ÜLKÜCÜ HAREKET İYİLER KERVANIYLA BÜTÜNLEŞİYOR
Abdullah Alagöz

Abdullah Alagöz

İYİ Bir Türkiye İçin

ÜLKÜCÜ HAREKET İYİLER KERVANIYLA BÜTÜNLEŞİYOR

04 Aralık 2018 - 10:55

ÜLKÜCÜ HAREKET İYİLER KERVANIYLA BÜTÜNLEŞİYOR

 

Türk tarihine yöne veren, Tarih boyunca geniş coğrafyalarda hüküm süren, Türk Cihan hakimiyeti mefkuresini daha ilerilere götürme uğruna can veren, kan veren bir ruhun adıdır ülkücü hareket.

40 Çerisi ile Çin sarayını basan, Çinlilere koca Çin seddini yaptıran gücün adı ülkücü harekettir. Osmanlı enkazı üzerinde Cumhuriyeti kurarak Türk’ün esaretten gün ışığına çıkmasını sağlayan güçtür ülkücü hareket.

20. yüzyıl başlarında başlayan ve bütün dünyaya salgın gibi yayılan komünizm tehlikesini ülkemizde bertaraf eden o şanlı mücadelenin adı ülkücü harekettir.

Ülkücü hareket; Türk milletini muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarabilmek için, bilim, teknik, spor, sanat, edebiyat vs. gibi alanlarda Türk aydınlanması için hedefe kilitlenmenin ülküsüdür.

Ülkücü hareketin ebedi başbuğu Alparsan “TÜRKEŞ Ülkücülüğümüz; Türk milletini en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek; bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.” Demekteydi.

Rahmetli Galip Erdem hocamızda;

“Kalabalığın nazarında o, zavallı bir hayalperesttir. Olmayacak fikirlerin rüyasına dalmış öylece uyumakta, başkalarını da uyumaya teşvik etmekte…

Bir gün fikirlerinin gerçekleştiği görülse bile, Ona hiç kimse “aferin” demez. Üstelik, “böyle olacağı zaten belli idi” buyurulur.

Evet, ülkücünün hem görevi hem de çevresinde nasıl algılandığını bu iki tarihi hakikat, adeta ülkücünün ruh dünyasını da özetlemektedir.

Ülkücü hareketin bu üstün meziyetleri maalesef her dönemde birileri tarafından hep istismar edildi, başka mecralara çekildi. 1950’lerden itibaren komünizmle mücadele adı altında ülkücülerin vatanın kızıl emperyalizme kurban gitmemesi adına verdikleri şanlı mücadele derin yapıların hedefine ulaşmak için kullanılma gibi bir olguyla dönüştürüldü. 1980 ve öncesi dönem hep bu çerçevede değerlendirilirse inanıyorum çok farklı bir tabloyla da karşılaşılacaktır.

Ülkücülerin Türk milleti adına verdikleri mücadele zaman içinde öznesi Türk milleti olmayan ve farklı ritüellerin devreye girdiği, Türk milletinden kopuk, başka mahfillere hizmet eden bir mücadeleye dönüştü.

2000 ‘li yılların başından itibaren ülkücü hareketin mücadelesi kaynağı bilinmeyen mahfiller olan bir operasyon hareketine dönüştü. Bu süreç için alınan radikal kararlara bakarsak hiçbirinde ülkücü hareketin iradesi, beklentisi ve tasvibi yoktur. Bugün ülkücü hareketi temsil ettiği iddia edilen partinin geldiği noktada, vücut bulduğu fikir ikliminden zerre kadar bir iz olmadığı gibi ülkücü hareketin hissiyatınında bir zerresi yoktur.

Ülkücü hareketin ŞAHSİYETÇİLİK gibi olmazsa olmazlarında biri olan umdesi ayaklar altına alınarak insanları kapıkulu gören bir marazi zihin işgalindedir. Ülküleri iğfal edilmiş, Kızılelmaları, Amasya elmasına dönmüş, Türklüğün iflah olmaz muarızlarıyla koltuk uğruna kutsalları meze yapmış bir zatın hezeyanlarına bırakılmış koca bir dava…

Aslolan Türk milletidir diyen bir anlayıştan hala Türk milleti, devleti, vatanı ve bayrağı diyemeyen bir zata biat etmiş zatı sani’nin olmayan hikmetlerinden medet umman zavallı bir kitle…

Ülkücü hareket; zihinlerine vurulmak istenen kahpe zincirleri kıracaktır ve kırmalıdır da. Ülkücü hareketin öznesi, referansı ve kaynağı sadece Yüce Türk milletidir.

Ülkücü hareket, demokrasi, STK’lar ve ferdi hürriyetler noktasında Türk milliyetçiliğinin bu değerlerle birlikte ancak bir anlam ifade edebileceğini yaşadığı acı tecrübelerden de ders çıkararak karar vermelidir.

Ülkücü hareket, şeffaf, hesap verebilir, hukukun üstünlüğüne inana bir zihni formasyona sahiptir. Ülkücü hareketi ebcetli hesaplar peşinde koşan, kültürel gecikmeye uğramış zihniyetlerle arasına mutlaka mesafe koymalıdır.

Kısacası ülkücü hareket, tamamen sivil, demokratik ve hukuka bağlı  Türk milletinin milli bir refleksidir. Ülkücü hareket, her türlü marjinal anlayışlardan ve istismar noktalarından kurtularak özüne hızla dönüyor. Konuştuğumuz her ülkücü, demokrasi, şahsiyetçilik hukuk devleti ve meşruiyet içinde mücadeleden bahsetmektedir. Ülkücüler ayrık otlarını içlerinden atarak özüne dönmeye hızla devam etmektedirler. Bu dönüş Türk’ün kıyama kalkmasıdır.

Bu kıyam ülkücü hareketin vücud getirdiği, onla bütünleştiği ve 81 milyon vatan evladıyla kucaklaşarak iktidara yürüdüğü İYİ PARİTİ’ dir. Evet, hem ülkücü hareketin hemde İYİ PARTİ’nin kıyama kalkışına sadece şahit olmayın, onlarla birlikte bu kutsal yürüyüşte bulunun can dostlarım.  31 Mart akşamı İYİ PARTİ cesurlar hareketi ile   haramzadeleri geldikleri dehlizlere gönderdikleri güne aziz milletimiz  ve dava arkadaşlarımız birlikte şahit olacaktır. 

Bu yazı 541 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar