DUYGUSAL MİLLİYETÇİLİKTEN İLMİ MİLLİYETÇİLİĞE GEÇİŞ...
Abdullah Alagöz

Abdullah Alagöz

İYİ Bir Türkiye İçin

DUYGUSAL MİLLİYETÇİLİKTEN İLMİ MİLLİYETÇİLİĞE GEÇİŞ SANCILARI

21 Mayıs 2019 - 10:34

Geçenlerde kadim dostum Mehmet Fatih Dogrucan hocamız haklı olarak duygusal milliyetçilik ile rasyonel milliyetçilik ayırımı ile dikkati bu noktaya çekmişti. Hocamız çok haklıydı. Türkiye’nin geçtiği bu fırtınalı süreçte Türk milliyetçiliği beklentisi sosyal-siyasal şartlardan dolayı ülkede zirve yaparken Türk milliyetçileri neden alternatif olmaktan çok birilerine yamanma gibi bir durumla karşı karşıya kalmaktadırlar?
*
Bu soruya verilebilecek ilmi bir cevap aslında Türk milliyetçiliğinin duygusal yönü ile ilmi yönü arasındaki farkı da gün yüzüne çıkaracaktır.

Türk milliyetçiliği kökü mazide olan ve muhteşem atiyle bağ kuran fikri derinliği ile bütün sistemlerden daha kadim ve dolu bir düşünce sistemidir. Asırlarca Asya steplerinden Balkanların yeşil ovalarına kadar mümbit bir coğrafyada Kızılelma ülküsüyle medeniyetler oluşturmuş, irfan dünyasını insanlıkla buluşturmuş bir anlayışken nasıl oluyor da bu kadar kısırlaşabiliyor?
*
Evet, Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Erol Güngörler ve daha sayamayacağız nice fikir pınarlarının muhteşem çalışmaları sonucunda zirve yapmış Türk milliyetçiliği bugünkü durumunu hiç hak etmiyor. Basit refleks davranışlarına indirgenen bir milliyetçilik yozluğunu yaşamakta kaderimiz olmamalıydı.
*
Öznesi Türk milleti olan milliyetçilik; Türkün tarihi süreç içinde farklı coğrafyalarda kazanarak geliştirdiği Türk’ün dünyayı anlama, algılama ve yorumlama biçimi iken şahıslara, organizasyonlara ve basit etki-tepki refleksine indirgenmiş olmasının yozluğu kadar bilerek özünden uzaklaştırılmasının sancılarını yaşamaktayız. 
*
Türk milliyetçiliğinin fikri temellerden koparılarak duygusal milliyetçiliğe dönüştürülmesinde müesses nizamın operasyonu kadar Türk milliyetçilerinin sorgulama yeteneğinden hızla uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır.
*
Duygusal milliyetçilik yığınlar tarafında kabul gören mevsimlik bir çıkıştır. Kısaca o anlık etkiye sadece verilen bir tepkidir. Hepsi o kadar. 
*
Duygusal milliyetçiliğe en somut örnek olarak MHP’nin içine düştüğü durum ve sözde politik duruşunu gösterebiliriz. 
*
Bu farkı daha somut şekilde anlatabilmek için bazı örnekler vererek konuyu netleştirmek gerekmektedir.
*
Bay Bahçeli; Cumhur ittifakı dışındakilerin hepsi “zillet ve illet ittifakıdır” diyerek toplumun yarısını terörist olarak görme ve toplumu ikiye ayırma zihniyeti duygusal bir milliyetçilikten öteye geçememektedir. 
*
Bay Bahçeli; seçim sürecinde BEKA kavramını diline dolandırarak içi boşaltılmış bu kavramla ÖCÜ oluşturma çabasına girdi. 
*
Kısaca duygusal milliyetçilik; yozlaşmanın, yıkıcı olmanın dili olarak fikri temellerden, aklın prensiplerinden kopuk, yığınların düşünmeden ifade ettiği basit sloganlardan başka bir anlam ifade etmiyor. 
*
Duygusal milliyetçilik sadece bir millette aitte olmayabilir. Bazen bir etnisitenin, mezhebin, cemaatin, ideolojik yapılarında aidiyet duygusuna dönüşebilmektedir. 
*
Bazen karşımıza Menemen olayı, Bazen, Kahramanmaraş ,Sivas, Başbağlar, bazen Fetö terör örgütü, hatta Ortadoğu’daki kardeş savaşı olarak ta yerini alabilir. 
*
Seksen öncesi mücadele her iki taraf içinde duygusal bir milliyetçilik olaraktan sınıflandırılabilir. 
*
Dolayısıyla Duygusal milliyetçilik; yıkıcı, ötekileştirici, fikri temellerden uzak arkaik bir duruşun marazi halidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar