TÜRKÇÜLÜĞE FARKLI BİR YAKLAŞIM
Abdullah Alagöz

Abdullah Alagöz

İYİ Bir Türkiye İçin

TÜRKÇÜLÜĞE FARKLI BİR YAKLAŞIM

06 Mayıs 2019 - 17:48

TÜRKÇÜLÜĞE FARKLI BİR YAKLAŞIM
Türk milletinin asırlar sonrasını etkileyecek, milli direncini kıracak olan Çaldıran savaşıdır. (1514) O dönemde ortaya çıkan batınilik hareketleri, mezhep çatışmaları Osmanlı devletinin doğusunu düzensiz hale sokmuştu. Haklı olarak Osmanlı devleti bu tehlikeyi bertaraf etmek zorundaydı. Ancak bu savaş iki Türk boyunun hakimiyet savaşının ötesine geçecek olan kırılmalara sebep oldu. Doğu’da Türk milletini belirleyen unsur Şiilik,Osmanlı’da da Türk milleti belirleyen unsur Sünnilik olmaya başladı. Akabinde Mercidabık (1516) ile Ridaniye (1517) savaşıyla birlikte getirilen Arap alimlerle devlet politikasında milli şuur yerini Arap bedevizmine bırakmaya başladı. 
*
Bu anlayış Osmanlı devletinde bilim dili Arapça, Edebiyat dili Farsça ve halk dili Türkçe olacak şekilde asırlarca devam eden bir uygulamaya dönüştü. Öyle bir noktaya gelindi ki bir İstanbul beyefendisine “Türk demek” hakaret kabul edilir oldu. 
*
Osmanlının yıkılma sürecine kadar Tür milletini hakir görme, milli şurunu ayrıştırıcı kabul etme hastalığı her alanda kendini göstermeye devam etti. “Hasta adam” döneminde yıkılmak üzere olan Osmanlı devletinin derdine deva olması için Osmanlıcılıköne çıkarıldı. Ancak bu ilaçta derde deva olmadı. Gayrı Müslimlerin çoğu Fransız ihtilali ile başlayan milliyetçilik hareketlerinden etkilenerek bağımsız olmaya devam ediyorlardı. 
*
Yine Müslüman kitleyi bir arada tutmak için  çözüm olarak İslamcılık  öne çıkarıldı. Teori, ile yaşanılan gerçeklerin örtüşmediğini Galiçya da, Yemen’de, Afrika’da ve en son Medine savunmasında Türk milleti gördü. 
*
Rumeli Türklüğü başta olmak üzere bilimsel Türkçülük ile ilgili çalışmaları da bu süreçte görmeye başladık. Kurulan Türk ocağı ve onun yayın organı Türk yurdu ile başlan dilde aydınlanma süreci kısa sürede şiirle, hikaye ve romanlarla milli şuurun adeta kıyama kalkması için uygun bir iklim oluşmaya başladı. Çanakkale Savaşları arkasından Kurtuluş Savaşı Göktürklerden sonra Türk adıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağladı. 
*
Osmanlı enkazı üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve kurucular Türk milliyetçiliği felsefesini şiar edinmiş şahsiyetlerdi. Yusuf Akçura, Ziya Gökalp hatta atamız Bilge kağandan gelen kültürel kodları devlet eliyle vücuda getirdiler. 
*
Atatürk ve silah arkadaşları, batıda olduğu gibi bir Türk Rönesans’ını hedefliyorlardı. Dilde, Edebiyatta, Dinde, Ahlakta, Siyasette, ekonomide ve sanatta Türkçü bir medeniyetin temellerini atıyorlardı. 
*
Dünyayı Türkçe okuma, anlama, anlamlandırma ve Türk medeniyeti tasavvurunu bu ana unsurlar üzerinde inşa etmeyi düşünüyorlardı. Bütün bu hedeflere uylaşabilmenin yolu ’da Cemaat, tarikat ve aşiret denile milletleşme önce yapıların çözülmesi ile gerçekleşeceği düşünülerek ona göre çözümler üretiliyordu. 
*
Atatürk’ün vefatıyla birlikte ikinci dünya harbinin Türk devletini sıkıştırması sonucunda hem Hitler Almanya’sı için hem de Komünist Rusya için Türkçülük olumlu karşılanmaz anlayışı devleti yönetenler tarafında kabul edilerek sosyalist zihniyetin Köy enstitüleriyle başlayan ve Türkçü aydınların cadı avına dönüşen işkenceleriyle 3 Mayıs 1944 ‘dü Türk evlatları yaşadı. O Günün milli şefi Marksistlere şirin görünmek için devlet politikasında yüz seksen derece dönüş yaparak devletin kuruluş amaçlarını çiğnedi. Nihal Atsız ve arkadaşları tabutluk denilen işkence hanelerde her türlü zulme maruz bırakıldı, gençler dövüldü, okullarından atıldı. 
*
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkçülük damarı siyaset arenasında kısa sürede yerini almaya başladı. Cennet mekan Başbuğ Alparslan Türkeş liderliğinde MHP yıllarca bu damarın toplumda karşılık bulması ve kızıl elma ülküsünün hedefleri için cansiperane çalıştı. Başbuğun vefatıyla birlikte MHP asli görevi olan Türkçülükten koparak birilerinin operasyon hareketine dönüştü. 
*
Ve bugün Yavuz ile başlayan Türklüğü ikinci plana atarak Arap bedevizmini başat güç haline getirme çabasının öncülüğünü AKP yapmaktadır. T.C ibarelerinin kaldırılması, köy, belde, ilçe adlarının değiştirilmesi, andımızın yasaklanması tarihin tekrar tekerrür ettiğini göstermektedir. AKP’nin Türklüğü bu coğrafyada, Devlet kademelerinde, insan zihninde başat güç olmaktan çıkarması süreci en şiddetli şekilde devam etmektedir. Bugün Suriyeliler dahil vatana yerleştirilen Arap ve diğer unsurların sayısı 5 milyonun üzerindedir. Bütün bunlar demografik değişikliklerle Türklüğü bu coğrafyada azınlığa düşürme çabasıdır. Türklüğe iki unsur en büyük darbeyi vurmuştur. Marksistler ve sahte İslamcılar…
*
Bugün yaşanılan süreçte muarızlarımız en can alıcı hamlelerini yapmaktadır. Maalesef bu sefer mankurtlaşan MHP’de bu ihanette ortak olmaktadır. Sayın Bahçeli’nin “Türkçüler gününü”,  milliyetçiler günü şeklinde tevil etmesinin gerekçesi de Türklüğe başkaldıran zihniyette verdiği destekle ancak açıklanabilir.
*
Türkçülük Türk’ten yana, Türk’e göre olmaktır. Türkçülük sosyolojik bir aidiyet duygusudur. Kimse de bunu şövenizm gibi saçmalıklarla da izah edemez. 
*
Ne mutlu Türküm Diyene!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar