni şehir kazanmışsa ve bu iller ülkemizin mega kentleriyse bu zaferin görünmez mimarı İYİ Parti’dir. Sağdan peşine takıp getirdiği tabanıyla CHP’nin başkan adaylarına tam destek sağlamıştır. Bu sayede CHP şimdiye kadar hiç alamadığı sağ oyu hanesine yazdırmıştır. Ayrıca İYİ Parti çoğu dev ilde seçime girmemiş olmamasına rağmen mevcut sonuçlara göre %7,51 oyla MHP ve HDP’yi de ardında bırakarak oy oranına göre Türkiye’nin 3.büyük partisi konumuna yükselmiştir.

Bu sonuçlara göre İYİ Parti’nin partiye sadık hemen hemen %11-12’lik bir taban oluşturduğunu söylemek mümkün, siyasi hayatına zorlanarak da olsa devam edeceğini görebiliyoruz. Türkiye’de İYİ Parti için çalışmış tüm gönüllüleri kutlamak lazım. CHP’lilerin de İYİ Partilileri el üstünde tutması lazım.

Lakin her ne olursa olsun İYİ Parti’nin hiçbir ilde galip gelememesi ve sadece 18 ilçe belediyesiyle seçimi kapatması hayal kırıklığıdır. Yapılması gereken ‘’Öldük, bittik !’’ moduna girmek değildir ama şapkayı öne çıkarıp durumu gözden geçirmek de elzemdir. Saadet’in tek başına katılıp ülke genelinde 12 belediye başkanlığı kazandığı seçimde İYİ Parti’nin CHP’yle güçlerini birleştirip 18 belediye alması partililere nasıl açıklanacak ?

Görünen o ki İYİ Parti kurmayları ittifak görüşmeleri esnasında doğru yol izleyememiş. İYİ Parti’ye bırakılan iller, ilçeler yanlış tercihlermiş. Keşke İYİ Parti’ye 17 tanesinde boşa kürek çekeceği 22 tane il bırakılmasaydı. Kazanacağı 3 il bırakılsaydı. İYİ Parti’ye 100 küsür ilçe bırakılmasaydı, kesin kazanacağı 40 ilçe bırakılsaydı. Son zerresine kadar gücünü veren, büyük kentlerin kazanılması için sandığa alın terini damlatan ittifak için stratejik önemi tartışmasız olan İYİ Parti’ye 2-3 tane garanti il ve 30-40 tane garanti ilçe bırakmak gerekmez miydi ? Az olsaydı ama öz olsaydı daha iyi olmaz mıydı ? 22 İlde, 100 küsür ilçede yarışmamız bize ne kazandırdı ?

Eğer bugünkü tablo İYİ Parti kurmaylarının nadide eseriyse, kurmaylar partililerin ses çıkarmasını beklemeden üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Ama yok bu durum ittifak ortağımızdan kaynaklanıyorsa da tabanın gayet memnuniyetle sürdürdüğü ittifakın sağlığı için iki partinin adımlarını, tavırlarını, duruşlarını gözden geçirmesi şarttır. 31 Mart sonuçlarına göre Millet İttifakında büyük ortak, küçük ortak yoktur. Hassasiyetle davranılmalıdır.

Doğu sonuçları diyor ki 24 Haziran’da başlayan duraklamanın HDP için artarak devam ediyor. HDP Doğu’da sahip olduğu 2 ili kayyumlara kaptırdı. Cumhurbaşkanının kararnameyle atadığı başkanlar halkın oyuyla seçilmiş başkanlar oldu. HDP Batı’daki çoğu ilde aday göstermedi. Bu yüzden ülke genelindeki oy oranı hakkında konuşmak isabetli olmaz ama Doğu bölgesine baktığımız zaman çok da başarılı olamadığını görüyoruz. Doğu’da siyaset yeniden şekilleniyor. AKP 2015’ten bu yana varlık gösteremediği Doğu’da yeniden güçleniyor. Tabii burada HDP’nin terörle arasına mesafe koyamaması, Kürt kardeşlerimizin kentlerdeki taleplerine etkili dönüşler yapamaması etken. Doğu’daki duraksamanın geri çevrilmemesi ve emanet Batı oylarının düşmesi halinde sıradaki genel seçimlerde HDP ilk kez baraj sorunu yaşayabilir…

Özellikle Şanlıurfa, Adıyaman ve Ordu’da büyük beklentiyle seçime katılan Saadet Partisi 24 Haziran’daki %1,43 oyunu, %2,77’ye çekerek epey artırsa da 2014’e göre 7 belediye kaybetti. 30 Mart 2014’ü 19 belediyeyle tamamlayan Saadet, 31 Mart 2019’u 12 belediyeyle tamamladı. Şanlıurfa’da nefes keseceği öngörülen yarışta Saadet beklenen performansı veremedi. Adayı Cevheri %38’lerde kalırken, AKP oyunu %60’lara taşıdı. Daha önce de olduğu gibi Saadet’e büyük ilgi gösterilse de, Saadet adayları gecelerini gündüzlerine katsa da bekledikleri sıçrayışı gösteremediler. 31 Mart’ın ardından Saadet’te nasıl bir yol haritası görünecek ? İnanın ben de merak ediyorum…

CHP’den yaptığı transferlerle, genel başkanı Önder Aksakal’ın enteresan çıkışlarıyla seçim döneminin AKP’den sonra en çok konuşulan partisi DSP 4 belediye kazanabildi. Son seçimde aldığı %0,07’lik oranı %1,02’ye çekerek 2009’dan bu yana ilk kez %1’i geçebilmiş olsalar da belediyelerde atılım yapamadılar. En büyük umutları Şişli adayları Mustafa Sarıgül beklediklerinin çok altında kaldı. Aynı şekilde kazanacaklarını iddia ettikleri Avcılar’da %0,79 oy aldılar. Üsküdar Güven Hokna’yla gülümsetmişti, %1’lik sonuç elde edildi. Bana soracak olursanız DSP 10 sene sonra ‘’Ben de varım !’’ diyebildi, oyunu artırdı. %0’dan %1’e geldi. Eğer teşkilatlar bu seçim yaptıkları gibi sadece seçime 2 ay kala uyanırlar da seçim kazanmaya kalkarlarsa %1’den daha iyi oyu zaten bulamazlar. Ama üstteki ölü toprağı silkelenirse, teşkilatlar yenilenirse ve sıradaki seçime şimdiden çalışılmaya başlanırsa ben DSP’nin CHP’den memnun olmayan sol görüşlü seçmenlere ciddi alternatif olabileceğini düşünüyorum.

Mersin’deki rezaletten sonra Ayfer Yılmaz’la yarışa iddialı giriş yapan Demokrat Parti ülke genelinde oyların %0,82’sini aldı. Son seçime göre yaklaşık 320-330 bin oy arttırdı. Oyunu 400 bine yaklaştırdı. Açıkçası ben Demokrat Parti’nin DSP’nin önüne geçebileceğini hatta oy oranı noktasında ufak sürprizler yapabileceğini düşünüyordum çünkü ülkemizin belli bölgelerinde kırata hala sempati var diye düşünüyordum. Ama öyle olmadı. En iddialı olduğu Mersin’de bile %12,21 alarak seçimi üçüncü sırada tamamladı. 400 Bin oyun 130 binin sırf Mersin’den geldiğini göz önünde bulundurursak oy artırmış olsa da umduğunu bulamamıştır. Ama Balıkesir için ve tatilciler için önemli olan Ayvalık’ı kazanarak gülümsetti o ayrı ! Kırat toplamda 3 belediyeyle seçimi bitirdi. 2014’te 14 belediye kazanmışlardı. Oyu arttı ama belediyesi azaldı. Kırat şahlandı mı şahlanmadı mı siz karar verin.

31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçimiyle Türkiye’de yeni bir süreç başlıyor. Uzun zaman sonra mega kentlerin, lokomotif şehirlerin çoğunluğunda yeni belediyecilik anlayışı göreceğiz. Umut ediyorum belediye başkanları ne kadar tarihi bir döneme giriyor olduğumuzun farkındalardır. Burada yapılacak hatalar bir 25 seneye daha mal olabilir. Aman diyeyim bak geldikleri zaman gönderemiyoruz sonra !

Başkanlık sistemi de güvenoyunu alamadı. Başkanlık sisteminin meşruiyeti ilerleyen süreçte mutlaka muhalefetin üzerinde duracağı bir konu olacak. Başkanlık sisteminin akıbeti gündeme mutlaka getirilecek. Ve bana soracak olursanız bu sonuçlara göre başkanlık sistemi Türkiye’de uzun ömürlü olmayacak.

Hem iktidar cephesinden hem de güçlenmiş muhalefetten en büyük beklentimiz kutuplaşmaya son vermeleri..

Dün bu ülkeye yakışmayacak manzaraları izledi tüm dünya. Oylara saldıran sandık görevlileri mi istersiniz, sandık görevi esnasında katledilen müşahitler mi istersiniz ? İnanın 17 senedir iktidar olma şerefine nail olmuş bu hareketler partiye hiç yakışmıyor. Sorumlu AKP’liler ve Anadolu Ajansı bu milletin yüzüne bir daha nasıl bakacak ? Dün veri girişinin durduğu o 6 saat, milletin vicdanını yaraladı. Binalı Yıldırım başkan olarak çıksaydı o sonuçlar balkon konuşmasına yetişecek miydi yetişmeyecek miydi ? Bu çiğ hareketler hiç yakışık alıyor mu ? Devletimizin başbakanlığını, meclis başkanlığını yürütmüş AKP’li olmayanların bile saygı duyduğu Binali Yıldırım’a bu skandala karışmak yakıştı mı ? Ben kendisinden İmamoğlu’nu tebrik edip seçmenini sandıktan çıkan karara saygı duymaya davet etmesini bekliyordum ama o sonuç belliyken halen süreci uzatmanın, kutuplaşmayı derinleştirmenin peşinde.

Kimse kaybetmiş değildir, umut, özgürlük ve adalet kazanmıştır. Değişimler her zaman anlamlıdır, farklı renkler, farklı sesler düşün dünyalarını geliştirir. Bakış açımızı genişletir. Değişimin herkese fayda sağlayacağına inancım tam. İktidar cephesinden dillerine pelesenk ettikleri ‘’Milli İrade’’ye saygı duymayı öğrenmelerini rica ediyorum. Muhalefeti de rehavete kapılmadan her zamankinden çok gayret etmeye davet ediyorum. Her iki tarafı da artık kavga değil, dostluk siyaseti yapmaya davet ediyorum.

Mart’ın sonu bahar oldu, Türkiye İYİ oldu. Sevin Türkiye, sevin !

Son Yazılar